Galatasaray’ın Mevcut Teknik Direktör Adaylarının Bir İncelemesi-Kim
Olmalı?
Bu sorunun aynısını Haziran ayı içinde Fenerbahçe için
doğrultmuştum. Dürüst olmak gerekirse, her ne kadar objektif olmaya çalışsam da
işin içine Galatasaray girince ister istemez duygularım, mantığımdan daha ön
plana çıkıyor. O yüzden bu yazının, Fenerbahçe için yazdığım yazıdan daha az
doygun olacağını düşünüyorum. Çünkü kişisel olarak hala Hamza Hoca’nın gidişini
sindirebilmiş değilim.
Hamza Hoca’dan sonra Galatasaray’ın başına geçecek hocanın
işi, öncekinden çok daha zor. Çünkü dünkü Antalya maçından sonra gördük ki
Galatasaray’ın şu anki dönemde ciddi bir mental sıkıntısı var. Astana ve Rize
maçlarına bir halka da bu şekilde Antalya maçında kendini göstermiş oldu. Kötü
bir Antalya’ya, defans yardımı olmayan oyuncuları dolu olan Antalya’ya,
deplasmana gelmiş bir Anadolu takımından farklı olarak açık oynayan Antalya’ya,
Galatasaray adam akıllı baskı bile kuramadı. Savunma yapmaya çalıştı onu da hiç
yapamadı. Düşük motivasyon, düşük verimlilikle doğru orantılıdır. Bu motivasyon
sıkıntısının temel sebebi, bu kadar çabuk ve saçma bir şekilde hocanın
gönderilmesi olduğu çok açık. Buradan yönetime, tekrardan bir selam yollayalım.
Evet buradan da anlaşılıyor ki Galatasaray’ı çok kısa sürede
toparlayacak bir hoca gerekli. Bunu taktiksel problemlerin yanında mental
olarak da yapabilecek bir hoca gerekli… Şimdi bu doğrultu da hem mevcut
adayları değerlendirelim hem de hangisinin doğru hoca olabileceğine dair
yorumlarda bulunalım…
Mustafa Denizli
Seveni olur sevmeyeni olur, tıpkı Fatih Terim gibi Mustafa
Denizli’de Türk futbolu açısından efsane olarak adlandırabileceğimiz bir
isimdir. Üç büyüklerin üçünü de şampiyon yapmış tek hocadır. Belki oynattığı
futbol çok hücumu işaret etmez ama nasıl sonuç alması gerektiğini çok iyi
bilen, tecrübeli bir hocadır.
Taraftarla arasının soğuk olması dışında Mustafa Denizli,
Galatasaray için diğer büyük takımlara nazaran daha farklı bir öneme sahiptir. 66
yaşındaki tecrübeli hoca, “Beşiktaş’lıyım ama yuvam Galatasaray’dır.”
açıklaması vardır. Nitekim 80’li yılların sonunda ve 90’lı yılların başında
ligde, kupada, Avrupa’da hem Derwall’le beraber hem de bireysel olarak
Galatasaray’da çok şey yaşadı.
Kendisini gerçekten anlatmaya gerek yok, kariyeri sayfalarca
yazılabilir… Hatta ileride de yazmayı düşünüyorum. Dün her ne kadar bana gelen
bir teklif yok dese de kısa vadede Galatasaray’ın ihtiyacı olan hocadır benim
gözümde, ismi duyulduğun bir durulan bir isimdir. Ama uzun vadeli bir plan için
uygun mu diye sorarsak, o konuda biraz kararsızım doğrusu. Onun için yanına alacağı önemli bir isimle (Tugay Kerimoğlu, Ümit Davala, Tayfun Korkut vs...) beraber gelmesi ve yeni sezona onu hazırlaması bence bu kaostan çıkmanın en doğru yoludur.
Ümit Davala
Hamza Hamzaoğlu’nun ayrılığının ilk günü ismi daha fazla
geçiyordu Davala’nın. Futbolcu olarak burada çok şeyler başardığı doğrudur.
Hoca olarak ise, ilk önce 2008-2009 sezonunda Skibbe’nin yanında yardımcı
olarak görev yapmıştı. Daha sonra ise bilindiği gibi 2011 yılında Hasan Şaş ve
Taffarel ile beraber Fatih Terim’in yardımcılığını yapmıştı. Hocalık için hala
erken. Zira hiç tecrübesi yok. Ama
Denizli ile beraber tekrardan Galatasaray’a dönmesine sıcak bakmıyor değilim.
Çünkü ayrıldıktan sonra Galatasaray ile alakalı hiçbir kötü söz etmemiştir.
Hatta: “Galatasaray’da kolum kırıldı, ayağım kırıldı ama kalbim kırılmadı.”
diyecek kadar Galatasaray’lıdır. Üstelik yabancı dili de, yurt dışında futbol
oynama tecrübesi de bir hayli fazla. Yani yardımcılık için
değerlendirilebilecek bir isim kesinlikle…
Tugay Kerimoğlu
Türk futbolunun gelmiş geçmiş en iyi orta sahalarından biri
olan Tugay Kerimoğlu’nun da adı, simgeleştiği takım olan Galatasaray ile
geçmekte. Aslında adı sadece Galatasaray ile değil, Trabzonspor ve hatta
geçtiğimiz günlerde bir diğer simgeleştiği kulüp olan Blackburn Rovers için de
geçti.
Tugay Kerimoğlu, daha önce yuvasında 2 defa yardımcılık
görevi üstlenmişti. İlki 2010-2011
sezonu başlarında, Hagi’nin yardımcılığıydı. Burada sezon sonuna doğru Hagi
kovulunca eline teknik direktör olma fırsatı geçmiş ama Hagi gibi bir ismin
kovulmasından sonra hemen bu göreve gelmeyi doğru bulmayarak reddetmişti. Bir
diğeri ise, 2013-2014 sezonu başlarında kovulan Fatih Terim’in yerine göreve
gelen Roberto Mancini’nin yardımcılığıydı. Fatih Terim’in ayrıldığı sezon olması
dolayısıyla çalkantılı günler geçiren Galatasaray’da, Tugay Kerimoğlu kişisel
görüşüm olarak bence Mancini’ye bu konuda pek yardımcı olamadı. Ama bu iki isim
beraber kısa süre çalıştılar. Zaman belki daha iyi yerlere getirecekti, bunu
bilemeyiz.
Geçtiğimiz Antalya maçında tribünde olması kafaları
karıştırdı doğrusu… Tugay Kerimoğlu gibi bir ismi tabi ki de kulüpte görev
almasını çok isterim. Ama teknik direktörlük için hazır mı değil mi o konuda
pek emin değilim.
Ersun Yanal
Şu sıralar Lig TV’de yorumculuk yapan Ersun Yanal,
Fenerbahçe kariyeri öncesinde de önemli şeyler başarmasına rağmen her zaman
soru işaretleriyle doluydu. Ama Fenerbahçe’de taa Mart ayında kazandığı
şampiyonluk ile birlikte kamuoyuna deyim yerindeyse kendini kanıtladı. Ama daha
sonrasında başkan Aziz Yıldırım ile anlaşamadı ve görevinden ayrıldı. Son
Trabzon kariyeri ise yine kısa sürdü.
Kadrodaki isimlerin
bazılarıyla da çalışmış durumda olsa da ben bu adaylar arasında kimi istemezsin
sorusuna direk Ersun Yanal’i söylerim. Bundan 1 sene önce “Mutluluk
Fenerbahçe’de olmaktır.” diyen bir ismin Galatasaray teknik direktörü olmaması
gerekir. Zira taraftarın çoğunluğu da böyle düşünüyor. Bu çok duygusal bir
sebep belki ama şahsen istemem. Ki zaten yönetimde birçok defa Ersun Yanal
ismini yalanladı.
Christoph Daum
Her zaman Türkiye’de çalışmaktan zevk aldığını belirten
Daum’da bu listede. Türkiye tecrübesi çok fazla, Beşiktaş, Fenerbahçe,
Bursaspor… Fenerbahçe’ye de 2 şampiyonluk kazandırdı, 2 tanesini de son maçta
kaçırdı. Doğrusu, fena bir profili yok ama son zamanlarda kariyeri iyice
düşüşte. Özellikle Bursaspor zamanları pek de iç açıcı değildi. Hem de
taraftarın tepkisi düşünülünce gelmesi ve gelse bile pozitif etki yaratması zor
gibi duruyor.
Lucien Favre
58 yaşındaki İsviçreli teknik adam, son yılların en dikkat
çeken isimlerinden bir tanesi. Kesinlikle gittiği her takıma fark yaratacak
kalitede bir isim. Zürich, Hertha Berlin ve de en son B’Mönchengladbach’da
yaptıkları kesinlikle incelemeye değer ve yine yakında onun kariyeri ve taktik
stratejisi hakkında bir şeyler karalamayı düşünüyorum.
Gittiği takımlarda kendi yıldızlarını yaratmayı başaran
(Marco Reus, Ter Stegen, Kramer vs..), taktiksel anlamda gerçekten ciddi
farklar yaratabilen bir teknik adam. Örneğin şu videoyu dikkatli bir şekilde
izlemenizi öneririm. Bu video geçen seneden, Bayern maçından alınma bir video.
Gelirse kesinlikle çok büyük fark yaratır. Ama zamanı
açısından kötü bir zamanlama olur. Ben yine de her şeye rağmen başarılı olabileceğini
düşünsem de Türkiye’de bu tarz projelerin çok tutmadığını gördük. Bizim
yapımızla bu tarz teknik adamların yapısı bir türlü uymuyor. The Manager
kitabında taktiksel başarılı detaylı detaylı anlatılan Mancini’nin, İtalya
Milli Takımı’nı yeniden ayağa kaldıran Prandelli’nin bu ülkede direk futbol
cahili olarak anıldığını biliyoruz.
Son olarak, NTVSpor muhabiri Evren Göz’e göre, Favre bir
numaralı aday konumunda şuan. Gelirse takip edilmeye değer bir Galatasaray
görebiliriz. Ama bu beceriksiz yönetim için bu konuda pek ümitli değilim.
Herve Renard
Evet aslında benim için gerçekten sürpriz oldu Renard’ın
isminin geçmesi. Ama özellikle dün Fransız medyasında bu olay çok fazla
konuşuldu. Ama sosyal medyada gördüm ki Galatasaray taraftarı ismi daha önce pek
duyulmamış Renard’ın adını görünce haklı
olarak tepki vermişler. Kişisel görüşüm burada bir süre sonra uyum sağlayabilir
ama Lille onun için çok önemli bir şanstı. Ne yazık ki bunu iyi kullanamadı.
Takımının gol yollarındaki problemini bir türlü çözemedi…
Bu arada mart ayında Renard hakkında çok uzun detaylı bir
yazı yazmıştım. Şöyle buyurunuz:
http://www.lucadorr.blogspot.com.tr/2015/03/kara-ktann-yeni-efendisi-herve-renard.html
http://www.lucadorr.blogspot.com.tr/2015/03/kara-ktann-yeni-efendisi-herve-renard.html
**
Genel olarak isimler
bu şekilde olsa da başka isimler de konuşuluyor. Hagi, Seedorf, Hikmet Karaman,
Tolunay Kafkas, AbdullahAvcı gibi… Bu isimlerin ihtimali çok düşük gözüküyor.
Bakalım ileri ki günlerde hangi isimler gündeme gelecek veya bu sonsuz (!)
bekleyiş ne zaman sona erecek?






Hiç yorum yok:
Yorum Gönder