ARA

2 Haziran 2015 Salı

Teknik Direktör Olarak Patrick Vieira




Teknik Direktör Olarak Patrick Vieira

Kariyeri çok sansasyoneldi. O bizim için ender bulunan bir oyuncuydu – Arsene Wenger

Her zaman söylenen klişe bir laf vardır ya… “Çok iyi futbolculardan çok iyi teknik direktör olmaz.” Bunun devamında da mutlaka ve mutlaka şu örnek verilir: “Bakın mesela Maradona veya Hagi iyi bir teknik direktör olabildiler mi?”

1976 doğumlu olan Patrick Vieira’nın futbolculuk özellikler gerçekten muazzamdı. 1.93’lük boyu, çok güçlü ve çevik olan vücudu, çok da yavaş olmayan hızıyla çok komple bir orta saha oyuncusuydu. Ayrıca teknik özellikleri de gayet iyiydi. Yani bırakın orta sahayı, her mevkide oynayabilecek özelliklere sahip bir oyuncuydu. Yaya Toure ve Pogba ise onun izinden giden, benzer tip oyuncular.

Vieira, bu yeteneklerinin hakkını vermiş ve her zaman iyi takımlarda forma giymişti. Arsenal’in 2004 yılında namağlup  Premier Lig Şampiyonu kadrosunun başını çekenlerdendi. Yaklaşık 10 yıl Arsenal’de oynadıktan sonra 2005-2006 sezonunda Juve ile şampiyonluk görmüştü. Ama yaşanan şike skandalı ile takımdan ayrılmış, kariyerine Inter’de devam etmişti. Orada da şampiyonluklar yaşadıktan sonra 1 sezon Manchester City’de oynayp 35 yaşında futbolu bıraktı.

Milli takım kariyeri de bir o kadar başarılarla doluydu Fransız yıldızın. 98 Dünya Kupası, 2000 Avrupa Şampiyonası ve 2001 Konfederasyon Kupası şampiyonu olan Fransa’nın altın jenerasyonunun önemli parçalarından biriydi.

Aktif Futbolculuk Yıllarından Sonrası
2011 yılında futbolu bırakan Manchester City’de bırakan Vieira, Arap parasıyla tanışan City’nin yeni projesinde görev almaya başladı.  Bu proje dahilinde 2013 yılına kadar gençlik gelişim sorumlusu olarak yer aldı.

2013 yılından itibaren de rezerv takımın teknik direktörlüğünü yapıyor. Rezerv takımı veya yeni ismiyle Elite Development Squad ile 2015 yılında Premier Lig International Cup kazanmayı başarmıştır.

Vieira Nasıl Bir Teknik Direktör Olur?

38 yaşında olan Patrick Viera, futbolculuk yıllarında adeta yaşamadığı başarı kalmayan bir isimdi. Bunu hem takım olarak yaşadı hem de bireysel başarılarıyla taçlandırdı. Birçok elit takımda forma giydi ve tecrübesine tecrübe kattı. Oynadığı takımlarda kaptanlık da yapan Vieira, bu konuda gerçekten ne kadar başarılı bir lider olduğunu gösterdi.

Açıkçası, liderlik etme bir teknik direktör için çok önemli bir özelliktir. Çalıştığı takım neresi olursa olsun, her futbolcunun ona saygı göstereceğini ve bu şekilde takımını iyi motive edeceğini düşünüyorum. Anelka onunla yaşadığı tokat olayı ile, Wenger’in onu neden kaptan yaptığını, otobiyografisinde şöyle açıklıyor:

Arsenal'deki kariyerim, soyunma odasında "uzun" diye çağırılan Vieira ile kesişene kadar iyi gidiyordu. bir gün Highbury'de Fulham'a karşı oynarken Bergkamp'dan bir pas aldığımı hatırlıyorum. Kaleciyi kolayca çalımladım ve boş kale yerine son dakikada topu bir şekilde dışarı vurdum. Tek nedeni güneşin gözümü almasıydı. Benim hatam değildi! Her neyse, Vieira'nın bana bakışından başımın dertte olduğunu anlamıştım. Maçtan sonra soyunma odasında üzerime geldi ve ben de sinirlendim, biliyorum söylemem gerekirdi ama ona "uzun organlı aptal" dedim.

Önce bana boş gözlerle baktı. Sonra...

BAM!

Bir anda penisiyle yüzüme tokat attı. Sadece bir kez.  Ama beni birkaç adım geri savurdu. Sudan çıkmış bir 
ringabalığının çarpması gibiydi. Hiç kimse gördüklerine inanamadı. Takım arkadaşlarınızın önünde 35 cm boyunda bir domuz kılıcıyla yüze tokat yemenin ne kadar utanç verici olduğunu hayal edebilir misiniz? Hayatımın en kötü anıydı. Sonsuzluk gibi uzun gelen bir zaman boyunca kimse bir şey söylemedi. Sonra sessizliği Ashley Cole bozarak "sıra bende mi?" dedi. O zaman ayrılmam gerektiğini anladım. Arsene Wenger yaptığı şeyi öğrendiğinde sadece ona bir beşlik çakarak bağırdı: "İşte bu nedenle o takım kaptanı. Vay! Şu şeye bak!"

Anelka’nın otobiyografisinde yazdığı gibi Vieira’ya saygı göstermemek imkânsızdı. Kendisine saygı göstermeyenleri affetmeyen bir tipti.

Oyun sistemi olarak da fiziksel bir oyun yapısını ve güçlü oyuncuları tercih edeceğini düşünüyorum. Pasa dayalı olmayan daha direkt bir oyun tarzı benimseyecektir.

**


Futbolculuk başarılarının yanında, teknik direktörlük açısında pek fazla tecrübesi olmaması, başarı isteyen Fenerbahçe taraftarı ve başkanı için şüphesiz çok önemli bir risk. Ayrıca ülke futbolumuzu tanımaması ve dinamiklerini bilmemesi de bu riski arttıran unsurlardan. Adı Newcastle koltuğu için de geçen Vieira’nın akıbeti bakalım nasıl olacak. Eğer gelirse, isim olarak büyük bir isim Türkiye’ye gelmiş olacak. Her ne olursa gelişime açık birisi. Ama doğru tercih mi, onu zaman gösterecek.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder