2002 FIFA Dünya Kupası
Biz Türk milleti adına hepimiz için apayrı bir yeri vardır
2002 Dünya Kupası’nın.. Ben 7 yaşımda falandım o zamanlar. Hatırlıyorum da
McDonalds’dı sanırım grubumuz da yer alan Brezilya, Kosta Rika ve Çin için ayrı
mönüler hazırlamıştı. Sonra hala kulağımdadır: “Ne Kosta Rika ne de Çin, ne de
sambacı Brezilya” sözleriyle Milli Takımımız için hazırlanan Dünya Kupası
şarkısı. Okulda millet dersi bırakmış kantinde, öğretmenler odasında Brezilya –
Türkiye maçını izliyordu. Kısacası herkes de tarihimiz de ikinci defa
katıldığımız Dünya Kupası için çok heyecanlıydı. ( En son 1954’de katıldığımız
düşünülürse normal bir durumdu.)
Elemeler sonucu Play-off’a kalan Milliler, Avusturya’yı 1-0
ve 5-0’lık maçlar sonucu eleyip Kupa’ya katılma hakkı kazanmıştır.
Tarih de ilk defa Asya’da yapılan Dünya Kupası ‘n da saatler
bize hiç uymuyordu. Sabah 9’da , 10’da kalkıp milli takımımızın maçlarını
izliyorduk. Ancak sempatik Güney Kore ve
Japonya taraftarları ile Brezilya’nın domine etmesiyle geçen bir Dünya Kupası
olmuştu. Ayrıca hakemlerin bu iki ev sahibi takıma gösterdiği iyi niyeti ve
yancılığı kolay kolay başka bir yerde görmemiz zordu. Hele böylesine bir
turnuvada.
Turnuva 31 Mayıs – 30 Haziran tarihleri arasında
yapılmıştır. Toplam 20 stad ve 20 şehirde yapılan Dünya Kupası’nda 10
Japonya’dan stad 10 tane de Güney Kore’den stad seçilmiştir. Toplam 64 maçta 161 gol atılmıştır.
Gruplar
A Grubu
Bu Dünya Kupası her şey bir yana bir de Fransa faciası ile
hatırlanacak bir Dünya Kupası olmuştu.
1998 Dünya Kupası ve 2000 Avrupa Şampiyonu olarak gelen Fransa’da
2002’de de beklentiler yüksekti. Ancak turnuva şok bir skor ile açılıyordu. Turnuvaya ilk defa katılan Afrika ülkesi
Senegal, turnuvanın bir numaralı favorisi Fransa’yı 1-0 yenerek bütün Dünya’yı
şoka uğratıyordu. Fransa bu şokun etkisini üstünden atamıyor ve turnuvayı gol
bile atamadan sadece 1 puan ile sonuncu bitiriyordu.
Grubun bir diğer favorisi Danimarka ise 7 puan ile grubu
lider tamamlıyordu. Turnuvanın sürpriz takımı Senegal ise 5 puan ile grubu
ikinci sırada tamamlayarak futbolseverlere bir sürpriz daha yaşatıyordu. Bir
diğer ikincilik adaylarından Uruguay ise 2 puanla 3.sıradan evine dönüyordu.
B Grubu
Grubun favorisi İspanya diğer rakiplerine üstünlük kurarak 3
maçta 9 puan ile lider tamamlıyordu. Arkasında ki Güney Afrika ve Paraguay
arasında ki çekişme gerçekten seyire değerdi. 2-2 biten maçları aynı puanda,
aynı averajla olmaları ile bitiren bu iki takımdan elenen çok dramatik bir
şekilde Güney Afrika olmuştur. Son maçlara girerken 4 puan, averaj ve 3 gol ile
giren Güney Afrika, İspanya’ya 3-2 kaybederek averajı 0’a düşmüştür. -2 averaj, 1 puan ve 3 gol ile giren Paraguay
ise grubu 0 puan ile son sırada ki takımı Slovenya önünde 1-0 geriye düşmesine
hatta 10 kişi kalmasına rağmen 84. Dakika da Cuevas’ın ayağından bulduğu gol
ile rakibini 3-1 ile geçerek o da averajını 0’a tamamlamıştır. Bu maçtan sonra
attıkları toplam gol 6 olmuştur, Güney Afrika’nın ise 5’te kalmıştır. Yani Afrika 1 gol eksiği ile
turnuvaya veda etmiştir.
C Grubu
Ve işte bizim gruba geldik.. Grubumuzu tekrar hatırlatmak
gerekirse Çin, Brezilya ve Kosta Rika vardı. Brezilya üçte üç yaparak grubu
rahatça lider tamamlıyordu. Asıl çekişme ise milli takımımız ve Kosta Rika
arasındaydı..
Milli takımımız ilk maçında turnuvanın bir diğer favorisi
Brezilya ile karşı karşıya geliyordu ve tarih yazacağımız yolculuk burada
başlıyordu. Milliler 45+2 Hasan Şaş’ın golü ile ilk yarıyı 1-0 önde
kapatıyordu. Ancak 50’de Ronaldo ve 87. Dakika da hakemin yaptığı inanılmaz bir
hata ile penaltı golü yiyorduk ve ne yazık ki mağlubiyet ile giriş yapıyorduk.
Ancak Şenol Güneş’in takımı ikinci maçında ise Çin’i yenen
Kosta Rika karşı karşıya geliyordu. 56’de Emre ile öne geçiyorduk ancak 86’da
Parks’ın attığı gol ile bir kez daha galibiyet ile tanışamıyorduk. Artık iş son
maçı kalıyordu..
Son maçta ise rakibimiz grubun en zayıf halkası olan Çin’di.
Kosta Rika ise gruptan çıkmayı garantilemiş olan Brezilya ile karşı karşıya
geliyordu. Brezilya, Kosta Rika’yı 5-2 yeniyor ve bizim de Çin’i 3-0 yenmemiz
ile averaj ile 2.tura çıkıyorduk. Çin ise 0 puanda ve 0 gol ile turnuvayı
kapatıyordu.
D Grubu
Turnuvanın bir büyük sürprizlerin yaşandığı grubuna geldik. Tam bir kapalı kutu olan Amerika, Portekiz’i
3-2 yenerek bütün Dünya’yı şoka uğratıyordu. Bir diğer şokta ev sahibi Güney
Kore’nin Polonya’yı 2-0 yenmesiyle
yaşanıyordu.
Grubun iki büyük favorisi Portekiz ve Polonya 3’er puanla
büyük bir sürprizle evlerine dönüyorlardı. Ev sahibi Güney Kore 7 puan ile
lider, Birleşik Devletler ise 4 puan ile ikinci sırayı alıyordu.
E Grubu
Almanya olağan favori olarak geldiği turnuva da gruplar
ayağında fazla zorlanmıyordu. Suudi Arabistan’ı 8-0 ile yenerek turnuvanın en
büyük farkını yakalıyorlardı. Tek kayıplarını ise İrlanda önünde son dakika da
Robbie Keane’in ayağından yedikleri gol ile alıyorlardı. (1-1) Ayrıca Robbie
Keane turnuva da Almanya’ya gol atan iki oyuncudan biridir.(Diğeri ise finalde
Ronaldo)
İrlanda 5 puan ile grubu ikincisi sırada tamamlarken Kamerun
ise 4 puan ile 3.sırayı alıyordu. Turnuvanın en kötü performansını gösteren
Arabistan ise 3 mağlubiyet 0 atılan ve 12 yenilen gol ile ülkesine dönüyordu.
F Grubu
Turnuvanın şüphesiz en zor grubuydu F Grubu.. İçerisinde
İngiltere, İsveç, Arjantin ve Nijerya’yı bulunduruyordu. Arjantin ilk maçında
Nijerya’yı Batistuta’nın tek golü ile 1-0 geçiyordu. Daha sonra İngiltere’ye
Beckham’ın penaltısıyla kaybedip, İsveç ile berabere kalıyorlardı. 4 puan ile
grubu 3.sırada bitirerek turnuva da bir büyük sürpriz daha olmasına yol
açıyordu.
İsveç ve İngiltere 5’er puan ile ilk ikiyi paylaşıyorlardı.
(Averajları da aynı olan bu iki takımdan İsveç atılan gol sayılarında ki
üstünlüğü ile lider bitiriyordu.) Nijerya ise İngiltere’den koparttığı 1 puan
ile grubu son sırada tamamlıyordu.
G Grubu
2000 Avrupa Kupası’nı dramatik bir şekilde kaybeden
Gök-Maviler 2002’ye Ekvator’u yenerek iyi bir başlangıç yapıyordu. Daha
sonrasında Hırvatistan’a yenilerek kendilerini bir an ateşe atıyorlardı ama
Meksika maçında 85. Dakika da Del Piero ile buldukları gol ile 4 puanla zor da
olsa adlarını 2.tura yazdırıyorlardı.
Meksika ise ilk iki maçını da kazanarak iyi başlangıç yaptığı
turnuva da 7 puan ile ilk sırayı yer alıyordu. Ekvator ‘da ilk kez katıldığı
Dünya Kupası’nda Hırvatistan’ı 1-0 ile yenerek hem bir sürprize imza atıyor hem
de Hırvatların 2.tur hayallerine suya döküyordu.
H Grubu
Dünya Kupası ev sahiplerinden Japonya 3 maçta 2 galibiyet 1
beraberlik ile 7 puanla grubu lider tamamlıyordu. Arkasında ise Belçika ve
Rusya büyük bir çekişmedeydi ancak son maçta Belçika Rusya’yı 3-2 ile geçerek
2. Oluyordu.
Tunus ise Belçika’dan koparttığı 1 puan ile evine sonuncu
olarak dönüyordu.
2.Turlar
A, C , F ve H gruplarından çıkan takımlar maçlarını
Japonya’da , B, D, E, ve G gruplarından çıkanlar ise maçlarını Kore’de
oynuyordu.
2.turların ilk maçında Almanlar, iddialı Paraguay önünde
baya zorlanıyordu. 88. Dakikaya kadar gol sesi çıkmayan mücadele de
Leverkusen’de yıldızı parlayan oyunu Neuville sahne alıyor ve takımını çeyrek
finale taşıyordu.
Bir diğer maçta ise zorlu gruptan çıkan ve sadece 2 gol
atabilen İngilizler ile Fransa’yı geride bırakan ekiplerden Danimarka
karşılaşıyordu. İngiltere rakibini 3-0 ile geçerek adeta bir patlama yapıyordu.
Turnuvanın bir numaralı sürpriz ekiplerinden Senegal ise
şaşırtmaya devam ediyordu. Bizim eleme grubumuz da birinci olarak Dünya
Kupası’na katılan İsveç karşısında Larsson’un golü ile geriye düşmelerine
rağmen Henri Camara önce beraberliğe sağlıyarak maçı uzatıyor, ardından da
uzatma dakikalarında attığı altın gol ile takımını çeyrek finale adını
yazdırtıyordu. Senegal artık herkesin korkulu rüyasıydı.
Bir diğer zorlu maçta ise İspanya ile İrlanda karşı karşıya
geliyordu. İspanya Morientes ile erken bulduğu gol ile öne geçiyor ancak 90.
Dakika da Robbie Keane’nin penaltısı ile avantajını kaybediyordu. Penaltılara
giden maçta ise gülen taraf İspanyollar oluyordu.
Kuzey Amerika derbisinde ise rakibine göre daha şanslı olan
Meksikalılar, ABD karşısında ummadığı bir mağlubiyet alıyordu. ABD rakibini 2-0
geçerek turnuva da bir diğer sürprizi yapan ekip oluyordu.
Bizim grubumuzdan rahatça çıkan Brezilya ise Belçika önünde
yine zorlanmıyordu. 2-0 ile çeyrek finale çıkıyorlardı.
İşte milli takımımızın maçındayız.. Rakibimiz grubunu lider bitiren ev sahibi
Japonya ve Miyagi’de binlerce Japon taraftarları arkalarına almışlardı.
Mücadelenin 12. Dakikasında Ergün’ün kullandığı kornere Ümit Davala kafayı
vuruyor ve maçı bu gol ile kazanıyorduk. Tarih yazmaya devam ediyorduk ve
tarihimizde ilk defa çeyrek finaldeydik.
2.turun hatta ve belki de tüm turnuvanın en olaylı maçına
geldi sıra.. Gruplardan zor da olsa çıkmayı başaran İtalyanlar hem Kore’ye hem
de hakemlere karşı mücadele ediyorlardı adeta.
18. Dakika da Vieri ile önce geçen İtalyanlar 88. Dakika da yedikleri
golle şok oluyorlardı. Uzatma dakikalarında ise bir golleri verilmiyor ve bir
de penaltıları verilmiyordu. Bir de bu da yetmezmiş gibi bir de Totti aynı
pozisyonda oyundan atılıyordu.
Uzatmaların 117. Dakikasında sahne alan Ahn attığı gol ile
Kore’yi çeyrek finale götürüyordu. Bu mücadelenin yankıları ise maç sonrası
devam ediyordu. İtalya’nın Perugia
takımında forma giyen Ahn bu karşılaşmadan sonra Perugia başkanı tarafından
sözleşmesi feshediliyordu.
Çeyrek Finaller
Çeyrek finallere kalan takımlara baktığımız zaman Almanya,
İngiltere, Brezilya gibi favorilerin olduğunu ve ayrıca milli takımımız,
Senegal, Kore ve ABD gibi sürpriz takımlarında yer aldığını görüyoruz.
Çeyrek finallerin ilk maçını yani Brezilya – İngiltere
maçını kimse unutamaz herhalde. Owen ile öne geçen İngilizler 45+2’de
Ronaldo’dan yediği gol ile üstünlüğünü kaptırıyordu. Ama asıl olay ise
mücadelenin 50.dakikasında gerçekleşiyordu.
Yaklaşık 35 metreden frikik kazanan Brezilya, İngiltere kalecisi
Seaman’ın inanılmaz hatasıyla Ronaldinho ile bulduğu golle adını yarı finale
yazdırıyordu. Maçtan sonra İngiliz bir otorite Seaman’ın yediği golden sonra ki
gazetede ki yazısında: “Eğer Seaman’ın babası prezervatif kullansaydı şuan yarı
finaldeydik” demesi herhalde olaya en güzel yorum getirilmiş olsa gerek.
Almanlar ise ABD karşısında kalecisi Kahn sayesinde ayakta
duruyor ve Ballack ile buldukları golle zorda olsa yarı finale çıkıyordu.
Hakemlerin Güney Kore’yi bir kolladıkları maç daha.. Hiddink
Kore ile mucizeler yaratmaya devam ediyordu ama hakemlerin de katkılarını
unutmamak gerek. Mücadele de İspanyolların net iki golünün verilmediği ve
inanılmaz taraflı kararların çıktığını görüyoruz. 0-0 biten maç sonunda Kore
penaltılar ile rakibini eleyerek yarı finalde Almanların rakibi oluyordu. (
Sonra ki iki dünya kupasında Kore’nin elediği takımların alması da ilginç bir
not. )
Tarihlerinde ilk kez çeyrek finale çıkan Senegal ile Ay
Yıldızlılar çeyrek finaldeydi. İki takımdan birinin rüyası sona erecekti. İsveç
ve Fransa gibi iki dev takımı yenen Senegal
bize karşı çok iddialıydı. Çok çetin geçen maç da sözü 94. Dakika İlhan
Mansız ile bulduğumuz gol ile adımızı yarı finale yazdırıyorduk.
(İlhan,ilhan,ilhan gooool)
Yarı Finaller
Artık turnuvanın sonlarına doğru gelinirken yarı finalde iki
favori iki sürpriz takım vardı..
Yarı finallerin ilk karşılaşmasında ev sahibi Güney Kore ile
Almanya karşı karşıya geliyordu. Ballack Almanlar adına bir kez daha sahneye
çıkıyor ve ev sahibini üçüncülük maçına yolluyordu.
Milli takımımız tarihinde ilk defa bir kupaya bu kadar
yakındı belki de.. Rakip grupta elimizden kaçırdığımız ve hakem hatası yüzünden
kaybettiğimiz Brezilya’ydı. Maç boyunca bir türlü istediklerini yapamayan
milliler Rüştü’nün çabasıyla 49. Dakika’ya kadar direniyordu. O dakika da sahne
alan turnuvanın yıldızı Ronaldo attığı tek gol ile Brezilya’yı finale
çıkartıyordu. Milli takımımız ise gösterdiği performans ile kesinlikle alkışı
hak ediyordu..
Üçüncülük Mücadelesi
Turnuvaya renk katan takımlar üçüncülük mücadelesinde karşı
karşıyaydı. Ev sahibi Kore karşısında son derece zevkli ve dostluk
rüzgarlarının estiği maçta 3-2 ile yeniyor ve Dünya üçüncüsü oluyorduk. Ayrıca
turnuva boyunca eleştirilen Hakan Şükür 11.saniye de attığı gol ile Dünya
Kupaları tarihinin en hızlı golü rekorunu ele geçiriyordu.
Bizim için turnuvayı değerlendirecek olursak Galatasaray’ın
UEFA kupası zaferi, Euro 2000’de çeyrek final derken Türk Futbolu çıktığı en
yüksek basamağa çıkmıştı ve gelecek için umut veriyordu. Bu Konfederasyon
Kupası’nda da sürse de ne yazık ki devamı gelmiyordu ve 2004 Avrupa Kupası’na
gidemeyince Şenol Güneş takımdan ayrılıyordu.
Ama bu Dünya Kupası’nın etkisi baya bir sürmüştü bizim
açımızdan, futbol konusunda olmasa bile. Örneğin Ümit Davala ve Ronaldo’nun saç
modeli herkes de vardı. (Sokakta her 3 çocuktan birinde neredeyse bu iki saç
modelinden birini görüyordum, çok özensem de ben yaptırmamıştım :P )
Ayrıca Japonya ve Güney Kore halkı da milli takımımızı çok
sevmiştir ki Şenol Güneş, İlhan Mansız, Alpay gibi isimler turnuva sonrası
orada görev yapmışlardır.
Türk futbolu adına tavan yaptığımız bir Dünya Kupası’ydı..
Turnuva boyunca hiçbir Avrupa ülkesiyle maç yapmamız ise ilginç bir not.
FİNAL
..Ve artık Asya’da ki futbol heyecanının sonuna geliyorduk.
Bir tarafta turnuva boyunca dominant bir oyun ortaya koyan Brezilya, diğer
tarafta – sonunda hep Almanlar kazanır – mantığı ile belki de maçlarını kazanan
Almanlar vardı.
Brezilya rakibini rahat bir oyun ile 2-0’la geçmiş ve
tarihin de 5.kez Dünya Kupası’nı kaldırmıştır.. Belki de herkesin aklından biz
finale çıksak rahat bu kupayı kaldırırdık düşüncesi vardı..
--
Hakemlerin ev sahibi takıma gösterdikleri inanılmaz iyi
niyeti başka hiçbir yerde göremeyiz sanırım. Ama her şeye rağmen bol sürprizli,
harika bir turnuva yaşadık diyebilirim. Zaten Milli Takımımızın olması bile
yeterdi bizim için..
Gol kralı 8 gol ile
Ronaldo olmuştur. (Turnuva da ki tüm maçların da golü bulunmaktadır.)
Altın Top ve Yashin
ödülü Oliver Kahn’ın olmuştur.
En genç oyuncusu ise
London Donovan seçilmiştir.
Ayrıca milli
takımızından Rüştü, Alpay ve Hasan Şaş turnuvanın kadrosuna seçilmişlerdir.
NOT: KENDİ YAZIMDIR.
HATIRLADIKLARIM, ARAŞTIRMALARIM VE YORUMLARIMLA OLUŞTURDUM.
Mertcan GÖK

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder