ARA

6 Mart 2015 Cuma

Futbolun Korsanları



Futbolun Korsanları – Sahte Futbolcular




Hangimiz küçükken futbolcu olma hayali kurmadık ki? Uğruna kulüplere mi yazıldık, mahallelerde de mi oynamadık, neler neler yaptık… Ama bizim ulaşamadığımız mevkilere hep başkaları ulaştı. Onlar sürekli bu hayallerinin peşinden gittiler.
Bazıları da bu hayallerini kısa süreliğine de olsa farklı yollarla gerçekleştirdiler. İşte futbolun sahte yüzü, futbolun korsanları:

Togo Forması Giyen Mafyalar
7 Eylül 2010 tarihi için Bahreyn ve Togo ülkeleri bir hazırlık maçı yapılması konusunda anlaşmaya vardılar.  Maçı Bahreyn 3-0 kazandı. Her şey buraya kadar çok normal, peki ya sonra? Gerçek tabi ki anlaşıldı.
Maçtan sonra Togo Spor Bakanı, maçta forma giyenlerin gerçek futbolcular olmadığını, sahada oynayanların mafya ile ilgili bağlantısının olduğunu söyledi. Tam anlamıyla skandal olan bu olay hakkında kimse sorumluluğu üstüne almadı. Gönderilen takımda imzası bulunan Togo’lu yetkili Kodzo Samlan ise görevi Mayıs ayında bıraktığını ve imzanın ona ait olmadığını söylemesi olayı daha da ilginç hale getirdi.
FIFA ise maçın” kendi gözetiminde oynanmadığını “ açıkladı. İşin bir diğer ilginç yanı da gerçek Togo takımı bu maçtan üç gün önce Afrika Kupası eleme maçında Bootswana’yı 2-1 yenmesiydi.
Bir hazırlık maçının fazlası olan bir olay, tarihe büyük bir skandal olarak adını böyle yazdırdı…

Çetin Çiftçioğlu ve Lyon Şakası

Efsane şakacı, o dönem Kanal 7’de programı olan Çetin Çiftçioğlu, çok ilginç bir yöntemle gerçekten şeytanın bile aklına gelmeyecek derecede bir eşek şakası yaparak gazetecileri fena dumur etmişti.
2001 yılında yapılan bu efsanevi şakanın kahramanları Lyon’lu sahte futbolcular. İşi biraz daha açmak gerekirse şaka yapılmayacak kimsenin olmadığını savunan Çiftçioğlu’nun kurbanları, bu kez basın mensupları olmuştu. 24 Eylül günü havaalanından inen sahte futbolcular üstlerine Lyon kıyafetleri giymiş, Fransızca konuşan tiplerdi. Sahte bir teknik direktör ve birde malzemeciden(o da Çetin Çiftçioğlu) oluşan grup daha sonra anlaşıldığı üzere Sirkeci’de işportacılık yapan Ganalılar’dı. Aynı saatlerde uçağı inen gerçek Lyon’lu futbolcularıysa çeken çok az sayıda basın mensubu olmuştu.
Bu olaydan sonra UEFA yetkilileri durumu öğrenerek, maça Kanal 7 basın mensuplarını almamıştı.

En İlginç Hikaye -  Ali Dia!!

Greame Souness’i herhalde ülkemizde tanımayan yoktur. Bir dönem Galatasaray’ı da çalıştıran Souness olayımızın baş aktörlerinden. Nasıl mı? İşte anlatayım:
Souness, Southampton’ın başındayken bir telefon alır. Arayan, Milan’ın efsane oyuncusu George Weah’tır. Weah, Souness’e kuzeninden bahseder, onun çok yetenekli olduğunu milli takımda da maçlara çıktığını falan anlatır. İkna olan Souness, Dia ile 1 aylık sözleşme yapılmasını ister.
Antrenmana çıkan Dia’nın pekte iyi bir futbolcu olmadığı görülmektedir. Yalnız ona Rezerv takımda şans vermek isteyen Souness, adını Arsenal ile oynanacak maçın kadrosuna yazar. Ancak şans bir kez daha Dia’ya güler ve maç aşırı yağış nedeniyle iptal olur.
Ama Dia’nın Southampton macerası burada bitmez.  23 Kasım 1996 yılında, bu forma altında ilk ve son kez maça çıkar. Bu bir lig maçıdır ve çoğu futbolcu herhalde Premier Lig’de oynamanın hayalini kurar. Bir tezgâh sonucu Dia bu şansa erişir. Maçın 32. Dakikasında Le Tissier’in yerine 33 numaralı formasıyla oyuna girer. Ama o kadar kötü oynar ki maçın 53. Dakikasında oyundan alınır. Ama şans eseri, bir de gol pozisyonuna girer.
Tabi ki yalancının mumu yatsıya kadar yanar. Gerçek çok geçmeden ortaya çıkar. Dia aslında Weah’ın kuzeni falan değildir. O gün Souness’i arayan Dia’nın bir arkadaşıdır. Amaç aslında Dia’nın ülkesi Senegal’den kaçıp İngiltere’ye gelmesi ve orada okumak istemesidir. Zira Northumbria Üniversitesi’nde okuyan Dia 2001 yılında işletme mezunu olur.
1996 yılından sonra 1997 yılında Gateshead adlı amatör takımda forma giyen Dia 2 gol atmayı başarır. Ama yeteneksizliğinden dolayı en kötü forvet listelerinin İngiltere’de ki başucu ismidir.

Merak edenler buradan olayı izleyebilirler:
http://www.youtube.com/watch?v=PyI-OfT7zYM

Bir Türk İsim..
Böyle bir liste yapıp da listede bir Türk’ün olmaması herhalde çok ilginç olurdu.
2011 yazı hepimiz için çok heyecanlı geçen bir yazdı. Gururumuz, Dortmund’da harika bir sezon geçiren Nuri Şahin, Dünyanın en iyi takımlarından biri olarak gösterilen Real Madrid’e imza atıyordu. Bu yetmiyor, Bayern ile sözleşmesi sona eren Hamit Altıntop’ta Real Madrid’in yolunu tutuyordu. İyice gaza gelmiş haldeyken, bizim medyada gaza geliyor…

1994 yılında doğan genç yetenek, Real Madrid’in yolunda diye haberler ortaya çıkmaya başladı. Herkes bu genç ismi merak ediyordu. İsmi Mete Serdar Çoban olan bu genç sol ayak, ‘Sol ayaklı Maicon’ olarak gösteriliyordu. West Ham ve Galatasaray altyapılarında oynayan Mete, son olarak Inter altyapısında görülüyordu.
Olay o kadar çok iyi hazırlanmış ki, internette arama yaptığınız zaman Mete ile ilgili gol attığına dair videolar, ona ait bir facebook hesabı falan çıkıyordu.
http://www.youtube.com/watch?v=P98ICFjfLcI bu videoda tüm gollerin kaynaklarının nereden geldiğini bulabilirsiniz. Hep Inter forması ile gol atan isimlerin gollerini alıp bir video klip hazırlamış. Çıkan fotoğraflar ise ya Fabregas’ın ya da Arnautovic’in.
Tabi ki gerçek geç anlaşıldı. Ondan önce neler mi yaşandı? Gülmek için hazır olun..:
Sadece Türk basınına mı konu oldu dersiniz? Hayır, Marca bile kendisi ile ilgili haber yaptı. Buyrun:

http://www.marca.com/2011/06/11/futbol/equipos/real_madrid/1307783640.html

Daha sonra gerçekler, Antu’lu bir arkadaşın Inter’e mail atmasıyla ortaya çıktı. Sonra da soruşturma falan açıldı.
Bu olay 2011 yılında gerçekleşti. Ali Dia olayı ise 1996. Yıllar değişse de, teknoloji ilerlese de insanlar bir şekilde gerçekten kandırılabiliyor. Mete, Real’e transfer olmadı belki ama bu olay ile basınının ne kadar ‘araştırmacı’ olduğunu gösterdi.

**
Mertcan GÖK

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder