ARA

6 Mayıs 2023 Cumartesi

Backlash 2023 Preview'i - Tahminleri - Şov Öncesi Analizleri


WWE BACKLASH – 6 Mayıs 2023 Cumartesi
                San Juan, Porto Riko –   Coliseo de Puerto Rico José Miguel Agrelot

Ocak ayından Nisan ayının başına kadar devam eden yoğun Wrestlemania döneminin ardından WWE’nin klasikleşmiş PPV’lerinden olan Backlash’le birlikteyiz. Kelime anlamı olarak da bir nevi Wrestlemania dönemine atıfta bulunan Backlash, özellikle 2010’lu yılların ortalarında tekrardan hayatımıza dönmüş ancak isim olarak Wrestlemania Backlash ismini almıştı. Aslında kökü 1999’a dayanan ve bu yıl 18.kez gerçekleşecek olan bir şov. Toparlarsak; yoğun geçen Wrestlemania döneminin ardından devam eden feudların biraz soft bir şekilde ilerlediği öte yandan yeni feudların da yeni yeni başladığı bir şov konsepti olarak tanımlamak mümkündür diye düşünüyorum.

Wrestlemania sonrası bir şov olmasından kaynaklı olarak zaten beklentilerimizi düşük tuttuğumuz bu şovun bir de Suudi Arabistan’da gerçekleşecek olan Night of Champions (ismi daha öncesinde King and Queen of the Ring olarak duyurulmuştu fakat sonrasında değiştirildi) şovu öncesine de denk geldiğini görüyoruz. Mayıs ayının iki PPV’inden biri olan Backlash için Wrestlemania sonrası-Suudi Arabistan şovu öncesi olarak tam bir “geçiş” PPV’i olarak tanımlamak mümkün bence. Zaten Suudi Arabistan şovları da artık WWE’nin oldukça önem verdiği bir noktada olmasından kaynaklı olarak biraz da o şova yönelik maçların altyapısal hazırlıklarını görmemiz mümkün gözüküyor.

Tüm bu kronolojik PPV çizelgesi eşliğinde bir de WWE’nin satış olayları da Wrestlemania sonrasında oldukça gündemde kendine yer buldu. Hem WWE hem de UFC, Nisan ayının başlarında Endavour’a satıldı. Bunun kısa-orta ve uzun vadeli etkilerini tam olarak hangi şekillerde görürüz bilemiyorum ama yine de Backlash bu satış sonrasındaki ilk PPV olma özelliğini de taşımakta. Bu şovun yine önemli taraflarından bir tanesi de Porto Riko’da yapılacak olması. Şu anda dünyanın en çok dinlenen sanatçılarından biri olan Bad Bunny’nin etkisiyle yine de bir şeyler vaat etmeleri gerekiyor diye düşünüyorum. Zira başta sadece sunucu olacağı açıklanan Bad Bunny, ring içi aksiyon içerisinde de gözükecek ve Damien Priest’e karşı maça çıkacak. Bad Bunny, oldukça önemli bir reklam aracı ve WWE’nin de sık sık Porto Riko’ya gelmediğini de bilmekteyiz. Nitekim Ocak 2005’te gerçekleşen New Year’s Revolution sonrasındaki ikinci Porto Riko PPV’i olacak.

Bundan kaynaklı olarak da her ne kadar World Heavyweight kemeri gelene kadar tüm ana kemerlerin şampiyonu olan Roman dinlense de karşımıza Brock Lesnar vs Cody Rhodes gibi bir maç çıkmakta. Ayrıca Wrestlemania’da tarih yazarak takım kemerlerini Uso’lardan almayı başaran Sami ve Owens ikilisi, WM sonrasında return yapan Riddle’ı da yanlarına alarak Bloodline’a karşı maça çıkıyorlar. Kadınların her iki ana kemeri de korunurken, United States kemeri de Theory, Lashley ve Bronson Reed’i içeren güzel bir Triple Threat maçında korunacak.

Yeni bir ana kemerin gelmesi, draft etmenleri ve yakında gelecek büyük şovların öncesinde arada kalan bir ortamda Backlash’i izliyor olacağız.

 



Six-Man Tag Team Match
Matt Riddle & Kevin Owens & Sami Zayn vs The Bloodline (Solo Sikoa & Jey Uso & Jimmy Uso) w/Paul Heyman

Yaklaşık 1 sene süren muazzam bir Wrestlemania senaryosu sonrasında nihayet Bloodline’ın domine ettiği alanlardan bir tanesi yıkıldı. Geçtiğimiz ay Wrestlemania ilk gecenin main eventinde, Kevin Owens ve Sami Zayn ikilisi, git gel ile geçen bu 1 yılın ardından nihayet kemerleri 1.5 yıldır ellerinde tutan Uso’lardan almayı başarmışlardı. Muazzam bir maç sonu eşliğinde Sami’nin harika oyunculuğuyla kemerler oldukça anlamlı bir şekilde el değiştirmişti. Gecenin sonunda Jey’e 3 tane Heluva Kick çektikten sonra kemerleri takımına kazandırmıştı. Bu kemer değişimi aslında hepimizin beklediği bir şeydi. Zaten altında oldukça güçlü bir arka plana sahip bir hikaye bulunmaktaydı. Sami ve Owens’in yıllardır devam eden arkadaşlığı ve yollarının WWE içerisinde de defalarca kez kesişmesi, Sami’nin önce Bloodline’a kendisini kabul ettirme çabası ve bu uğurda en yakın dostu Owens’ı bile silmesi, ardından Owens’e yapılanlardan sonra geri adım atması ve arkadaşını geri kazanmak için uğraş vermesi, her ikisinin de büyük baş Roman’dan ana kemeri almayı başaramamaları ve nihayetinde birlik olarak Bloodline’ı yok edebileceklerini anlamaları… Tam 1 yıl bu çerçevede izlediğimiz bu uzun soluklu feud sonucunda Tag Team kemerlerinin el değiştirmesi oldukça makul bir seçenekti.

Bu kemer değişimini biraz yorumlamak gerekirse, Bloodline açısından bir prestij kaybı olarak değerlendirmek gerekir diye düşünüyorum. Zira WM öncesinde Bloodline, erkekler kategorisinde bulunan 6 kemerin 4’ünü elinde tutan oldukça dominant bir stable’dı. Uso’lar Raw Tag Team kemerini 1.5 yıldır, Smackdown Tag Team kemerini ise 1 yıla yakın bir süredir ellerinde tutuyorlardı. Bu süre zarfında yenmedikleri takım neredeyse kalmamıştı. Ancak şimdi tag team bazındaki bu dominasyon sona ermiş gözüküyor. İşin diğer tarafındaysa grubun lideri Roman, Universal kemerini 2.5, WWE kemerini de 1 senedir elinde tutmaya devam ediyor. Bu PPV’i es geçen Roman için bir sonraki rakibin kim olacağı da ayrı bir merak konusu gerçekten. Draft sonrasında Bobby Lashley ve AJ Styles gibi isimlerin Smackdown’a geçmesiyle bu isimlerden birinin olabileceğini düşünüyorum.

Ben Wrestlemania’da Bloodline için toplu bir çöküş beklerken Roman’ın kemerini Solo Sikoa’nın yardımıyla koruduğunu gördük. Bloodline’ın dominasyonun ve prestijinin ilk kaybının Uso’lar ve Tag Team kemerleri çerçevesinde olması ve bu kayıp yaşanırken Sikoa’nın yardıma hiç gelmemesi ama gecenin sonunda Roman’ın kemeri tutmasını sağlaması bizlere bambaşka şeyler vaat ediyor. Dolayısıyla Bloodline’ın yükselişi ve prime dönemleri nasıl ayrı ayrı uzun bir süreçte işlenmişse, gerileyişleri ve yok oluşları da yine yavaş yavaş işlenecek gibi gözüküyor. Zaten Draft’la beraber Bloodline’daki bu ayrılışın da resmileştiğini gördük. Roman Sami Zayn ve Kevin Owens olaylarının etkisiyle Solo Sikoa’ya artık tam güvenirken yanına da danışmanı Paul Heyman’ı almış ve bu şekilde Smackdown’ın ana kemer şampiyonu kalmaya devam etmişti. Jimmy ve Jey ise Raw’ın yolunu tutarak bu isimlerden ayrılmışlardı. Bloodline’daki bu kopuş süreci ilmik ilmik işlenmeye devam ederken ve Raw için de yeni bir ana kemer duyurulmuşken Roman’ın WM 40’a kadar kemerini koruyabileceği düşüncesi de iyice sağlam bir zemine oturuyor gibi gözüküyor. Buradaki kilit isim ise büyük ihtimalle Solo Sikoa olacak. Zaten debut yaptığından bu yana grubun en sessiz ama en acımasız ismi olan Sikoa, bireysel anlamda da işlenen ve güzel bir gimmick çerçevesinde oturtulan bir karakter olma yolunda ilerliyor. En başından bu yana Roman’ın sadık bir savaşçısı olan Sikoa, benzer sadakati abileri olan Jey ve Jimmy’e göstermiyor. Zaten Jey’in Sami’yle olan olayları ekseninde yaşanan kırılmaların ardından Roman’ın artık Jey ve Jimmy’e güveninin azaldığını ve tam aksine Sikoa’yla olan bağı iyice kuvvetlendi. Bu durum muhtemelen Bloodline’ın orta vadeli gidişatını gösteren bir süreci bizlere getirecek.

Wrestlemania sonrası ilk Raw’da (Raw After Wrestlemania – 3 Nisan) Sami ve Owens ikilisi Tag Team şampiyonları olarak ilk maçlarına çıkmışlar ve Street Profits’i yenmeyi başarmışlardı. Aynı şovda Wrestlemania’nın sunucusu olan Miz promo keserken, Riddle’in return yaptığını görmüştük. Aralık 2022’den bu yana ekranlarda gözükmeyen Riddle, WWE tarafından bir süreliğine kızağa çekilen isimlerden olmuştu. WWE’nin Wellness Policy hükümlerini ikinci kez ihlal eden Riddle, 60 günlük bir ceza almıştı. Muhtemel bir madde kullanım sebebiyle bu cezayı alan Riddle, kariyeri açısından da oldukça iyi bir dönemdeyken bu cezayı almıştı. Randy’le beraberliği sonrasında tekil olarak da önemli feudlar içerisinde yer alan Riddle, Ekim ayındaki Extreme Rules’ta şovu kapatan maçın içerisinde yer almış ve hatta Seth Rollins’i yenmeyi dahi başarmıştı. Ancak almış olduğu bu ceza sebebiyle Wrestlemania dönemini kaçırmış ve geri dönmek için hemen sonraki Raw’ı beklemek durumunda kalmıştı. Artık üçüncü bir ihlalde de tıp ki Jeff Hardy’de olduğu gibi kovulmaya doğru gidecek bir yol da söz konusu gibi gözüküyor.

Geri dönüşünün ardından Miz’e saldıran Riddle, çok geçmeden Sami ve Owens’ın saflarına katılarak Roman’dan yoksun Bloodline ile olan mücadelede dengeleyici bir unsur olmaya başladı. 7 Nisan Smackdown’da Jey’in önce arka alanda Sikoa ve Heyman’la konuştuğunu ve bu esnada Sikoa’nın oldukça ciddi ve ters bakışlarla Jey’e baktığını gördük. Başka bir sekanstaysa bu sefer Sami’yle konuşurken Jey, arka alanda Owens’ın saldırıya uğradığını görmüştük. Gecenin sonunda Jey ve Sami bire bir maça çıkarlarken maçı Jey, Sikoa’nın yardımıyla kazanmayı başarmıştı. Maç sonunda Sikoa ve Jey, Sami’ye 2’ye 1 girişirlerken Riddle yardıma gelerek ringi temizledi. Bloodline’la geçmişi olan bir isim olan Riddle’ın bu senaryonun face tarafının üçüncü ismi olarak dahil olması kısa vadede bence oldukça iş gören bir olay. Hatırlarsanız Uso’ların Smackdown Tag Team kemerlerini alma döneminde feudda oldukları kişiler Riddle ve Randy’ydi. Randy’i sakatlayan kişiler olarak Bloodline’ı düşünen Riddle zaten bir süre tekil olarak da onlarla mücadele etmiş hatta Roman’la kemer maçına dahi çıkmış ancak başarılı olamamıştı. Şimdi tekrardan bu olayların etkisiyle bu sefer yanında destekçilerinin de olduğu bir ortamda müdahil olması bence oldukça uygun bir durum.

10 Nisan Raw’da bu kez Kevin Owens’la Sikoa’nın gecenin main eventinde karşılaştıklarını gördük. Sikoa maçı Jey ve Jimmy’nin yardımıyla kazanırken maç sonunda Riddle ve Sami ikilisinin Owens’ı kurtardıklarını ve geceyi üstün kapattıklarına şahit olduk. 14 Nisan Smackdown’da bu sefer geceyi açan altılıdan yine face ekip üstün başlamıştı. Gecenin sonunda da kemer maçları için rövanş maçının olacağını bizzat Heyman, Roman’dan aldığı mesajla açıklamıştı. Main eventte bu sefer Riddle ve Sikoa ikilisi karşıya karşıya gelirlerken ring kenarında Uso’lar ve Kevin Owens – Sami birbirlerine girmişlerdi. Bu hengamede Sikoa, Riddle’ın açığını yakalayarak maçı kazanmıştı. Maç sonrasında hızını alamayan Sikoa, Riddle’a saldırmaya devam etmiş ve spiker masasını onun üzerine devirerek geceyi kapatmıştı. Sikoa hakikaten şu anda Roman’dan sonra Bloodline’ın ikincil ismi olarak gözüküyor. Hem kolay kolay maç kaybetmiyor hem de önemli bir güç unsuru olarak bizlere sunuluyor.

17 Nisan Raw’daysa iki ayrı hikaye birleşerek kısa vadede paralelde yürütülmeye karar verildi. Ortada bir ana kemer ve bir ana kemer şampiyonu yokken, şirket içerisinde yer alan iki önemli feudun tek bir potada eritilmesi düşüncesi söz konusuydu. Gecenin başında Bloodline’ı ve Judgment Day’i ring içerisinde toparlayan Heyman, bu iki stable’ın kısa vadede iş birliği yapacağını ve bunun Roman tarafından da onaylandığını açıklamıştı. Jey araya girerek Jimmy ve kendisinin bundan haberinin olmadığını söylerken Heyman’sa Tribel Chief’in Solo haricinde yanında kimseyi istemediğini söylemişti. Uso’ların savunmasız yakalanmamaları için de Judgment Day’le bir ittifakın iyi olabileceğini düşünmüştü. Bu esnada da Backlash için yapılacak olan 6-Man Tag Team maçını duyurmuştu. Heyman’ın bu promosundan da anlayabileceğimiz üzere Bloodline içerisinde Roman & Solo ve Uso’lar gibi iki ayrı uca doğru gidiyoruz. Bu durum Bloodline’ın gerileme döneminin ana unsuru olacak ve biraz üstte dediğim gibi de yavaş yavaş işlenecek.

Yapılan bu iş birliği sonrasında Sikoa ve Rey karşı gelirken, Solo maçı kazanmayı başarmıştı. Kısa vadede Solo; Owens, Riddle ve Rey gibi isimleri yenmeyi başarmıştı. Maçtan sonra tüm stable’lar birbirlerine girerlerken Bloodline segmenti üstün kapatmıştı. Gecenin sonundaysa bu kez Owens & Sami ve Riddle üçlüsü Judgment Day’e karşı maça çıkarlarken face ekip maçı kazanmayı başarmışlardı. Maçtan sonra ortalık yine karışırken LWO da yardıma gelmiş ve iki face stable ile iki heel stable harika bir şekilde birbirlerine girmişler ve şov face’lerin üstün kapatmasıyla sona ermişti. 21 Nisan Smackdown’daysa Sikoa, No DQ maçında Riddle yenmiş ve şovu da Uso’ların Riddle’ı masaya doğru 1D yapmasıyla kapatmıştık. 24 Nisan Raw’da bir kez daha Solo’nun Uso’lardan ayrı hareket ettiklerini gördük. Uso’lar Tag Team kemerlerini geri almak için promo kestikten sonra parmaklarını yukarı kaldırıp klasik taunt’larını yaparlarken, Solo onlara katılmamıştı. Ayrıca Sami ve Jey’in yine arka alanda konuştuklarını görmüştük. Jimmy de başka bir sekansta Sami’yle bire bir konuşarak Jey’in peşini bırakmasını söylemişti. Yani Sami’nin Jey’e yaptığını Jimmy de Sami’ye yapmaya çalıştı.

Biraz üstte bahsettiğim gibi ilk Draft gecesi olan 28 Nisan’daki Smackdown’da, Bloodline resmen ayrım yaşarken Riddle da Raw’da kalmaya devam etti. Aynı gece gerçekleşecek Tag Team rövanş maçı öncesinde Jey ve Jimmy, Roman’a Wrestlemania sonrasındaki hayal kırıklıklarını anladıklarını söylemişler ve bu gece bunu telafi edeceklerine dair söz vermişlerdi. Uso’lar onlara mesaj atıyorlardı ama Roman hiçbir şekilde onlara geri dönmüyordu. Dolayısıyla bu kemer Roman’a adanacaktı. Sami de bu sözlerin üzerine durumu kaşıyarak Roman’ın tüm bu yaptıklarına rağmen Jey ve Jimmy’nin sadakatini anlamadığını söyledi. Jimmy de cevap olarak o kemerler gittiğinde Kevin seni arkadan vuracak dedi. Arka alanda Roman hariç Bloodline’ı yan yana görürken, Paul Heyman bir yandan Uso’ları gazlamış bir yandan da gece için asıl önemli olanın Sikoa olduğuna dair imalarda bulunmuştu. Gecenin sonunda Tag Team kemerleri için yapılan rövanş maçını da kazanan isimler Sami ve Kevin Owens oldular. Böylece Uso’ların da kemer mücadeleleri sona ermiş oldu. Maç içerisinde Sikoa onlara yardıma gelse de girişin hemen orada müdahil olan Riddle, bu olayın yaşanmasına engel olmuştu. 1 Mayıs Raw’da Riddle ve Jimmy karşı karşıya gelirlerken face isimlerin katkılarıyla Riddle maçı kazanmayı başarmıştı. Gecenin sonunda Solo Sikoa, Seth Rollins’le karşı karşıya gelirken Uso’ların maçı basmasıyla maç yarıda kalmış, face isimlerin yardıma gelmesiyle de klasik bir sonla karşı karşıya kalmıştık. 5 Mayıs Smackdown’da Sikoa’nın bir kez daha Jey ve Jimmy’ye soğuk davrandığını gördük. Arka alanda birbirlerini motive ederlerken Sikoa hiç oralı olmamış, “Yarın ben işimi yapacağım, siz de yaparsanız iyi olur” demişti.

Bütün bunlar bir yana yeni bir ana kemer duyurulmuşken yeni bir Tag Team kemeri de duyurulur mu diye merak etmiyor değilim. Gerçi Owens ve Sami Raw’a geçerlerken aynı draft gecesinde birçok önemli tag team’in de (Judgment Day, New Day, Stroman & Ricochet, American Alpha) yine Raw’a geçtiğini görmüştük. En azından şu an için kısa vadede böyle bir ayrım olmayacak gibi duruyor. Ama kemerlerin henüz 2000’lerin sonu, 2010’ların başı gibi Unified olmaması da orta-uzun vadede bu durumun değişebileceğini gösteriyor. Zaten Smackdown’da da L.W.O, Brawling Brutes, The Street Profits gibi takımlar da mevcut. Summerslam yolunda böyle bir ayrım görebiliriz bence.

Tüm bu Backlash’e giden yolda Bloodline ve Sami & Owens & Riddle’ın neredeyse tüm şovları kapattıklarını gördük. Kapatmasalar dahi bu 6’lı kombinasyonda karşılıklı olarak birbirleriyle sürekli maçlar yaptılar. Roman’ın olmadığı bu süreçte, WM sonrasındaki soluklanmanın da etkisiyle biraz soft geçirdik. Yine de kalabalık gruplar arasındaki kombinasyon maçların ve birlikte aynı ring içerisinde yer almaları güzel şeylerdi bence. Zaten büyük bir ihtimalle bu feudun son maçını izleyeceğiz gibi gözüküyor. Zira biraz üstte bahsettiğim gibi Sami ve Owens ikilisi takım kemerleriyle birlikte 1 Mayıs Raw’da draft edilerek Raw’ın yolunu tuttular. Uso’lar ise draft’ın ilk gecesi olan 28 Nisan Smackdown’da draft edilmezken hepimiz Roman ve yanında sadık aile üyesi olan Sikoa’nın Smackdown’a draft edildiklerini görmüştük. Bu sebeple çok kısa süreliğine Uso’lar adına belirsiz bir durum ortaya çıkmıştı. Ancak 1 Mayıs Raw’da Uso’ların da Smackdown’a draft edildiklerini gördük. Bloodline’ın içsel çatışmaları, Uso’lar bir yana Roman & Sikoa & Heyman bir yana şeklinde olan bu kırılmışlık, Smackdown ekseninde işlenecek gibi duruyor. Hazır Owens ve Sami ikilisi de farklı bir brand’e geçmişken gına getiren bu feudun burada son bulması çok olası. Zaten World Heavyweight’in ve Roman’ın geri dönmesiyle beraber Night of Champions’ta bol bol ana kemerli eksende şov kapatmaları görüyor olacağız.

Bu maçta bir ihtimal Sikoa’nın Jimmy ve Jey’e maç sonunda sürpriz bir hareketi de olabilir diye düşünüyorum. Bu durum yaşanır ya da yaşanmaz, bu durumdan bağımsız olarak Uso’ların geleceklerindeki süreç belirsizliğini koruyor. Bir şekilde Bloodline’ın gerileme dönemini yavaş yavaş işlemeye devam edeceklerini düşünüyorum. Bu da Uso’ların bir face turn geçirmesi ve/veya Sikoa’nın önce Jey ve Jimmy’e ve hatta daha uzun vadede de Roman’a ihanetiyle gerçekleşebilir gibi duruyor. Money in the Bank’in sahibi olması mesela… Çok acayip bir şey olurdu bence.

Tahmin: Matt Riddle & Kevin Owens & Sami Zayn

 

 


Singles Match for the WWE Raw Women’s Championship
Bianca Belair(c) vs Iyo Sky w/Damage CTRL (Bayley & Dakota Kai)

Wrestlemania 38’de Becky’den aldığı kemerini harika bir title reign ile korumaya devam eden Bianca, en son Wrestlemania 39’da Asuka’yı da yenerek Becky, Bayley ve Alexa Bliss gibi isimlerin ardından bir büyük ismi daha devirerek yoluna devam etmişti. Kadınlar kategorisinde bir nevi “kahraman” face rolüne bürünen Bianca, küçük kızlara idol olabilecek bir isim izlenimi vermekte. Tıpkı Cena’nın 2000’lerin sonu 2010’ların başındaki dönemi gibi bir süreç içerisinde yer aldığını düşünmekteyim. Ama tabi ki de aynı Cena gibi ring içerisinde ve ring dışında bu sorumluluğunun da üstesinden geldiğini ve saygın bir şampiyon olarak güçlü bir karakter rolünü iyi sergilediğini görmekteyim.

Wrestlemania sonrası ilk Raw olan 3 Nisan Raw’da, Smackdown Kadınlar Kemeri’nin yeni şampiyonu olan Ripley’le bir yüzleşme yaşayıp tecrübesiyle onu ezen Bianca, bir an bana acaba ana kemerlerde ve erkekler tag team kemerlerinde olduğu gibi burada da bir tekil kemere gider miyiz düşüncesini doğurtmuştu. Zira Smackdown’daki main eventer eksiklikleri, Raw’da da Bianca’nın geçmediği ismin kalmaması gibi sebepler beni bu düşünceye itmişti. Fakat zaten sonrasında World Heavyweight kemerinin yeniden duyurularak ikinci bir ana kemer olarak sahalara ineceğinin açıklanmasıyla bu düşünceden iyice sıyrılmıştım.

Zaten tüm bunların öncesinde de 10 Nisan Raw’da Bianca’nın kemeri için yeni bir Contender elde etmiştik. 10 Nisan Raw’da rakipleri Michin ve Piper Niven’ın arasından sıyrılmayı başaran Iyo Sky, Triple Threat maçını kazanarak Bianca’nın yeni rakibi olmuştu. Maç öncesinde Adam Pearce’la konuşan Bayley, gerçekleşecek olan Triple Threat #1 contender maçına dahil olma teklifi aldığını Damage CTRL’den arkadaşları olan Iyo Sky ve Dakota Kai’ye açıklamıştı. Arkadaşları bu duruma karşı çıkarlarken grubun lideri Bayley ikna olarak Pearce’la yeniden konuşmuş ve maça Iyo Sky’ın dahil olmasını sağlamıştı. Iyo da maçı kazanarak Bianca’nın rakibi olmaya hak kazanmıştı.

2022’nin uzun bir döneminde Bianca’nın Bayley ekseninde Damage CTRL’la feud içerisinde olduğunu görmüştük. Bianca her seferinde Bayley ve gruba karşı üstün gelirken bu feuda da nokta koymuştu. Şimdi karşısına çıkabilecek olası bir ismin pek olmaması sebebiyle yine bu tarafa doğru bir kayışın olduğunu gördük.

Iyo Sky’ın açıkçası Bianca için bir geçiş rakibi olup olmadığı konusunda pek emin olmadığımı söylemem gerekiyor. İlk paragrafta Bianca için Cena örneğini verirken aslında acaba Cena’nın 2009’da başına gelenler, Bianca’nın başına da gelir mi diye düşünmüyorum değilim. 2009’un son PPV’i olan TLC’den, ECW’dan gelen Sheamus, oldukça sürpriz bir şekilde Cena’yı yenerek WWE kemerinin yeni sahibi olmuştu. Cena’nın en prime döneminde böyle bir başarıya imza atan Sheamus, WWE tarihinde yaşanan en şok edici galibiyetlerden birini almıştı. Şimdi Bianca da prime dönemini yaşıyor ve kadınların Cena’sı gibi bir yol çiziyor. Kemeri alabilmesi muhtemel birçok büyük main eventer’ları geçti. Bunun sonucunda Iyo Sky gibi bir underdog isme kemeri kaybedebilir mi? Tahminimi favori isimden yana yapacak olsam da Sky alırsa da pek şaşırmayacağım. Ayrıca Damage CTRL etkisini de unutmamak gerekiyor bunun için. Maça bir şekilde etkileri olacak ama Iyo lehine mi aleyhine mi onu maç içerisinde göreceğiz. Tabi daha öncesinde Bianca’nın tek başına bu üçlüyü defalarca kez püskürttüğünü de atlamamak gerek.

Öte yandan bu maç içerisinde yer alan tüm aktörlerin Smackdown’a draft edildiğini söylememiz gerekiyor. Yani Raw’ın Kadınlar Şampiyonu olan Bianca, Smackdown’a geçiş yaptı. Damage CTRL de takım olarak Smackdown’a geçti. Eğer taraflardan biri diğer bir brande gitseydi Iyo Sky düşüncemden emin olup direkt tahmine de yansıtabilirdim. Bunlardan bağımsız nedense bu maçın düz bir maç olmayacağını ve hikayesel anlamda bir şeyleri tetikleyebileceğini düşünüyorum. Ek olarak Bianca’nın Smackdown’a geçmesinin iyi olduğunu düşünüyorum. Zira 1 senede Raw’da yenmediği main event kalmaması da oradaki isimlerin olası kemer senaryolarını tıkayan bir unsurdu. Charlotte’ın da Smackdown’da kalmasıyla ilk düşüncem olan sürpriz ihtimali biraz daha düşük bir segmentte kalıyor. Olası bir Bianca vs Charlotte feudu da bence çok güzel olacaktır.

Tahmin: Bianca Belair

 

Singles Match
Seth “Freakin” Rollins vs Omos w/MVP

Wrestlemania döneminin en gereksiz ve en saçma feuduna imza atan Omos, WM için rakipsiz kalan Lesnar’ın karşısına çıkarak “main event jobberlığı” görevini bir kez daha yerine getirmişti. Özellikle son bir yıldır Bobby Lashley ve Braun Strowman gibi isimlerle feudlara giren Omos, cüssesi gereği bu tarz isimlerle maç yapsa da hep kaybeden bir isim olarak artık ciddiye alınmama noktasını iyice arşa çıkardı. Lesnar’la yaptığı maçı da bu beklentiyle izleyerek yine kısa bir maçta, kısıtlı bir ring içi aksiyon içerisinde kaybettiğine şahit olmuştuk.

Strowman’dan bile uzun olan Omos, oldukça güçlü göründüğü için bu tarz büyük isimlerin momentum kazanmalarında yardımcı olan bir isim olarak kullanılmaya bu PPV’de de devam ediyor. Wrestlemania’da Logan Paul’u yenerek önemli bir WM galibiyeti elde eden Seth Rollins için ise bence çıkışını sürdürebilmek için oldukça da güzel bir fırsat. Hazır World Heavyweight kemeri de yeniden duyurulduğuna göre yeni bir ana kemer şampiyonuna ihtiyacımız olacak. Uzun bir süredir ana kemere hasret olan Seth’in de ben bu kemer açısından oldukça uygun bir isim olduğunu düşünmekteyim. Belki de alacağı push’u sağlamlaştırmak adına bu maç planlandı gibi de düşünebiliriz. Zira hem ring içi hem de hikaye anlamında hiçbir beklentimizin olmadığı, random oluşturulan bir maç olduğunu görüyoruz. 24 Nisan Raw’da Seth’in kestiği promoyu bölen MVP ve Omos, bu maçın resmileşmesine zemin oluşturan hamleyi yapmışlardı. 1 Mayıs Raw’da da zaten Seth, Raw’da kalırken yeni duyurulan bu ana kemer için de mesajı göndermişti.

Omos’un bu random main event jobberlığı görevinden sıyrılıp biraz daha ciddi bir isim olarak gözükmesini sağlamaları için bir feud ya da en azından önemli bir maç kazanması gerekiyor. Yoksa bu durum artık iyice kabak tadı vermeye başladı. Bence WWE de Omos’u ya bir süreliğine TV dışına çekecek ya da en azından biraz daha ciddi feudların içerisine sokarak maçlar kazanmasını sağlayarak bu main event jobber’lığını yapabilmesi için zemini güçlendirmeye çalışacak. Ancak şu anda doğru bir zaman değil ve bu sebeple ben Seth’in maçı kazanacağını düşünüyorum.

Tahmin: Seth “Freakin” Rollins

 

Triple Threat Match for the WWE United States Championship
Austin Theory(c) vs Bobby Lashley vs Bronson Reed

Wrestlemania’da John Cena’y yenerek title reign’ine devam eden Theory, bir kez daha kendisini Bobby Lashley’in içerisinde olduğu bir kemer koruma mücadelesi içerisinde buldu. Wrestlemania döneminin en mağdur ismi olan Lashley de başka bir feudun içerisindeyken bir kez daha kendisini United States kemeri mücadelesinde bulduğunu söyleyebiliriz. Road to Wrestlemania dönemine doğru giderken Elimination Chamber’a kadar Lesnar’la feudda olan Lashley, bu ikili arasında yapılacak olan son maçın galibiyle karşılaşmak istediğini söyleyen Bray Wyatt ile feuda girmeye başlamıştı. Aslında genel olarak baktığımızda Lesnar’la girdiği feuddan galip ayrılsa da tam olarak birbirlerine diş geçiremediklerini ve temiz galibiyetler alamadıklarını görmüştük. Bu sebeple Wrestlemania’da son bir No DQ tarzı bir maç beklerken Lesnar’ın Wyatt ile maç yapmak istememesi sebebiyle Lashley ve Wyatt arasındaki feud planlanmıştı. Bunun üzerine boşta kalan Lesnar da apar topar Omos’la bir feud içerisine girmişti. Bu esnada Wrestlemania’ya giden yolda birden ortadan kaybolan Bray Wyatt ise senaryoların dışında kalmış ve net bir şekilde öğrenilemediği üzere televizyonlardan uzak kalmaya başlamıştı. Olası bir sakatlık durumu konuşulsa da net bir şekilde uzak kalma sebebi açıklanmayan Bray Wyatt, en çok da Lashley’in yolunu etkilemiş oldu. Elimination Chamber sonrasında ilk haftalardan sonra ekranlardan uzak kalmasının ardından Wrestlemania’da yapılması planlanan maç hiç yaşanma ihtimali olmamışçasına duyurulmamış, yok gibi davranılmış ve bunun sonucunda da Lashley de WM için feudsuz kalmıştı.

WM dönemini boş geçen Bobby Lashley ise bundan sonrasında bazı tesellilerle karşı karşıya kaldı. İlk olarak Wrestlemania’dan hemen önceki Smackdown’da (31 Mart) Andre the Giant Memorial Battle Royal’i kazandı. Maçı kazanırken de en son olarak Bronson Reed’i eledi. Wrestlemania’nın ikinci gecesindeyse bu maç sonucunda almış olduğu ödülle beraber seyircilere takdim edildi. Elbette ki tüm bunlar Wyatt’ın belirsiz durumu sebebiyle Wrestlemania’yı pas geçen Bobby Lashley’i bir nebze olsun gönül koymamasını sağlamaya yönelik hareketlerdi.

Battle Royal’de en son elenen isim olan Reed, 3 Nisan Raw’da arka alanda röportaj veren Lashley’in karşısına çıkarak onunla trash talk yapmaya başlamıştı. İkili 10 Nisan Raw’da karşı karşıya gelmiş ancak maç double count out ile sona ermişti. Maç içerisinde Reed’in Lashley gibi bir isme karşı oldukça dirençli olduğunu görmüştük. Muhtemelen bu yıl içerisinde daha fazla kullanılacak bir isim olan Reed, Şubat ayındaki Elimination Chamber U.S kemer mücadelesi içerisine de dahil olmuş ancak kemeri kazanmayı başaramamıştı. Bu maçta da iyi mücadele eden Reed maçın berabere bitmesini sağlamıştı. Maç sonunda her iki isim de birbirlerine girişirlerken hakemler araya girmişti. 17 Nisan Raw’da Lashley ve Theory, ortada kemerin olmadığı bir maçta karşı karşıya gelirlerken, Lashley rakibine tam Hurt Lock’ı bağladığı sırada Reed ringe gelmiş ve Lashley’e saldırarak maçın DQ’yle sona ermesini sağlamıştı. Lashley’i savunmasız yakalayan Reed, tam finisiher’ı çekecekken Lashley toparlanmış ancak o da Theory’den bir Dropkick yemişti. Bunun üstüne Reed, Lashley’e Tsunami çekerek işini bitirmişti.

21 Nisan’da United States kemeri için bu Triple Threat maçı duyurulurken 24 Nisan Raw’da Lashley ve Theory’i ring içerisinde karşılıklı promolaşırken görmüştük. Mikrofon dalaşı sonrasında Lashley, Theory’e üstün gelirken Reed arkadan gelmiş ve bu sayede iki heel isim Lashley’e karşı üstünlük kurmayı başarmışlardı. Lashley’i elemine ettikten sonra ikili ringde kalırlarken hızını alamayan Reed, Theory’e de saldırmış ve ona da Tsunami çekerek United States kemeriyle pozunu vermişti.

İlk draft gecesi olan 28 Nisan Smackdown’da Bobby Lashley’in Smackdown’a geçtiğini gördük. Dolayısıyla Lashley’in hem daha öncesinden zaten Theory’le feuda girmesi hem de Roman’ın ana kemeri için daha önce hiç mücadele etmemesi sebebiyle bu maçı kazanabileceğini çok düşünmüyorum. 1 Mayıs Raw’da Theory de Smackdown’a geçerken muadili olan diğer mid carder kemerinin şampiyonu Gunther’se Raw’a geçmişti. Ben hazır Reed’e Lashley gibi bir ismin karşısına çıkartıp ve hatta ona denk göstermeye çalışırlarken bu kemeri de alabilir mi diye düşünsem de 1 Mayıs Raw’da Reed, Raw’a draft edilmiş ve bu ihtimal de rafa kaldırılmıştı. Gunther’in Raw’a geçmesiyle ikinci bir mid carder kemerin de Raw’da olması çok saçma bir ihtimal olacak gibi. Öte yandan Lashley’in de olası bir Roman Reigns rakibi olduğunu düşünürsek pinlenecek isim olmayacaktır. Bu sebeple Theory bence Reed’i pinleyerek kemerini koruyacaktır.

Tahmin: Austin Theory

 

 


Singles Match for the WWE Smackdown Women’s Championship
Rhea Ripley(c) vs Zelina Vega

Wrestlemania’da oldukça hak edilmiş bir kemer galibiyeti elde eden Rhea Ripley, ilk kemer korumasını Zelina Vega karşısında yapıyor. Royal Rumble galibiyetinin üstüne Charlotte gibi bir şampiyonu yenmesi ve 3 sene öncesinin intikamını alması, Ripley’in kariyerinin dönüm yılını yaşadığımızı gösteriyor. Son derece kısıtlı olan kadınlar main eventer potasına artık kalıcı bir şekilde demir atan Ripley, bundan sonrasında güçlü bir şampiyon izlenimi vererek uzun bir süre title reign yapacak gibi duruyor. Wrestlemania sonrasındaki ilk Raw’da diğer şampiyon Bianca’yla da yüz yüze gelmiş ve tıpkı onun yaptığı gibi uzun bir koruma içerisine girebileceğinin mesajını vermişti.

Bu feudun çıkış noktasına değinmek gerekirse Dominik’in etkisiyle Judgment Day’in Rey Mysterio feuduna iyice kanalize olmasıyla beraber Rey’in de yeniden yorumladığı LWO stable’ının kurulmasından söz edebiliriz. LWO’un bu yeni versiyonunda Legado Del Fantasma stable’ını baskın olarak görürken stable’ın erkek üyelerinin yanında yer alan Zelina Vega da doğal olarak Judgment Day’in kadın üyesi Ripley’le feuda girmeye başladı. 7 Nisan Smackdown’da gerçekleşen Rey & Escobar vs Dominik & Priest maçında ring dışında yer alan Vega, maça karışmaya çalışan Ripley’e saldırmış ancak sonrasında onun korkusundan kaçmıştı. 14 Nisan Smackdown’da gerçekleşen Escobar ve Priest maçına karışmaya çalışan Ripley’i Vega durdurmuş ve resmen Ripley’e mesajı göndermişti. Zaten hemen ertesi hafta da Adam Pearce’a giderek Ripley’den kemer maçı istediğini söylemişti. Bunun üzerine maç resmileşmişti. 28 Nisan Smackdown’da Vega, Sonya Deville’e maç yaparken Vega maçı bir roll-up ile kazanmayı başarmıştı. Maç sonunda Ripley ringe gelerek iki ismi de püskürtürken Vega counter’lamayı başararak ringden çıkmayı başarmıştı. Aynı gece drafttan NXT Women’s şampiyonunun (Indi Hartwell) ana kadroya yükseldiğini gördük. Zayıf olan kadınlar division’ı için güzel bir hamle olarak yorumlamak gerekir diye düşünüyorum. Tabii Raw’da Becky ve Trish gibi isimler de kalırken belki Hartwell’i de bu isimlerin yanına koyarak Ripley’in olası yeni rakiplerinden biri olarak görebiliriz ki Raw Kadınlar Şampiyonu Bianca Smackdown’a geçerken, Smackdown Kadınlar Şampiyonu Ripley’se 1 Mayıs Raw’da yapılan draft seçimlerinin ilk tur ilk seçiminde Raw’a geçmişti. Muhtemelen kemerleri takas edecekler ya da isimlerini değiştirecekler gibi gözüküyor. Ayrıca Vega’nın da Smackdown’da kalması da zaten sonucu çok net olan bu maç için iyice bir netlik kazandırıyor.

Öte yandan Vega’nın bu maça çıkmasının üzerinde aslında üç tane etmen var gibi gözüküyor. İlki, çok büyük bir feuddan çıkarak kariyerinin zirvesini gören Ripley’i tekrardan büyük feudlara hazırlamak ve bu esnada title reign’ini uzatmayı sağlamak. Yani Vega’nın buradaki ilk misyonu Ripley’e bir geçiş rakibi olmak gibi gözüküyor. İkincisi, biraz üstte bahsettiğim gibi zaten stable feudlarının oldukça yaygın olduğu bir ortamda Judgment Day ve LWO birbirlerine girerlerken bunu işin kadınlar tarafına da taşımak. Üçüncüsüyse Vega’nın Porto Riko kökenli bir isim olması. WWE Amerika içerisindeki şovlarında dahi homeboy veya homegirl olarak birçok güreşçiyi maçlara sokarken özellikle Amerika dışındaki şovlarda bu işi hiç ihmal etmiyor. Elbette ki ev sahibi seyircilerin desteğini almak ve maça olan ilgilerini arttırabilmek için bu tarz hemşericilik yapmak oldukça doğal bir durum. Her ne kadar Porto Rikolular memleketlileri olan Vega’yı destekleyecek olsalar da gecenin en net tahminlerinden biri olarak Rhea Ripley burada kemerini koruyacaktır.

Tahmin: Rhea Ripley

 

San Juan Street Fight
Damien Priest vs Bad Bunny

Match card’ın şüphesiz en ilgi çekici ve en sıra dışı olan maçında Damien Priest ile listeleri alt üst eden şarkıcı Bad Bunny karşı karşıya geliyorlar. Aslında feudun ilk çıkış noktasına dönmemiz gerektiğinde yine Wrestlemania’yla karşı karşıya geliyoruz. Wrestlemania döneminde Judgment Day stable olarak üç farklı kola bölünmüş; grubun kadın üyesi Ripley, Royal Rumble’ı kazanarak Smackdown Kadınlar Kemeri’nin peşinden gitmişti. Grubun lideri Finn Balor’sa Edge’le bire bir maça çıkmış ve maçı kaybederek Edge ile stable arasındaki husumeti yenik olarak kapatmıştı. Grubun en son üyesi olan Dominik’se, öz babası Rey Mysterio ile maça çıkmış ve ondan dersini almıştı. Ripley grup içerisinde biraz da cinsiyetinden ötürü daha rahat hareket eme imkanı bulurken grubun diğer erkek üyeleri WM döneminde ilk olarak Edge feudu üzerinde yoğunlaşmışlar ancak bu feud esnasında Edge’e yardımcı olan Dominik ve Rey’in kopuşuyla bireysel feudlara geçmişlerdi. Edge feudundan doğan Rey ve Dominik feudu, WWE’nin son dönemde işlediği en güzel şeylerden bir tanesiydi gerçekten. Babasına ve Edge’e ihanet eden Dominik, WM döneminde birçok kez babası Rey’in sabrını zorlamış ve onunla maç yapmak istediğini söylemişti. Bu süreçte Hall of Fame olan Rey Mysterio da Dominik’in bu tahriklerine dayanamamış ve nihayetinde Wrestlemania’da onunla maç yapmayı kabul etmişti.

Wrestlemania’daki maçın hemen öncesinde Legado Del Fantasma’yla Rey’in bir yakınlık kurduklarına şahit olmuştuk. WM öncesi son Raw’da Rey, Priest ile maça çıkarken Dominik maça karışmış ve Rey’in yardımına da Legado Del Fantasma stable’ı gelmişti. WM öncesi en son Smackdown’daysa Rey, Legado Del Fantasma üyeleriyle konuşurken onlara LWO tişörtü vermişti. Biraz LWO’dan bahsetmemiz gerekirse aslında kökeni WCW dönemine dayanan bir stable olduğunu söylememiz gerekiyor. nWo’dan (New World Order) esinlenerek 1998 yılında kurulmuş olan LWO (Latino World Order) 1999 yılına kadar WCW’da faaliyet göstermişti. Adından da anlaşılabileceği üzere Latin kökenli bir stable’ı temsil eden bu grup, Eddie Guerrero tarafından kurulmuştu. Eddie o dönem WCW’nun başında bulunan Eric Bischoff ile feuda girmiş ve buna istinaden Meksikalı güreşçileri yanına almaya başlamıştı. Grup o dönem bünyesinde Psychosis, La Parka, Hector Garza ve Juvetud Guerrara gibi isimleri barındırırken gruba katılmayı reddeden Rey Mysterio’yla da feud içerisindeydiler. Rey, Eddie’yle olan maçını kaybettikten sonra gruba katılmak zorunda kalırken 1999 yılına geldiğimizde bu stable dağılma noktasına gelmişti. Güreş tarihinin en facia hikaye kararlarından biri olan meşhur Fingerpoke of Doom olayının yaşandığı gece LWO üyeleri de arka alanda saldırıya uğramışlardı. Bilmeyenler için Fingerpoke of Doom olayı, 4 Ocak 1999 WCW Nitro şovunda yaşanan ve WCW’unun batışını oldukça hızlandıran bir olaya atıfta bulunulan bir isim. Güreş tarihinin en büyük hikayesine sahip stable’ı nWo kurulduğu 1996 yılından sonra Kevin Nash önderliğinde nWo Wolfpack ve Hogan önderliğinde nWo Hollywood önderliğinde iki ayrı gruba bölünmüşlerdi. WCW ana kemerini elinde tutan Kevin Nash, kemeri aldığı Golderg ile rövanş maçına çıkacağı açıklanmış ancak keyfabe olarak Goldberg’in tutuklanmasıyla maç iptal edilmişti. Bu esnada Nash’e sinirlenen ve bir süredir bu sebeple emekli olan Hogan ringlere geri dönmüş ve Nash tarafından kemer maçı için meydan okumayla karşı karşıya gelmişti. Seyircilerin oldukça uzun zamandır beklediği bu iki ikonun karşılaşmasında herkes nefeslerini tutarken, Hogan parmağıyla Nash’e dokunmuş ve Nash’in yere düşmesini sağlamıştı. Arenadaki herkes şok yaşarken Hogan tuşa gitmiş ve Nash hiçbir şey yapmayarak kemeri resmen Hogan’a hediye etmişti. Yani yıllardır o dönem güreşle ilgilenen herkes bu iki dev ismin maçını beklerlerken, bu ikili keyfabe olarak herkese oyun oynayıp ucuz bir barışma süreci içerisine girmişlerdi. Maçtan sonra Nash ve Hogan birbirlerine sarılıp gülme krizine girerlerken ikiye ayrılan grup üyelerinin hepsi ringlere gelerek bu barışmayı ve birleşmeyi kutlamaya başlamışlardı. Bu kocaman hayal kırıklığının etkisiyle de WCW’nun batışı hızlanmış ve LWO da bu birleşmenin etkisiyle etkisiz bir grup haline gelmişti. Bu sürecin etkisiyle bir kez daha nWo vs WCW feudu başlayacakken WCW tarafının liderliğini yapan Ric Flair tüm LWO üyelerini yanına almayı ikna etmiş ancak bir tek Rey’i ikna edememişti. Tek kalan Rey, nWo ile feuda girmek durumunda kalmış ve sonrasında nWo’dan atılan Konnan’la beraber Filthy Animals stable’ını kurmuşlardı.

Rey’in Legado Del Fantasma üyeleri Santos Escobar, Joaquin Wilde, Cruz Del Toro ve Zelina Vega’ya LWO tişörtünü vermesinin ardından LWO tam 24 sene sonra yeniden dirilmiş oldu. Zamanında LWO orijinli olmamasına rağmen grubun en sadık ismi olan Rey, bir kez daha sadakatini göstermiş oldu. İşlerin bu şekilde evirilmesinin oldukça güzel yanları var bence. İlk olarak Rey gerçekten Dominik’le olan feudunda Edge’in de potadan çıkmasıyla beraber tek başına kalmıştı. Bunun dışında kariyerinin son demlerinde böylesine anlamlı bir yeniden canlandırma içerisinde yer alması güzel bir atıf. Ek olarak oğluyla olan feudunda birçok kez Eddie ekseninde olaylar yaşanırken, Eddie’nin kurucusu olduğu bu grubu yeniden diriltmesi de bence atıfların en güzelini oluşturuyor.

Baba oğul savaşı içerisinde geçen bu Wrestlemania hikayesinde Dominik biraz da ekibine güvenerek babasına defalarca kez saygısızlık yapmıştı. Wrestlemania’da gerçekleşen maçta da yine ekibine olan güveniyle ringe gelen Dominik, ekip arkadaşları Damien Priest ve Balor’ın yardımıyla maçı kazanmayı hedeflemişti. Bu esnada yeni LWO üyeleri olan Legado Del Fantasma ringe gelerek Priest ve Balor’ı püskürtürlerken Priest, ceketini ringin kenarına koymuştu. Maçı genel anlamıyla geride götüren ve hatta babası tarafından kıçına yediği kemer darbeleriyle oldukça küçük düşen Dominik ise Priest ile yaptıkları bu küçük oyun sayesinde maçı kazanmaya çok yaklaşmıştı. Priest’in bıraktığı ceketin altında duran kalın zinciri alan Dominik, maçı bitirmek için Rey’in kalkmasını beklemişti. Ancak o esnada bu maça özel olarak İspanyol spiker masasında yorumculuk yapan Bad Bunny, bir zamanlar yakın dostu olan Priest’in Dominik için hazırladığı kalın zinciri Dominik’in elinden alırken onun dikkatini dağıtmış ve Rey’in maçı kazanmasını sağlamıştı.

Wrestlemania sonrasında Edge’in Balor’ı yenmesiyle Judgment Day feudu sonlanırken, Judgment Day’in Rey Mysterio feuduna yöneldiğini gördük. Roman’ın yokluğunda bir yandan Bloodline, Owens ve Sami’ye Riddle’ın katılmasıyla kalabalık bir feud içerisinde yer almaya devam ederlerken işin bu tarafında yine farklı bir stable feudu izlemekteyiz. Wrestlemania sonrasında ilk Raw’da Rey Mysterio, Theory’le maç yaparken Dominik ring kenarına gelmiş ve Rey’in maçı kaybetmesini sağlamıştı. Aynı gece seyircilerin arasında yer alan Bad Bunny’e de salça olan Dominik, bir önceki gece maçı kaybetmesini sağlayan isimle yüz yüze gelmişti. Bu esnada Bunny’i savunmasız yakalayan Damien Priest Bunny’e saldırmış ve spiker masasına doğru ona Chokeslam çekmişti. Hikayenin devamına geçmeden önce yine bir dipnot vermek gerekiyor. Bu feudu zenginleştiren isimlerden birisi olan Bad Bunny, damdan düşer gibi alakasız bir şekilde bu feud içerisinde yer alan bir isim değil. Öncelikle tabi ki de şovun memleketi olan Porto Riko’da gerçekleşecek olması ve şovun sunucusu olmasının da bir etkisi var tabi ki. Veya elbette isminin getirdiği bir ün ve reklam amacı da mevcut. Bununla birlikte WWE’nin veya birçok tarihten birçok federasyonun zaten defalarca kez güreş orijinli olmayan isimleri güreştirdiğine şahit olmuştuk. Bad Bunny de aslında WWE ekranlarında daha öncesinde de sık sık görünen bir isim. Royal Rumble 2021’de ilk olarak ekranlara gelen Bunny sonrasında da birçok kez haftalık şovlara katılmış ve hatta bir ara kısa süreliğine de olsa 24/7 Championship’i elinde tutmayı başarmıştı. Kemeri aldığı dönemde kendisine yardımcı olan isim ise Damien Priest’ten başkası değildi. Tıpkı Bunny gibi Porto Riko kökenli olan Priest, Wrestlemania 37’de Bunny’le takım dahi olmuştu. İkili Miz ve Morrison ikilisiyle karşı karşıya gelip maçı kazanırlarken Bunny ise ring içerisinde debut’ını gerçekleştirmişti. Royal Rumble 2022’de maça giren Bunny maç sonunda Rey’in maskesini alarak onun tarafından onurlandırılmıştı.

Dominik-Rey olayları ekseninde birbirlerine düşman olan iki Porto Riko’lu dost böylece iki ayrı uç olarak birbirleriyle feuda girmeye başlamışlardı. Priest dışında Judgment Day’in tüm üyeleri tekil anlamda bir WM senaryosuna dahil olurlarken, Priest’ın WM sonrasında böyle bir olayın içerisinde yer alması da ayrı bir detay olarak karşımıza çıkıyor. 7 Nisan Smackdown’da Priest ve Dominik ikilisi ve Rey ve Escobar’ı yenerlerken 10 Nisan Raw’da bu sefer de Balor Rey’i yenmeyi başarmıştı. Maçı Balor’a kazandıran Dominik maç sonunda eline mikrofonu alarak Bad Bunny’e laflar söylemişti. Karşılığında Rey ise Bunny’yle konuştuğunu ve geri döneceğinden bahsettiğini belirtmişti. 14 Nisan Smackdown’da Priest ve Escobar karşılaşmış ve ring kenarında iki stable birbirlerine girmişlerdi. Bu esnada Vega da Ripley’e saldırmıştı. Ring içerisindeyse Priest bu hengamede Escobar’a karşı üstün gelmişti. 17 Nisan Raw’da iki heel stable olan Bloodline ve Judgment Day düşmanlarına karşı işbirliği yaparlarken face isimler de benzer bir ittifak kurmuşlardı. Aynı gece Rey, Sikoa’ya kaybederken Bloodline maç sonunda LWO’ya üstün gelmişti. Gecenin sonunda Owens & Sami ve Riddle üçlüsü Judgment Day’e karşı maça çıkarlarken face ekip maçı kazanmayı başarmışlardı. Maçtan sonra tüm stable’lar birbirlerine girerlerken face taraf üstün kapatmayı başarmıştı. 21 Nisan Smackdown’da Rey & Escobar ikilisi Balor ve Priest’le maçı kazanırken Priest maçı takımına kazandırmayı başarmıştı. 24 Nisan Raw’da Bloodline, LWO’yla karşılaşırken maçı da kazanmayı bilmişlerdi. Gecenin sonunda Priest’le Rey karşı karşıya gelirlerken maçı üstün götüremeyen Priest turnbackle’a çıkan Rey’e sandalye fırlatarak maçı DQ’yla kaybetmişti. Maç sonunda Rey’e saldırmaya devam edecekken Bad Bunny spiker masasına devrilmesinin ardından elinde kendo sopasıyla return yapmış ve Priest’i kovalamıştı. Spiker masasına çıktıktan sonra Backlash’te sadece sunucu olmayacağını aynı zamanda da güreşçi olarak yer alacağını açıklayarak maçı resmileştirmişti.

1 Mayıs Raw’da Judgment Day; Ripley dahil Raw’a draft edilirlerken LWO ise Smackdown’da kaldılar. Dolayısıyla bu feud üzerinde bir brand ayrımı olması nedeniyle bir devamlılık olmayacak gibi düşünebiliriz sanki. Gerçi Rey vs Dominik feudu sanki yarım kalmış gibi hissediyorum ama Judgment Day’in Tag Team kemer mücadelesine girme ihtimalini de çok yok saymıyorum. Aynı gece Priest bu sefer de Rey’le karşı karşıya gelirken kenardaki kaosunu ve Balor’ın etkisiyle maçı kazanmayı başarmıştı. Priest’in bu süreçte tek kullanılarak iyi galibiyetler aldığını görmüş olduk. 5 Mayıs Smackdown’da da Rey ve Vega ikilisi, Ripley ve Dominik ikilisini yenmeyi başarmışlardı. Bu şov öncesi yapılan son Smackdown olan bu şovda seyirci müthiş bir reaksiyon göstermiş ve benzerini Backlash’te de yapabileceklerini kanıtlamışlardı.

Bir nevi Latin Amerika açılımı çerçevesinde değerlendireceğimiz bu feud içerisinde bolca Latin Amerika kökenli güreşçi olduğunu görüyoruz. LWO’un yeniden kurulması ve birden fazlaca Latin güreşçinin televizyonda yer alması, Rey ve Judgment Day-Dominik feudunun bununla birleştirilmesi ve de Bad Bunny’nin olaylara alınması tam olarak bu stratejiyle oluşturulmuş şeyler. Ek olarak maçın Street Fight olması da bir nevi izlenebilirliği arttırabilecek bir unsur. Porto Riko’nun başkenti olan San Juan’ın bu maç türünün başına eklenmesinin ne gibi bir farklılık yaratabileceğini kestiremiyorum ama maçın Street Fight çerçevesinde planlanmasının da belirli sebepleri var. Neticesinde Priest oldukça güçlü bir güreşçi izlenimini veriyor. Bu feudda da fazlasıyla maç kazandı şu ana kadar. Doğal olarak bire bir normal bir maçta müzisyen Bad Bunny’e karşı üstün gelmesi çok muhtemel. Yani Bunny’nin maçı kazanması oldukça mantık dışı olabilecek bir şey. Ama bu maçı DQ’suz yaptığınız zaman Bunny’nin saldırı opsiyonunu arttırmış oluyorsunuz. Bunun dışında Judgment Day ve LWO stabe’larının da maça karışmasını ve izlenebilirliği arttırmalarına davetiye çıkarıyorsunuz. Ben de bu yüzden sayısal üstünlüğe sahip LWO’nun Judgment Day’i ve Priest’i süpürüp maçı Bunny’e kazandırarak arenada bulunan Porto Riko’luları keyiflendirmelerini bekliyorum. Hem de böylece Zelina’dan gelecek bir mağlubiyet sonrasında da bu feudda durumlar eşitlenmiş bir şekilde devam etmiş olur. Zaten belli ki bu feuda dair bir süre daha bir şeyler izliyor olacağız. Gün sonunda Rey vs Dominik’in rövanş maçını da mutlaka izleyeceğiz ama Night of Champions’ta mı olur veya yaz aylarına mı sarkıtırlar onu kestiremiyorum.

Tahmin: Bad Bunny

 

Singles Match
Cody Rhodes vs Brock Lesnar

Cody Rhodes, WWE’ye dönüş yaptığı tarihten bu yana üçüncü büyük feudu içerisine dahil olmuş durumda. Ben zaten bir main eventer ismin return veya debut yapmasının ardından mevcut roster’daki main eventler’larla olan feud kombinasyonlarını düşünerek olası gidişatı kurgulamaya çalışıyorum. Bu noktada Cody ilk olarak Seth ile feuda girerek bizlere muazzam maçlar izletmişti. Ardındaki sakatlık sürecinden sonrasında da bu yılın başından itibaren ana kemer senaryosu içerisine dahil oldu. Gerçekten ben de mevcut gidişatı göz önünde bulundurarak Wrestelmania’da oldukça şüpheli yaklaşsam da Cody’nin kemeri Roman’dan alarak 2,5 yıllık title reign’i bitirebileceğini düşünmüştüm. Bunun bana göre birçok sebebi vardı. İlk olarak Cody WWE’ye geldiğinden bu yana namağluptu. İkincisi mevcut roster’da Roman’a rakip olabilecek kimse kalmamıştı. Üçüncüsü Bloodline’ın iç çatışmaları gün yüzüne çıkmaya başlamıştı. Ama tüm bunların yanında kafaya yatmayan bazı şeyler de bulunmaktaydı. İlk olarak Cody, WWE orijinli bir isim olmasına ve babası bir WWE efsanesi olmasına rağmen, WWE bünyesinde bireysel olarak hiçbir zaman main event potasında olan bir isim olmamıştı. 2000’li yılların sonundan 2010’ların ortalarına kadar genellikle mid carder seviyesinde bir isim olmuştu. Zaten WWE’den ayrıldığı dönemde de Stardust gimmick’iyle jobber olan bir isimdi. Cody’nin main event seviyelerine çıkışı WWE sonrasındaki AEW zamanında olduğunu düşünürsek şirketin 2,5 yılda yarattığı bir canavardan kemeri alması henüz erken mi sorusunu da beraberinde getirebilecek durumdu. Ayrıca AEW kurucularından olması da yine kemerin şu aşamada ona verilmesinin önünde set çekebilecek bir konuydu.

Tüm bunlar bir yana WM 39 main eventi bence heyecanı inanılmaz yansıtan bir main event oldu. Zaten tahmin edilebilirliği oldukça düşük bir maç olmasından kaynaklı olarak da hali hazırda bir heyecanı vardı zaten ama maçın genel havası da gerçekten öyle bir işlendi ki son ana kadar maçın kim tarafından kazanılacağı hiçbir zaman aksettirilmedi. Cody’nin ringe gelişi ve bu esnada aldığı muazzam reaksiyon, eşinin ve çocuğunun ring kenarında olması, kıyafetindeki kemeri Luke Harper’ın oğluna vermesi, Uso’ların bir gece önceden kemer kaybı, Sikoa’nın hakem tarafından arka alana yollanması derken cidden bir an hepimize Cody’nin bizlere uzun bir süredir beklediğimiz tarihi ana tanıklık etmemizi sağlayacağını düşünmüştük. Velhasıl önce Uso’ların maça karışması sonrasında da Sikoa’nın gizlice maça tekrardan dahil olması ve Roman’a maça kazandırmasıyla gerçek dünyaya geri dönmüş olduk.

Cody her ne kadar kemeri alamasa da bu feud bünyesinde iyice büyüdüğünü düşünüyorum. Biraz üstte bahsetmiş olduğum soru işaretlerini bir nebze olsun giderebilecek düzeyde harika bir maç çıkardı. Ek olarak da kemeri gerçekten alabileceğini hissettirdi ve bunun karşı tepkisini de seyircilerden harika bir şekilde aldı. Başka bir değişle hazır olmaya bir adım daha attı diyebiliriz. Şimdi bu hazırlanma süreci içerisinde de önünde kocaman bir engel var gibi gözüküyor. Brock Lesnar, WM dönemini oldukça sönük bir Omos feuduyla geçirirken beklendiği gibi maçı kazanarak yoluna devam etmişti. WWE’ye tekrardan döndüğü 2021 yılından itibaren face bir gimmick’le ilerleyen Brock, Roman’la defalarca kez feuda girmiş ancak en sonunda Summerslam 2022’de bir kez daha Roman’a yenilerek ana kemer şansını yitirmişti. Ardından Lashley’le bir feuda girmiş ve feud sonunda net bir sonuç olmasa da Lashley’e diş geçirememişti. Bunun üzerine girdiği WM feudundan galip ayrılması da en azından bir nebze kendisi açısından bir teselli olmuştu.

Wrestlemania sonrası ilk Raw’da daha öncesinde Bloodline’a karşı feuda giren ve sayı dezavantajı sebebiyle Roman’a diş geçiremeyen iki isim Cody ve Brock, birlik olarak Roman ve Sikoa’nın karşısına çıkmaya karar vermişlerdi. Hazırlanan maç öncesinde Cody, Roman’dan kemer için rövanş maçı isterken Roman bunu reddetmiş ardından Cody de Roman ve Sikoa ikilisini bir Tag Team maçına davet etmişti. Roman, Wrestlemania’da maça çıkmış birisi olması ve de kendisi şampiyon olduğu müddetçe kemer için challanger olamayacak bir isim olması şartıyla bunu kabul etmişti. Lesnar, Cody’nin tag team partnerı olmayı kabul ederken tam maçın başlayacağı ve anonsçunun isimleri anons edeceği sırada, Lesnar tam da Cody’nin isim anonsu sonrasında hamlesini yaparak Cody’e bir F5 çekmiş ve resmen bir heel turn geçirmişti. Uzun bir süredir face takılan Lesnar, 2023’ün en kritik anlarından birisi olarak hatırlanacak bir olaya imza atarak tekrardan heel olmuştu. F5 çektikten sonra Cody’i iyice squashlayan Lesnar, bu iki isim arasındaki feudun da fitilini yakmıştı. 17 Nisan Raw’da Lesnar ile ısrarlı bir şekilde bir maç isteyen Cody amacına ulaşmış ve Adam Pearce tarafından maç Backlash için resmileştirilmişti. Bu durum aynı zamanda Cody ve Roman feudunun da belki de şimdilik resmen sona erdiğini göstermişti. Böylece Roman da rakipsiz kalmış ve bu PPV’i es geçmiş oldu.

Cody’nin kemeri alamamasının olası sebeplerinden bahsederken Cody’nin WWE bünyesindeki main event’lik döneminin kısalığına dem vurmuştuk hatırlarsanız. Tekrardan bir kemer maçına çıkmadan önce WWE’de biraz daha etki yaratması ve bu etkiyi de büyük maçlar ve büyük feudlarla yapması gerekiyor. Bu feud da tam olarak böyle bir şeye hizmet edebilecek bir konu. Bu şekilde düşünülmesinin temel sebeplerinden bir tanesi, daha öncesinde tarihte benzer örnekleri çokça yaşamış olmamız. Wrestlemania 28’e gittiğimiz zaman The Rock, yıllar sonra WWE ringlerine bir güreşçi olarak geri dönmüş ve o dönemin en büyük superstar’ı olan John Cena’yla main event maçına çıkmıştı. The Rock, bu endüstrinin yarattığı en büyük 2-3 isimden bir tanesi. Hatta belki de kimilerine göre en büyüğü. O dönem John Cena, her ne kadar WWE’yi yıllardır taşısa da benzer bir seviyede henüz görülmediği için The Rock’a maçı kaybetmişti. 1 sene sonra yapılacak rövanşa kadar da öyle bir feudun içerisine dahil olup galip ayrılmıştı ki artık herkes Wrestelmania 29 için onun The Rock’ı yenip tarihi bir an yaşatmasına emin olmuştu. 2 Nisan 2012’de WWE’ye geri dönüş yapan Lesnar, ilk kurban olarak Cena’yı seçmiş ona o gece ona F5 çekmişti. Lesnar 2004 yılında WWE’den ayrılmış ve tam 8 senedir WWE ekranlarında gözükmemişti. 2004 yılına kadar da WWE’de inanılmaz dominant bir performans ortaya koymuş ve hatta tarihin en genç şampiyonu olma unvanını ele geçirmişti. Cena’nın tarihin en iyilerinden birini yenerek onunla kıyaslanma ihtimalinin ortaya çıkabilmesi için öncelikle Brock Lesnar engelini aşması gerekmekteydi. Nitekim Extreme Rules 2012’de Cena, Lesnar’ı yenerek feudun kazananı olmuştu. Wrestlemania 29’da da 1 sene önce kaybettiği The Rock’ı yenerek G.O.A.T tartışmalarına resmen dahil olmuştu.

Benzer bir senaryo şu anda Cody için de işleniyor gibi gözüküyor. Roman’ın kaybetmesi WWE tarihinin en ikonik 5 anından biri olacak ve bunu gerçekleştiren kişi de yıllar boyu hatırlanacak. Bu sebeple gerçekten buna değecek bir isim olması çok önemli bir konu. Cody’nin Bloodline senaryosuna Royal Rumble döneminden itibaren girmesi ve Royal Rumble’da return yapacağının önceden bildirilmesi bence çok yavan bir şeydi. Ek olarak zaten AEW bağlantısı sebebiyle de bir soru işareti mevcuttu. Tüm bunları elemine edebilmesi için de kendisine zaman gerekliydi. Belki 6 ay ya da 1 sene sonra tekrardan Roman’ın karşısına çıkması bence oldukça makul bir durum. Bu sürede Cody iyice güçlenecek, belki de tıpkı Cena’nın 2012’de yaptığı gibi Lesnar gibi çok büyük bir ismi geçecek ve kendini iyice kabul ettirebilme şansı olacak. Roman da reign’ini 3-3,5 yıla çıkartacak ve rekorunu iyice geliştirebilecek. Hem de Bloodline’ın iç çatırdamaları da çok daha güzel bir şekilde işlenme şansı olacak. Bence oldukça güzel bir geleceğe yatırım oldu Lesnar vs Cody feudu.

Lesnar’ın varlığı kim ne derse desin başlı başına çok güzel bir durum. Sahip olduğu imajıyla gerçek bir dövüş izlediğimiz hissini veren Lesnar, feudlarının çoğunda bizlere kaliteyi aktarabilen birisi. Bu noktada heel olması da oldukça heyecan verici bir konu. Belki bu feud sayesinde bire bir olmasa da Triple Threat olarak kemer feudunun içerisine tekrardan dahil olabilir diye de düşünmüyor değilim. Yani Cody’i güçlendirme sürecinden bahsederken aslında diğer bir ihtimali olarak bu feudun Night of Champions’a taşınıp taşınmayacağını da düşünmek gerekiyor. Yeni ana kemer duyurulmadan ve draft yapılmadan önce Roman’a şu an için hali hazırda bireyselde bir rakip neredeyse yokken, daha öncesinde feuda girmiş isimlerle tekrardan feuda sokmaktansa Triple Threat bir aksiyon sanki uygun olabilir gibi duruyordu. Yani hem Cody vs Lesnar feudu devam edecek hem de Roman için bir kemer koruma maçı ortaya çıkmış olacaktı. Ama Cody’nin Raw’a geçmesi ve Roman’ın Smackdown’da kalması bir ayrım yolunu da bizlere gösteriyor. Zaten Smackdown’da da Bobby Lashley ve AJ Styles gibi daha öncesinde Roman’la kemer feuduna girmemiş isimler mevcut. O sebeple ben Cody’i Roman’ı yenmek için hazırlıyorlar diye düşünürken bu kısa vadede gerçekleşmez ve de bir bakarsınız ki Cody World Heavyweight kemerinin sahibi olur ve ikili bambaşka yollardan devam ederler. Tabii Brock Lesnar da muhtemelen kemer mücadelesinin içerisine girecektir. Burada da nasıl bir senaryo izleyecekler merak ediyorum doğrusu. Roman’ın bu dominasyonunda birçok main eventer geri planda kalırken bu yeni ana kemeri kim alırsa alsın yeni bir heyecan katacak gibi duruyor. Raw’ın bu yeni ana kemerinin sahibini Night of Champions’ta öğreniyor olacağız ama nasıl bir maç içerisinde olacağını bilmiyoruz. Tüm bunlar için muhtemelen Backlash sonrasını yani Night of Champions’a giden yolu beklememiz gerekiyor. Gerçekten yeni ana kemerin gelişi ve draftın yapılması birçok dengeyi değiştirmiş gibi gözüküyor.

Tahmine geçersek gerçekten de tahmini çok bir maç. Böylesine ara bir PPV için oldukça büyük bir main eventte, iki isim de belirli açılardan ön plana çıkıyorlar. İlki Lesnar, Omos’a kadar çıktığı iki büyük feudda da başarısız oldu. Özellikle Lashley karşısında çok fazla güçsüz göründü. Bu feudda da heel rolü oynadığı için biraz daha geri planda olan isim oldu. Cody’se Wrestlemania’ya kadar müthiş ilerlerken Wrestlemania’da kötü bir mağlubiyet aldı. Yani iki ismin de galibiyete ihtiyacı olduğunu ve iki ismin de World Heavyweight kemeri için ön plana çıkan isimler olduğunu görüyoruz. Ben Cody’nin yükseltilmesi için bu feuddan galip çıkmasını bekliyorum ancak feud sadece bu maçta biter mi pek zannetmiyorum. Bu sebeple ben Brock Lesnar’ın kazanacağını ve sonrasında Cody’nin bu feudun peşini bırakmayacağını düşünüyorum. Night of Champions’a sarkabilecek bir şeyler görebiliriz sanki.

Tahmin: Brock Lesnar

--

Bir geçiş PPV’i olmasından kaynaklı olarak rölantide geçen bu bir ay sonucunda Backlash’ten beklentileri çok yüksek tutmamak gerekir diye düşünüyorum. Zira Road to Wrestlemania dönemi tüm şirket için oldukça yoğun ve yorucu bir dönemdi. Ek olarak Mayıs ayının sonunda Suudi Arabistan’da gerçekleşecek Night of Champions’ı da düşündüğümüzde her şeyin düşük viteste gerçekleşmesinin oldukça olağan karşılanması gerektiğini düşünüyorum. Bu Roman’ın kemerinin ana hikayelerde olmadığı haftalık şovlar için ve bu PPV için de geçerli bir durum.

Ayrıca satış sonrasındaki ilk Raw’da (aynı zamanda Raw After Wrestlemania) Vince McMahon’ın tekrardan işin içerisine girdiğini ve bu sebeple birçok şeyi değiştirdiğini duymuştuk. Bu sürekli olağan bir şey haline gelir mi ya da Vince zaten hep bir şeylere karışıyor mu bilmiyorum ama işleri Triple H ve ekibine devrettikten sonra ilk defa bu kadar alenen bir şeyler yaşandığını gördük. Bu açıdan bu konuda oldukça merak konusu olmaya devam ediyor. Raw after Wrestlemania’dan sonraki Raw’da da hava şartları sebebiyle birçok güreşçinin şov içerisinde yer alamadığını görmüştük. Bununla birlikte bu yıl içerisinde kontratı sona erecek olan Bayley, Asuka, Drew McIntyre gibi isimlerin de WWE’den ayrılacağı konuşulmakta. Neyse ki Damage CTRL ve Bayley’in Smackdown’a, Drew McIntyre’ın da Raw’a draft edildiğini gördük. Ancak bu drafta kadar bu tarz isimlerin çok fazla ortada gözükmediklerini gördük. Durumu net olarak açıklanmayan Bray Wyatt’ın ortadan kayboluşu da gizemini korumakta. Tüm bu eksilere rağmen bir de bir süredir görmediğimiz AJ Styles- The O.C, Riddle ve Nakamura gibi isimlerin yeniden aksiyon içerisinde yer aldıklarını da gördük.

Gerçekleşen Draft’ın etkisiyle yine işler Night of Champions sürecinde hararetlenecektir diye düşünüyorum. Bu arada draft demişken sanki artık Raw ve Smackdown’ın kendilerine özgü GM’lerinin de olması gerekiyor gibi hissediyorum. İz bırakmış isimlere draftları açıklattırmaktansa bu GM’lerin fiziksel varlıklarını görerek aralarındaki rekabeti izlememiz daha güzel olurdu. Öte yandan 24 Nisan Raw’da efsanevi ana kemer World Heavyweight’in yeniden duyurulmasıyla birlikte çok yakın zamanda yeni bir ana kemer şampiyonuna daha kavuşacağız. Elbette ki bu hamleyi Roman’ın kemer süresini uzatmaya yönelik bir hamle olarak yorumlayabiliriz. 1000.kemer koruma gününde yani Night of Champions’ta bir sürpriz yaşamaması halinde tabi ki. Bir sonraki PPV olan Night of Champions’ta sahibi belli olacak bu yeni ana kemeri ve Roman’ın sahip olduğu kemerleri de detaylıca konuşuyor olacağız.

Night of Champions sonrasında Money in the Bank ve SummerSlam gibi iki büyük PPV daha bizleri bekliyor. Bundan kaynaklı olarak WM sonrası rahatlama dönemine denk gelen ve üstüne draft ve yeni ana kemer gibi olgularla çerçevelenen Backlash’i de tüm bunları göz önünde bulundurarak izlememiz gerekiyor. Yine de şovun Porto Riko’da olması ve Bad Bunny unsuru da göz önünde bulundurulduğunda özellikle Brock Lesnar vs Cody Rhodes maçı Match card içerisinde oldukça dikkat çekiyor.

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder