Futbolun Korsanları –
Sahte Futbolcular
Hangimiz küçükken futbolcu olma hayali kurmadık ki? Uğruna
kulüplere mi yazıldık, mahallelerde de mi oynamadık, neler neler yaptık… Ama
bizim ulaşamadığımız mevkilere hep başkaları ulaştı. Onlar sürekli bu hayallerinin
peşinden gittiler.
Bazıları da bu hayallerini kısa süreliğine de olsa farklı
yollarla gerçekleştirdiler. İşte futbolun sahte yüzü, futbolun korsanları:
Togo Forması Giyen
Mafyalar
7 Eylül 2010 tarihi için Bahreyn ve Togo ülkeleri bir
hazırlık maçı yapılması konusunda anlaşmaya vardılar. Maçı Bahreyn 3-0 kazandı. Her şey buraya kadar
çok normal, peki ya sonra? Gerçek tabi ki anlaşıldı.
Maçtan sonra Togo Spor Bakanı, maçta forma giyenlerin gerçek
futbolcular olmadığını, sahada oynayanların mafya ile ilgili bağlantısının
olduğunu söyledi. Tam anlamıyla skandal olan bu olay hakkında kimse sorumluluğu
üstüne almadı. Gönderilen takımda imzası bulunan Togo’lu yetkili Kodzo Samlan
ise görevi Mayıs ayında bıraktığını ve imzanın ona ait olmadığını söylemesi
olayı daha da ilginç hale getirdi.
FIFA ise maçın” kendi gözetiminde oynanmadığını “ açıkladı. İşin
bir diğer ilginç yanı da gerçek Togo takımı bu maçtan üç gün önce Afrika Kupası
eleme maçında Bootswana’yı 2-1 yenmesiydi.
Bir hazırlık maçının fazlası olan bir olay, tarihe büyük bir
skandal olarak adını böyle yazdırdı…
Çetin Çiftçioğlu ve
Lyon Şakası
Efsane şakacı, o dönem Kanal 7’de programı olan Çetin
Çiftçioğlu, çok ilginç bir yöntemle gerçekten şeytanın bile aklına gelmeyecek
derecede bir eşek şakası yaparak gazetecileri fena dumur etmişti.
2001 yılında yapılan bu efsanevi şakanın kahramanları
Lyon’lu sahte futbolcular. İşi biraz daha açmak gerekirse şaka yapılmayacak
kimsenin olmadığını savunan Çiftçioğlu’nun kurbanları, bu kez basın mensupları
olmuştu. 24 Eylül günü havaalanından inen sahte futbolcular üstlerine Lyon
kıyafetleri giymiş, Fransızca konuşan tiplerdi. Sahte bir teknik direktör ve
birde malzemeciden(o da Çetin Çiftçioğlu) oluşan grup daha sonra anlaşıldığı
üzere Sirkeci’de işportacılık yapan Ganalılar’dı. Aynı saatlerde uçağı inen
gerçek Lyon’lu futbolcularıysa çeken çok az sayıda basın mensubu olmuştu.
Bu olaydan sonra UEFA yetkilileri durumu öğrenerek, maça
Kanal 7 basın mensuplarını almamıştı.
En İlginç Hikaye
- Ali Dia!!
Greame Souness’i herhalde ülkemizde tanımayan yoktur. Bir
dönem Galatasaray’ı da çalıştıran Souness olayımızın baş aktörlerinden. Nasıl
mı? İşte anlatayım:
Souness, Southampton’ın başındayken bir telefon alır.
Arayan, Milan’ın efsane oyuncusu George Weah’tır. Weah, Souness’e kuzeninden
bahseder, onun çok yetenekli olduğunu milli takımda da maçlara çıktığını falan
anlatır. İkna olan Souness, Dia ile 1 aylık sözleşme yapılmasını ister.
Antrenmana çıkan Dia’nın pekte iyi bir futbolcu olmadığı
görülmektedir. Yalnız ona Rezerv takımda şans vermek isteyen Souness, adını
Arsenal ile oynanacak maçın kadrosuna yazar. Ancak şans bir kez daha Dia’ya
güler ve maç aşırı yağış nedeniyle iptal olur.
Ama Dia’nın Southampton macerası burada bitmez. 23 Kasım 1996 yılında, bu forma altında ilk
ve son kez maça çıkar. Bu bir lig maçıdır ve çoğu futbolcu herhalde Premier
Lig’de oynamanın hayalini kurar. Bir tezgâh sonucu Dia bu şansa erişir. Maçın
32. Dakikasında Le Tissier’in yerine 33 numaralı formasıyla oyuna girer. Ama o
kadar kötü oynar ki maçın 53. Dakikasında oyundan alınır. Ama şans eseri, bir
de gol pozisyonuna girer.
Tabi ki yalancının mumu yatsıya kadar yanar. Gerçek çok
geçmeden ortaya çıkar. Dia aslında Weah’ın kuzeni falan değildir. O gün
Souness’i arayan Dia’nın bir arkadaşıdır. Amaç aslında Dia’nın ülkesi
Senegal’den kaçıp İngiltere’ye gelmesi ve orada okumak istemesidir. Zira
Northumbria Üniversitesi’nde okuyan Dia 2001 yılında işletme mezunu olur.
1996 yılından sonra 1997 yılında Gateshead adlı amatör
takımda forma giyen Dia 2 gol atmayı başarır. Ama yeteneksizliğinden dolayı en
kötü forvet listelerinin İngiltere’de ki başucu ismidir.
Merak edenler buradan olayı izleyebilirler:
http://www.youtube.com/watch?v=PyI-OfT7zYM
Bir Türk İsim..
Böyle bir liste yapıp da listede bir Türk’ün olmaması
herhalde çok ilginç olurdu.
2011 yazı hepimiz için çok heyecanlı geçen bir yazdı.
Gururumuz, Dortmund’da harika bir sezon geçiren Nuri Şahin, Dünyanın en iyi
takımlarından biri olarak gösterilen Real Madrid’e imza atıyordu. Bu yetmiyor,
Bayern ile sözleşmesi sona eren Hamit Altıntop’ta Real Madrid’in yolunu
tutuyordu. İyice gaza gelmiş haldeyken, bizim medyada gaza geliyor…
1994 yılında doğan genç yetenek, Real Madrid’in yolunda diye
haberler ortaya çıkmaya başladı. Herkes bu genç ismi merak ediyordu. İsmi Mete
Serdar Çoban olan bu genç sol ayak, ‘Sol ayaklı Maicon’ olarak gösteriliyordu.
West Ham ve Galatasaray altyapılarında oynayan Mete, son olarak Inter
altyapısında görülüyordu.
Olay o kadar çok iyi hazırlanmış ki, internette arama
yaptığınız zaman Mete ile ilgili gol attığına dair videolar, ona ait bir
facebook hesabı falan çıkıyordu.
http://www.youtube.com/watch?v=P98ICFjfLcI
bu videoda tüm gollerin kaynaklarının nereden geldiğini bulabilirsiniz. Hep
Inter forması ile gol atan isimlerin gollerini alıp bir video klip hazırlamış.
Çıkan fotoğraflar ise ya Fabregas’ın ya da Arnautovic’in.
Tabi ki gerçek geç anlaşıldı. Ondan önce neler mi yaşandı?
Gülmek için hazır olun..:
İbretlik bir röportaj: http://www.ajansspor.com/futbol/ingiltere/h/20100226/iste_sol_ayakli_turk_maicon.html?ref=flas
http://spor.milliyet.com.tr/real-madrid-in-goz-kirptigi-turk/spor/spordetay/24.05.2011/1394123/default.htm
http://www.hurriyet.com.tr/spor/futbol/17980339.asp?gid=381
http://spor.milliyet.com.tr/real-madrid-in-goz-kirptigi-turk/spor/spordetay/24.05.2011/1394123/default.htm
http://www.hurriyet.com.tr/spor/futbol/17980339.asp?gid=381
Sadece Türk basınına mı konu oldu dersiniz? Hayır, Marca
bile kendisi ile ilgili haber yaptı. Buyrun:
http://www.marca.com/2011/06/11/futbol/equipos/real_madrid/1307783640.html
Daha sonra gerçekler, Antu’lu bir arkadaşın Inter’e mail
atmasıyla ortaya çıktı. Sonra da soruşturma falan açıldı.
Bu olay 2011 yılında gerçekleşti. Ali Dia olayı ise 1996.
Yıllar değişse de, teknoloji ilerlese de insanlar bir şekilde gerçekten
kandırılabiliyor. Mete, Real’e transfer olmadı belki ama bu olay ile basınının
ne kadar ‘araştırmacı’ olduğunu gösterdi.
**
Mertcan GÖK

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder