ARA

18 Kasım 2015 Çarşamba

HAMZA HAMZAOĞLU




Geçtiğimiz yıl, Aralık ayında göreve gelmişti Hamzaoğlu... Dişiyle,tırnağı ile gelmişti buralara.. Alın teriyle gelmişti, hak etmişti adeta... Kariyerine başkaları gibi hazıra konarak başlamamıştı. Eyüpspor ile 3.ligde zor şartlar altında mucizeler yaratmıştı...Sonrasında ise bir Akhisar efsanesi ortaya çıkarmıştı...

Göreve gelmeden önce ise adeta deyim yerindeyse bir eli yağda bir eli baldaydı. Milli Takım'da Fatih Terim'in yardımcılığını yapıyordu. İşi risksizdi. Sonuçta Fatih Terim çok güçlü bir isimdi, başarısızlık konusunda yardımcılarına suç bulacak hali yoktu. Yılda sadece birkaç maça çıkarak, çok kaba bir tabirle oturarak parasını kazanabilirdi Hamza Hoca. Ama o, zoru seçti. Göreve geldiğinde devraldığı takım, Şampiyonlar Ligi'nde herkesten 4 yemiş, ligde ise paldurküldür gider haldeydi. Ama ateşten gömleği giyer giymez, eldeki malzemeye bir şey ekleyemeden, kendi hünerleriyle bir şeyler yapmaya çalıştı. Sezona berbat bir özgüvenle başlayan takımıyla beraber, daha iyi koşullara sahip ezeli rakibi önünde 4.yıldız savaşını kazandı, yetmedi Galatasaray'lıların en son 2000 yılında gördüğü çifte kupa zaferini 15 yıl sonra yeniden yaşattı. Bu da yetmedi Ağustos ayında Süper Kupa'yı kazandı.

Oynadığı maçlar, atılan goller ortada. Takımıyla çıktığı tüm maçlardan sadece 10 mağlubiyet almış. Zaten 3'ü kupada formalite maçları. Galibiyet yüzdesi çok yüksek bir teknik adamdı...

Peki ama neden? Bütün bunlar varken neden? Bu kadar kolay mıydı her şey? Böyle güzel insanları harcamak bu kadar kolay mı sevgili yönetim? Bizlere salı bombalar patlayacak derken, üzerinden bin tane salı geçerken neden sustunuz? Hoca Melo'nun ve Telles'in kalmasını istiyorum dediği halde onları neden gönderdiniz? Grosskreutz işini nasıl beceremediniz? Sponsorluk işini nasıl bu kadar kötü yönetebildiniz? Elde avuçta bir şey yokken, FFP sıkıntısı varken neden bizlere hayal sattınız?

Bütün bu tablolar ışığında siz yalancı yönetim bunlara cevap veremezsiniz. Bir de üstüne, bütün bir yaz boyunca yalnız bıraktıkları, taraftarın nefreti haline dönüşmesini bile göze alan adamın size arka çıkmasını bir anda unutarak anlaşamayıp diyip onu gönderdiniz. Adamın tek suçu, oyuncularını korumak mıydı? Ne demesini bekliyordunuz Allah aşkına? Sizlere bir kere bile olsun yapılmayan işler için ağzını açtı mı bu adam?

Söylenecek çok fazla şey var hatta bütün bunlar içimdekileri anlatmaya yeterli değil, kendimi çok üzgün hissediyorum. O yüzden kelimelerim, cümle yapılarım çok kötü. Bu yazıyı da kontrol etmeden daha önce hazırlamadan direk yazdım. 

Her şey için teşekkürler Hamza Hocam.. Yolun açık olsun... Bizim gönlümüz sana her zaman açık, inanıyorum ki geri döneceksin.

Abdul Kader Keita, Harry Kewell, Oktay Mahmuti, Milan Baros, Johan Elmander, Tomas Ujfalusi, Albert Riera, Felipe Melo, Emmanuel Eboue, Didier Drogba, Fatih Terim, Ünal Aysal.... Şimdi de Hamza Hamzoğlu... Kimi sevdiysem gitti be kardeşim..


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder