Ocak ayından Nisan ayının başına kadar devam eden yoğun Wrestlemania
döneminin ardından WWE’nin klasikleşmiş PPV’lerinden olan Backlash’le
birlikteyiz. Kelime anlamı olarak da bir nevi Wrestlemania dönemine atıfta
bulunan Backlash, özellikle 2010’lu yılların ortalarında tekrardan hayatımıza
dönmüş ancak isim olarak Wrestlemania Backlash ismini almıştı. Aslında kökü
1999’a dayanan ve bu yıl 18.kez gerçekleşecek olan bir şov. Toparlarsak; yoğun
geçen Wrestlemania döneminin ardından devam eden feudların biraz soft bir
şekilde ilerlediği öte yandan yeni feudların da yeni yeni başladığı bir şov
konsepti olarak tanımlamak mümkündür diye düşünüyorum.
Wrestlemania sonrası bir şov olmasından kaynaklı olarak zaten
beklentilerimizi düşük tuttuğumuz bu şovun bir de Suudi Arabistan’da
gerçekleşecek olan Night of Champions (ismi daha öncesinde King and Queen of
the Ring olarak duyurulmuştu fakat sonrasında değiştirildi) şovu öncesine de
denk geldiğini görüyoruz. Mayıs ayının iki PPV’inden biri olan Backlash için
Wrestlemania sonrası-Suudi Arabistan şovu öncesi olarak tam bir “geçiş” PPV’i
olarak tanımlamak mümkün bence. Zaten Suudi Arabistan şovları da artık WWE’nin
oldukça önem verdiği bir noktada olmasından kaynaklı olarak biraz da o şova
yönelik maçların altyapısal hazırlıklarını görmemiz mümkün gözüküyor.
Tüm bu kronolojik PPV çizelgesi eşliğinde bir de WWE’nin satış olayları
da Wrestlemania sonrasında oldukça gündemde kendine yer buldu. Hem WWE hem de
UFC, Nisan ayının başlarında Endavour’a satıldı. Bunun kısa-orta ve uzun vadeli
etkilerini tam olarak hangi şekillerde görürüz bilemiyorum ama yine de Backlash
bu satış sonrasındaki ilk PPV olma özelliğini de taşımakta. Bu şovun yine
önemli taraflarından bir tanesi de Porto Riko’da yapılacak olması. Şu anda
dünyanın en çok dinlenen sanatçılarından biri olan Bad Bunny’nin etkisiyle yine
de bir şeyler vaat etmeleri gerekiyor diye düşünüyorum. Zira başta sadece
sunucu olacağı açıklanan Bad Bunny, ring içi aksiyon içerisinde de gözükecek ve
Damien Priest’e karşı maça çıkacak. Bad Bunny, oldukça önemli bir reklam aracı
ve WWE’nin de sık sık Porto Riko’ya gelmediğini de bilmekteyiz. Nitekim Ocak
2005’te gerçekleşen New Year’s Revolution sonrasındaki ikinci Porto Riko PPV’i
olacak.
Bundan kaynaklı olarak da her ne kadar World Heavyweight kemeri gelene
kadar tüm ana kemerlerin şampiyonu olan Roman dinlense de karşımıza Brock
Lesnar vs Cody Rhodes gibi bir maç çıkmakta. Ayrıca Wrestlemania’da tarih yazarak
takım kemerlerini Uso’lardan almayı başaran Sami ve Owens ikilisi, WM
sonrasında return yapan Riddle’ı da yanlarına alarak Bloodline’a karşı maça
çıkıyorlar. Kadınların her iki ana kemeri de korunurken, United States kemeri
de Theory, Lashley ve Bronson Reed’i içeren güzel bir Triple Threat maçında
korunacak.
Yeni bir ana kemerin gelmesi, draft etmenleri ve yakında gelecek büyük
şovların öncesinde arada kalan bir ortamda Backlash’i izliyor olacağız.
Six-Man Tag Team Match
Matt Riddle & Kevin Owens & Sami Zayn vs The
Bloodline (Solo Sikoa & Jey Uso & Jimmy Uso) w/Paul Heyman
Yaklaşık 1 sene süren muazzam
bir Wrestlemania senaryosu sonrasında nihayet Bloodline’ın domine ettiği
alanlardan bir tanesi yıkıldı. Geçtiğimiz ay Wrestlemania ilk gecenin main
eventinde, Kevin Owens ve Sami Zayn ikilisi, git gel ile geçen bu 1 yılın
ardından nihayet kemerleri 1.5 yıldır ellerinde tutan Uso’lardan almayı
başarmışlardı. Muazzam bir maç sonu eşliğinde Sami’nin harika oyunculuğuyla
kemerler oldukça anlamlı bir şekilde el değiştirmişti. Gecenin sonunda Jey’e 3
tane Heluva Kick çektikten sonra kemerleri takımına kazandırmıştı. Bu kemer
değişimi aslında hepimizin beklediği bir şeydi. Zaten altında oldukça güçlü bir
arka plana sahip bir hikaye bulunmaktaydı. Sami ve Owens’in yıllardır devam
eden arkadaşlığı ve yollarının WWE içerisinde de defalarca kez kesişmesi,
Sami’nin önce Bloodline’a kendisini kabul ettirme çabası ve bu uğurda en yakın
dostu Owens’ı bile silmesi, ardından Owens’e yapılanlardan sonra geri adım
atması ve arkadaşını geri kazanmak için uğraş vermesi, her ikisinin de büyük
baş Roman’dan ana kemeri almayı başaramamaları ve nihayetinde birlik olarak
Bloodline’ı yok edebileceklerini anlamaları… Tam 1 yıl bu çerçevede izlediğimiz
bu uzun soluklu feud sonucunda Tag Team kemerlerinin el değiştirmesi oldukça makul
bir seçenekti.
Bu kemer değişimini biraz
yorumlamak gerekirse, Bloodline açısından bir prestij kaybı olarak
değerlendirmek gerekir diye düşünüyorum. Zira WM öncesinde Bloodline, erkekler
kategorisinde bulunan 6 kemerin 4’ünü elinde tutan oldukça dominant bir
stable’dı. Uso’lar Raw Tag Team kemerini 1.5 yıldır, Smackdown Tag Team
kemerini ise 1 yıla yakın bir süredir ellerinde tutuyorlardı. Bu süre zarfında
yenmedikleri takım neredeyse kalmamıştı. Ancak şimdi tag team bazındaki bu
dominasyon sona ermiş gözüküyor. İşin diğer tarafındaysa grubun lideri Roman, Universal
kemerini 2.5, WWE kemerini de 1 senedir elinde tutmaya devam ediyor. Bu PPV’i
es geçen Roman için bir sonraki rakibin kim olacağı da ayrı bir merak konusu
gerçekten. Draft sonrasında Bobby Lashley ve AJ Styles gibi isimlerin
Smackdown’a geçmesiyle bu isimlerden birinin olabileceğini düşünüyorum.
Ben Wrestlemania’da Bloodline
için toplu bir çöküş beklerken Roman’ın kemerini Solo Sikoa’nın yardımıyla
koruduğunu gördük. Bloodline’ın dominasyonun ve prestijinin ilk kaybının Uso’lar
ve Tag Team kemerleri çerçevesinde olması ve bu kayıp yaşanırken Sikoa’nın
yardıma hiç gelmemesi ama gecenin sonunda Roman’ın kemeri tutmasını sağlaması
bizlere bambaşka şeyler vaat ediyor. Dolayısıyla Bloodline’ın yükselişi ve
prime dönemleri nasıl ayrı ayrı uzun bir süreçte işlenmişse, gerileyişleri ve
yok oluşları da yine yavaş yavaş işlenecek gibi gözüküyor. Zaten Draft’la
beraber Bloodline’daki bu ayrılışın da resmileştiğini gördük. Roman Sami Zayn
ve Kevin Owens olaylarının etkisiyle Solo Sikoa’ya artık tam güvenirken yanına
da danışmanı Paul Heyman’ı almış ve bu şekilde Smackdown’ın ana kemer şampiyonu
kalmaya devam etmişti. Jimmy ve Jey ise Raw’ın yolunu tutarak bu isimlerden
ayrılmışlardı. Bloodline’daki bu kopuş süreci ilmik ilmik işlenmeye devam
ederken ve Raw için de yeni bir ana kemer duyurulmuşken Roman’ın WM 40’a kadar
kemerini koruyabileceği düşüncesi de iyice sağlam bir zemine oturuyor gibi
gözüküyor. Buradaki kilit isim ise büyük ihtimalle Solo Sikoa olacak. Zaten
debut yaptığından bu yana grubun en sessiz ama en acımasız ismi olan Sikoa,
bireysel anlamda da işlenen ve güzel bir gimmick çerçevesinde oturtulan bir
karakter olma yolunda ilerliyor. En başından bu yana Roman’ın sadık bir
savaşçısı olan Sikoa, benzer sadakati abileri olan Jey ve Jimmy’e göstermiyor.
Zaten Jey’in Sami’yle olan olayları ekseninde yaşanan kırılmaların ardından
Roman’ın artık Jey ve Jimmy’e güveninin azaldığını ve tam aksine Sikoa’yla olan
bağı iyice kuvvetlendi. Bu durum muhtemelen Bloodline’ın orta vadeli gidişatını
gösteren bir süreci bizlere getirecek.
Wrestlemania sonrası ilk Raw’da
(Raw After Wrestlemania – 3 Nisan) Sami ve Owens ikilisi Tag Team şampiyonları
olarak ilk maçlarına çıkmışlar ve Street Profits’i yenmeyi başarmışlardı. Aynı
şovda Wrestlemania’nın sunucusu olan Miz promo keserken, Riddle’in return
yaptığını görmüştük. Aralık 2022’den bu yana ekranlarda gözükmeyen Riddle, WWE
tarafından bir süreliğine kızağa çekilen isimlerden olmuştu. WWE’nin Wellness
Policy hükümlerini ikinci kez ihlal eden Riddle, 60 günlük bir ceza almıştı. Muhtemel
bir madde kullanım sebebiyle bu cezayı alan Riddle, kariyeri açısından da
oldukça iyi bir dönemdeyken bu cezayı almıştı. Randy’le beraberliği sonrasında
tekil olarak da önemli feudlar içerisinde yer alan Riddle, Ekim ayındaki
Extreme Rules’ta şovu kapatan maçın içerisinde yer almış ve hatta Seth
Rollins’i yenmeyi dahi başarmıştı. Ancak almış olduğu bu ceza sebebiyle
Wrestlemania dönemini kaçırmış ve geri dönmek için hemen sonraki Raw’ı beklemek
durumunda kalmıştı. Artık üçüncü bir ihlalde de tıp ki Jeff Hardy’de olduğu
gibi kovulmaya doğru gidecek bir yol da söz konusu gibi gözüküyor.
Geri dönüşünün ardından Miz’e
saldıran Riddle, çok geçmeden Sami ve Owens’ın saflarına katılarak Roman’dan
yoksun Bloodline ile olan mücadelede dengeleyici bir unsur olmaya başladı. 7
Nisan Smackdown’da Jey’in önce arka alanda Sikoa ve Heyman’la konuştuğunu ve bu
esnada Sikoa’nın oldukça ciddi ve ters bakışlarla Jey’e baktığını gördük. Başka
bir sekanstaysa bu sefer Sami’yle konuşurken Jey, arka alanda Owens’ın
saldırıya uğradığını görmüştük. Gecenin sonunda Jey ve Sami bire bir maça
çıkarlarken maçı Jey, Sikoa’nın yardımıyla kazanmayı başarmıştı. Maç sonunda
Sikoa ve Jey, Sami’ye 2’ye 1 girişirlerken Riddle yardıma gelerek ringi
temizledi. Bloodline’la geçmişi olan bir isim olan Riddle’ın bu senaryonun face
tarafının üçüncü ismi olarak dahil olması kısa vadede bence oldukça iş gören
bir olay. Hatırlarsanız Uso’ların Smackdown Tag Team kemerlerini alma döneminde
feudda oldukları kişiler Riddle ve Randy’ydi. Randy’i sakatlayan kişiler olarak
Bloodline’ı düşünen Riddle zaten bir süre tekil olarak da onlarla mücadele
etmiş hatta Roman’la kemer maçına dahi çıkmış ancak başarılı olamamıştı. Şimdi
tekrardan bu olayların etkisiyle bu sefer yanında destekçilerinin de olduğu bir
ortamda müdahil olması bence oldukça uygun bir durum.
10 Nisan Raw’da bu kez Kevin
Owens’la Sikoa’nın gecenin main eventinde karşılaştıklarını gördük. Sikoa maçı
Jey ve Jimmy’nin yardımıyla kazanırken maç sonunda Riddle ve Sami ikilisinin
Owens’ı kurtardıklarını ve geceyi üstün kapattıklarına şahit olduk. 14 Nisan
Smackdown’da bu sefer geceyi açan altılıdan yine face ekip üstün başlamıştı. Gecenin
sonunda da kemer maçları için rövanş maçının olacağını bizzat Heyman, Roman’dan
aldığı mesajla açıklamıştı. Main eventte bu sefer Riddle ve Sikoa ikilisi
karşıya karşıya gelirlerken ring kenarında Uso’lar ve Kevin Owens – Sami
birbirlerine girmişlerdi. Bu hengamede Sikoa, Riddle’ın açığını yakalayarak
maçı kazanmıştı. Maç sonrasında hızını alamayan Sikoa, Riddle’a saldırmaya
devam etmiş ve spiker masasını onun üzerine devirerek geceyi kapatmıştı. Sikoa
hakikaten şu anda Roman’dan sonra Bloodline’ın ikincil ismi olarak gözüküyor.
Hem kolay kolay maç kaybetmiyor hem de önemli bir güç unsuru olarak bizlere
sunuluyor.
17 Nisan Raw’daysa iki ayrı
hikaye birleşerek kısa vadede paralelde yürütülmeye karar verildi. Ortada bir
ana kemer ve bir ana kemer şampiyonu yokken, şirket içerisinde yer alan iki
önemli feudun tek bir potada eritilmesi düşüncesi söz konusuydu. Gecenin
başında Bloodline’ı ve Judgment Day’i ring içerisinde toparlayan Heyman, bu iki
stable’ın kısa vadede iş birliği yapacağını ve bunun Roman tarafından da
onaylandığını açıklamıştı. Jey araya girerek Jimmy ve kendisinin bundan
haberinin olmadığını söylerken Heyman’sa Tribel Chief’in Solo haricinde yanında
kimseyi istemediğini söylemişti. Uso’ların savunmasız yakalanmamaları için de
Judgment Day’le bir ittifakın iyi olabileceğini düşünmüştü. Bu esnada da
Backlash için yapılacak olan 6-Man Tag Team maçını duyurmuştu. Heyman’ın bu
promosundan da anlayabileceğimiz üzere Bloodline içerisinde Roman & Solo ve
Uso’lar gibi iki ayrı uca doğru gidiyoruz. Bu durum Bloodline’ın gerileme
döneminin ana unsuru olacak ve biraz üstte dediğim gibi de yavaş yavaş
işlenecek.
Yapılan bu iş birliği
sonrasında Sikoa ve Rey karşı gelirken, Solo maçı kazanmayı başarmıştı. Kısa
vadede Solo; Owens, Riddle ve Rey gibi isimleri yenmeyi başarmıştı. Maçtan
sonra tüm stable’lar birbirlerine girerlerken Bloodline segmenti üstün
kapatmıştı. Gecenin sonundaysa bu kez Owens & Sami ve Riddle üçlüsü
Judgment Day’e karşı maça çıkarlarken face ekip maçı kazanmayı başarmışlardı. Maçtan
sonra ortalık yine karışırken LWO da yardıma gelmiş ve iki face stable ile iki
heel stable harika bir şekilde birbirlerine girmişler ve şov face’lerin üstün
kapatmasıyla sona ermişti. 21 Nisan Smackdown’daysa Sikoa, No DQ maçında Riddle
yenmiş ve şovu da Uso’ların Riddle’ı masaya doğru 1D yapmasıyla kapatmıştık. 24
Nisan Raw’da bir kez daha Solo’nun Uso’lardan ayrı hareket ettiklerini gördük.
Uso’lar Tag Team kemerlerini geri almak için promo kestikten sonra parmaklarını
yukarı kaldırıp klasik taunt’larını yaparlarken, Solo onlara katılmamıştı.
Ayrıca Sami ve Jey’in yine arka alanda konuştuklarını görmüştük. Jimmy de başka
bir sekansta Sami’yle bire bir konuşarak Jey’in peşini bırakmasını söylemişti. Yani
Sami’nin Jey’e yaptığını Jimmy de Sami’ye yapmaya çalıştı.
Biraz üstte bahsettiğim gibi
ilk Draft gecesi olan 28 Nisan’daki Smackdown’da, Bloodline resmen ayrım
yaşarken Riddle da Raw’da kalmaya devam etti. Aynı gece gerçekleşecek Tag Team
rövanş maçı öncesinde Jey ve Jimmy, Roman’a Wrestlemania sonrasındaki hayal
kırıklıklarını anladıklarını söylemişler ve bu gece bunu telafi edeceklerine
dair söz vermişlerdi. Uso’lar onlara mesaj atıyorlardı ama Roman hiçbir şekilde
onlara geri dönmüyordu. Dolayısıyla bu kemer Roman’a adanacaktı. Sami de bu
sözlerin üzerine durumu kaşıyarak Roman’ın tüm bu yaptıklarına rağmen Jey ve
Jimmy’nin sadakatini anlamadığını söyledi. Jimmy de cevap olarak o kemerler
gittiğinde Kevin seni arkadan vuracak dedi. Arka alanda Roman hariç Bloodline’ı
yan yana görürken, Paul Heyman bir yandan Uso’ları gazlamış bir yandan da gece
için asıl önemli olanın Sikoa olduğuna dair imalarda bulunmuştu. Gecenin
sonunda Tag Team kemerleri için yapılan rövanş maçını da kazanan isimler Sami
ve Kevin Owens oldular. Böylece Uso’ların da kemer mücadeleleri sona ermiş
oldu. Maç içerisinde Sikoa onlara yardıma gelse de girişin hemen orada müdahil
olan Riddle, bu olayın yaşanmasına engel olmuştu. 1 Mayıs Raw’da Riddle ve
Jimmy karşı karşıya gelirlerken face isimlerin katkılarıyla Riddle maçı
kazanmayı başarmıştı. Gecenin sonunda Solo Sikoa, Seth Rollins’le karşı karşıya
gelirken Uso’ların maçı basmasıyla maç yarıda kalmış, face isimlerin yardıma
gelmesiyle de klasik bir sonla karşı karşıya kalmıştık. 5 Mayıs Smackdown’da
Sikoa’nın bir kez daha Jey ve Jimmy’ye soğuk davrandığını gördük. Arka alanda
birbirlerini motive ederlerken Sikoa hiç oralı olmamış, “Yarın ben işimi
yapacağım, siz de yaparsanız iyi olur” demişti.
Bütün bunlar bir yana yeni bir
ana kemer duyurulmuşken yeni bir Tag Team kemeri de duyurulur mu diye merak
etmiyor değilim. Gerçi Owens ve Sami Raw’a geçerlerken aynı draft gecesinde
birçok önemli tag team’in de (Judgment Day, New Day, Stroman & Ricochet,
American Alpha) yine Raw’a geçtiğini görmüştük. En azından şu an için kısa
vadede böyle bir ayrım olmayacak gibi duruyor. Ama kemerlerin henüz 2000’lerin
sonu, 2010’ların başı gibi Unified olmaması da orta-uzun vadede bu durumun
değişebileceğini gösteriyor. Zaten Smackdown’da da L.W.O, Brawling Brutes, The
Street Profits gibi takımlar da mevcut. Summerslam yolunda böyle bir ayrım
görebiliriz bence.
Tüm bu Backlash’e giden yolda
Bloodline ve Sami & Owens & Riddle’ın neredeyse tüm şovları
kapattıklarını gördük. Kapatmasalar dahi bu 6’lı kombinasyonda karşılıklı
olarak birbirleriyle sürekli maçlar yaptılar. Roman’ın olmadığı bu süreçte, WM
sonrasındaki soluklanmanın da etkisiyle biraz soft geçirdik. Yine de kalabalık
gruplar arasındaki kombinasyon maçların ve birlikte aynı ring içerisinde yer
almaları güzel şeylerdi bence. Zaten büyük bir ihtimalle bu feudun son maçını
izleyeceğiz gibi gözüküyor. Zira biraz üstte bahsettiğim gibi Sami ve Owens
ikilisi takım kemerleriyle birlikte 1 Mayıs Raw’da draft edilerek Raw’ın yolunu
tuttular. Uso’lar ise draft’ın ilk gecesi olan 28 Nisan Smackdown’da draft edilmezken
hepimiz Roman ve yanında sadık aile üyesi olan Sikoa’nın Smackdown’a draft
edildiklerini görmüştük. Bu sebeple çok kısa süreliğine Uso’lar adına belirsiz
bir durum ortaya çıkmıştı. Ancak 1 Mayıs Raw’da Uso’ların da Smackdown’a draft
edildiklerini gördük. Bloodline’ın içsel çatışmaları, Uso’lar bir yana Roman
& Sikoa & Heyman bir yana şeklinde olan bu kırılmışlık, Smackdown
ekseninde işlenecek gibi duruyor. Hazır Owens ve Sami ikilisi de farklı bir
brand’e geçmişken gına getiren bu feudun burada son bulması çok olası. Zaten
World Heavyweight’in ve Roman’ın geri dönmesiyle beraber Night of Champions’ta
bol bol ana kemerli eksende şov kapatmaları görüyor olacağız.
Bu maçta bir ihtimal Sikoa’nın
Jimmy ve Jey’e maç sonunda sürpriz bir hareketi de olabilir diye düşünüyorum. Bu
durum yaşanır ya da yaşanmaz, bu durumdan bağımsız olarak Uso’ların
geleceklerindeki süreç belirsizliğini koruyor. Bir şekilde Bloodline’ın
gerileme dönemini yavaş yavaş işlemeye devam edeceklerini düşünüyorum. Bu da
Uso’ların bir face turn geçirmesi ve/veya Sikoa’nın önce Jey ve Jimmy’e ve
hatta daha uzun vadede de Roman’a ihanetiyle gerçekleşebilir gibi duruyor.
Money in the Bank’in sahibi olması mesela… Çok acayip bir şey olurdu bence.
Tahmin: Matt Riddle &
Kevin Owens & Sami Zayn
Singles Match for the WWE
Raw Women’s Championship
Bianca Belair(c) vs Iyo Sky w/Damage CTRL (Bayley
& Dakota Kai)
Wrestlemania 38’de Becky’den
aldığı kemerini harika bir title reign ile korumaya devam eden Bianca, en son
Wrestlemania 39’da Asuka’yı da yenerek Becky, Bayley ve Alexa Bliss gibi
isimlerin ardından bir büyük ismi daha devirerek yoluna devam etmişti. Kadınlar
kategorisinde bir nevi “kahraman” face rolüne bürünen Bianca, küçük kızlara
idol olabilecek bir isim izlenimi vermekte. Tıpkı Cena’nın 2000’lerin sonu
2010’ların başındaki dönemi gibi bir süreç içerisinde yer aldığını
düşünmekteyim. Ama tabi ki de aynı Cena gibi ring içerisinde ve ring dışında bu
sorumluluğunun da üstesinden geldiğini ve saygın bir şampiyon olarak güçlü bir
karakter rolünü iyi sergilediğini görmekteyim.
Wrestlemania sonrası ilk Raw
olan 3 Nisan Raw’da, Smackdown Kadınlar Kemeri’nin yeni şampiyonu olan
Ripley’le bir yüzleşme yaşayıp tecrübesiyle onu ezen Bianca, bir an bana acaba
ana kemerlerde ve erkekler tag team kemerlerinde olduğu gibi burada da bir
tekil kemere gider miyiz düşüncesini doğurtmuştu. Zira Smackdown’daki main
eventer eksiklikleri, Raw’da da Bianca’nın geçmediği ismin kalmaması gibi
sebepler beni bu düşünceye itmişti. Fakat zaten sonrasında World Heavyweight
kemerinin yeniden duyurularak ikinci bir ana kemer olarak sahalara ineceğinin
açıklanmasıyla bu düşünceden iyice sıyrılmıştım.
Zaten tüm bunların öncesinde de
10 Nisan Raw’da Bianca’nın kemeri için yeni bir Contender elde etmiştik. 10
Nisan Raw’da rakipleri Michin ve Piper Niven’ın arasından sıyrılmayı başaran
Iyo Sky, Triple Threat maçını kazanarak Bianca’nın yeni rakibi olmuştu. Maç
öncesinde Adam Pearce’la konuşan Bayley, gerçekleşecek olan Triple Threat #1
contender maçına dahil olma teklifi aldığını Damage CTRL’den arkadaşları olan
Iyo Sky ve Dakota Kai’ye açıklamıştı. Arkadaşları bu duruma karşı çıkarlarken
grubun lideri Bayley ikna olarak Pearce’la yeniden konuşmuş ve maça Iyo Sky’ın
dahil olmasını sağlamıştı. Iyo da maçı kazanarak Bianca’nın rakibi olmaya hak
kazanmıştı.
2022’nin uzun bir döneminde
Bianca’nın Bayley ekseninde Damage CTRL’la feud içerisinde olduğunu görmüştük.
Bianca her seferinde Bayley ve gruba karşı üstün gelirken bu feuda da nokta
koymuştu. Şimdi karşısına çıkabilecek olası bir ismin pek olmaması sebebiyle
yine bu tarafa doğru bir kayışın olduğunu gördük.
Iyo Sky’ın açıkçası Bianca için
bir geçiş rakibi olup olmadığı konusunda pek emin olmadığımı söylemem
gerekiyor. İlk paragrafta Bianca için Cena örneğini verirken aslında acaba
Cena’nın 2009’da başına gelenler, Bianca’nın başına da gelir mi diye
düşünmüyorum değilim. 2009’un son PPV’i olan TLC’den, ECW’dan gelen Sheamus,
oldukça sürpriz bir şekilde Cena’yı yenerek WWE kemerinin yeni sahibi olmuştu.
Cena’nın en prime döneminde böyle bir başarıya imza atan Sheamus, WWE tarihinde
yaşanan en şok edici galibiyetlerden birini almıştı. Şimdi Bianca da prime
dönemini yaşıyor ve kadınların Cena’sı gibi bir yol çiziyor. Kemeri alabilmesi
muhtemel birçok büyük main eventer’ları geçti. Bunun sonucunda Iyo Sky gibi bir
underdog isme kemeri kaybedebilir mi? Tahminimi favori isimden yana yapacak
olsam da Sky alırsa da pek şaşırmayacağım. Ayrıca Damage CTRL etkisini de
unutmamak gerekiyor bunun için. Maça bir şekilde etkileri olacak ama Iyo lehine
mi aleyhine mi onu maç içerisinde göreceğiz. Tabi daha öncesinde Bianca’nın tek
başına bu üçlüyü defalarca kez püskürttüğünü de atlamamak gerek.
Öte yandan bu maç içerisinde
yer alan tüm aktörlerin Smackdown’a draft edildiğini söylememiz gerekiyor. Yani
Raw’ın Kadınlar Şampiyonu olan Bianca, Smackdown’a geçiş yaptı. Damage CTRL de
takım olarak Smackdown’a geçti. Eğer taraflardan biri diğer bir brande gitseydi
Iyo Sky düşüncemden emin olup direkt tahmine de yansıtabilirdim. Bunlardan
bağımsız nedense bu maçın düz bir maç olmayacağını ve hikayesel anlamda bir
şeyleri tetikleyebileceğini düşünüyorum. Ek olarak Bianca’nın Smackdown’a
geçmesinin iyi olduğunu düşünüyorum. Zira 1 senede Raw’da yenmediği main event
kalmaması da oradaki isimlerin olası kemer senaryolarını tıkayan bir unsurdu.
Charlotte’ın da Smackdown’da kalmasıyla ilk düşüncem olan sürpriz ihtimali
biraz daha düşük bir segmentte kalıyor. Olası bir Bianca vs Charlotte feudu da
bence çok güzel olacaktır.
Tahmin: Bianca Belair
Singles Match
Seth “Freakin” Rollins vs Omos w/MVP
Wrestlemania döneminin en
gereksiz ve en saçma feuduna imza atan Omos, WM için rakipsiz kalan Lesnar’ın
karşısına çıkarak “main event jobberlığı” görevini bir kez daha yerine
getirmişti. Özellikle son bir yıldır Bobby Lashley ve Braun Strowman gibi
isimlerle feudlara giren Omos, cüssesi gereği bu tarz isimlerle maç yapsa da hep
kaybeden bir isim olarak artık ciddiye alınmama noktasını iyice arşa çıkardı. Lesnar’la
yaptığı maçı da bu beklentiyle izleyerek yine kısa bir maçta, kısıtlı bir ring
içi aksiyon içerisinde kaybettiğine şahit olmuştuk.
Strowman’dan bile uzun olan
Omos, oldukça güçlü göründüğü için bu tarz büyük isimlerin momentum
kazanmalarında yardımcı olan bir isim olarak kullanılmaya bu PPV’de de devam
ediyor. Wrestlemania’da Logan Paul’u yenerek önemli bir WM galibiyeti elde eden
Seth Rollins için ise bence çıkışını sürdürebilmek için oldukça da güzel bir
fırsat. Hazır World Heavyweight kemeri de yeniden duyurulduğuna göre yeni bir
ana kemer şampiyonuna ihtiyacımız olacak. Uzun bir süredir ana kemere hasret
olan Seth’in de ben bu kemer açısından oldukça uygun bir isim olduğunu
düşünmekteyim. Belki de alacağı push’u sağlamlaştırmak adına bu maç planlandı
gibi de düşünebiliriz. Zira hem ring içi hem de hikaye anlamında hiçbir
beklentimizin olmadığı, random oluşturulan bir maç olduğunu görüyoruz. 24 Nisan
Raw’da Seth’in kestiği promoyu bölen MVP ve Omos, bu maçın resmileşmesine zemin
oluşturan hamleyi yapmışlardı. 1 Mayıs Raw’da da zaten Seth, Raw’da kalırken
yeni duyurulan bu ana kemer için de mesajı göndermişti.
Omos’un bu random main event
jobberlığı görevinden sıyrılıp biraz daha ciddi bir isim olarak gözükmesini
sağlamaları için bir feud ya da en azından önemli bir maç kazanması gerekiyor. Yoksa
bu durum artık iyice kabak tadı vermeye başladı. Bence WWE de Omos’u ya bir
süreliğine TV dışına çekecek ya da en azından biraz daha ciddi feudların
içerisine sokarak maçlar kazanmasını sağlayarak bu main event jobber’lığını
yapabilmesi için zemini güçlendirmeye çalışacak. Ancak şu anda doğru bir zaman
değil ve bu sebeple ben Seth’in maçı kazanacağını düşünüyorum.
Tahmin: Seth “Freakin”
Rollins
Triple Threat Match for
the WWE United States Championship
Austin Theory(c) vs Bobby Lashley vs Bronson Reed
Wrestlemania’da John Cena’y
yenerek title reign’ine devam eden Theory, bir kez daha kendisini Bobby
Lashley’in içerisinde olduğu bir kemer koruma mücadelesi içerisinde buldu. Wrestlemania
döneminin en mağdur ismi olan Lashley de başka bir feudun içerisindeyken bir
kez daha kendisini United States kemeri mücadelesinde bulduğunu söyleyebiliriz.
Road to Wrestlemania dönemine doğru giderken Elimination Chamber’a kadar
Lesnar’la feudda olan Lashley, bu ikili arasında yapılacak olan son maçın
galibiyle karşılaşmak istediğini söyleyen Bray Wyatt ile feuda girmeye
başlamıştı. Aslında genel olarak baktığımızda Lesnar’la girdiği feuddan galip
ayrılsa da tam olarak birbirlerine diş geçiremediklerini ve temiz galibiyetler
alamadıklarını görmüştük. Bu sebeple Wrestlemania’da son bir No DQ tarzı bir
maç beklerken Lesnar’ın Wyatt ile maç yapmak istememesi sebebiyle Lashley ve
Wyatt arasındaki feud planlanmıştı. Bunun üzerine boşta kalan Lesnar da apar
topar Omos’la bir feud içerisine girmişti. Bu esnada Wrestlemania’ya giden
yolda birden ortadan kaybolan Bray Wyatt ise senaryoların dışında kalmış ve net
bir şekilde öğrenilemediği üzere televizyonlardan uzak kalmaya başlamıştı.
Olası bir sakatlık durumu konuşulsa da net bir şekilde uzak kalma sebebi
açıklanmayan Bray Wyatt, en çok da Lashley’in yolunu etkilemiş oldu. Elimination
Chamber sonrasında ilk haftalardan sonra ekranlardan uzak kalmasının ardından
Wrestlemania’da yapılması planlanan maç hiç yaşanma ihtimali olmamışçasına
duyurulmamış, yok gibi davranılmış ve bunun sonucunda da Lashley de WM için
feudsuz kalmıştı.
WM dönemini boş geçen Bobby
Lashley ise bundan sonrasında bazı tesellilerle karşı karşıya kaldı. İlk olarak
Wrestlemania’dan hemen önceki Smackdown’da (31 Mart) Andre the Giant Memorial
Battle Royal’i kazandı. Maçı kazanırken de en son olarak Bronson Reed’i eledi.
Wrestlemania’nın ikinci gecesindeyse bu maç sonucunda almış olduğu ödülle
beraber seyircilere takdim edildi. Elbette ki tüm bunlar Wyatt’ın belirsiz
durumu sebebiyle Wrestlemania’yı pas geçen Bobby Lashley’i bir nebze olsun
gönül koymamasını sağlamaya yönelik hareketlerdi.
Battle Royal’de en son elenen
isim olan Reed, 3 Nisan Raw’da arka alanda röportaj veren Lashley’in karşısına
çıkarak onunla trash talk yapmaya başlamıştı. İkili 10 Nisan Raw’da karşı karşıya
gelmiş ancak maç double count out ile sona ermişti. Maç içerisinde Reed’in
Lashley gibi bir isme karşı oldukça dirençli olduğunu görmüştük. Muhtemelen bu
yıl içerisinde daha fazla kullanılacak bir isim olan Reed, Şubat ayındaki
Elimination Chamber U.S kemer mücadelesi içerisine de dahil olmuş ancak kemeri
kazanmayı başaramamıştı. Bu maçta da iyi mücadele eden Reed maçın berabere
bitmesini sağlamıştı. Maç sonunda her iki isim de birbirlerine girişirlerken
hakemler araya girmişti. 17 Nisan Raw’da Lashley ve Theory, ortada kemerin
olmadığı bir maçta karşı karşıya gelirlerken, Lashley rakibine tam Hurt Lock’ı
bağladığı sırada Reed ringe gelmiş ve Lashley’e saldırarak maçın DQ’yle sona
ermesini sağlamıştı. Lashley’i savunmasız yakalayan Reed, tam finisiher’ı
çekecekken Lashley toparlanmış ancak o da Theory’den bir Dropkick yemişti. Bunun
üstüne Reed, Lashley’e Tsunami çekerek işini bitirmişti.
21 Nisan’da United States
kemeri için bu Triple Threat maçı duyurulurken 24 Nisan Raw’da Lashley ve
Theory’i ring içerisinde karşılıklı promolaşırken görmüştük. Mikrofon dalaşı
sonrasında Lashley, Theory’e üstün gelirken Reed arkadan gelmiş ve bu sayede
iki heel isim Lashley’e karşı üstünlük kurmayı başarmışlardı. Lashley’i elemine
ettikten sonra ikili ringde kalırlarken hızını alamayan Reed, Theory’e de
saldırmış ve ona da Tsunami çekerek United States kemeriyle pozunu vermişti.
İlk draft gecesi olan 28 Nisan
Smackdown’da Bobby Lashley’in Smackdown’a geçtiğini gördük. Dolayısıyla
Lashley’in hem daha öncesinden zaten Theory’le feuda girmesi hem de Roman’ın
ana kemeri için daha önce hiç mücadele etmemesi sebebiyle bu maçı
kazanabileceğini çok düşünmüyorum. 1 Mayıs Raw’da Theory de Smackdown’a
geçerken muadili olan diğer mid carder kemerinin şampiyonu Gunther’se Raw’a
geçmişti. Ben hazır Reed’e Lashley gibi bir ismin karşısına çıkartıp ve hatta
ona denk göstermeye çalışırlarken bu kemeri de alabilir mi diye düşünsem de 1
Mayıs Raw’da Reed, Raw’a draft edilmiş ve bu ihtimal de rafa kaldırılmıştı.
Gunther’in Raw’a geçmesiyle ikinci bir mid carder kemerin de Raw’da olması çok
saçma bir ihtimal olacak gibi. Öte yandan Lashley’in de olası bir Roman Reigns
rakibi olduğunu düşünürsek pinlenecek isim olmayacaktır. Bu sebeple Theory
bence Reed’i pinleyerek kemerini koruyacaktır.
Tahmin: Austin Theory
Singles Match for the WWE Smackdown Women’s Championship
Rhea Ripley(c) vs Zelina Vega
Wrestlemania’da oldukça hak edilmiş bir kemer galibiyeti elde eden Rhea
Ripley, ilk kemer korumasını Zelina Vega karşısında yapıyor. Royal Rumble
galibiyetinin üstüne Charlotte gibi bir şampiyonu yenmesi ve 3 sene öncesinin
intikamını alması, Ripley’in kariyerinin dönüm yılını yaşadığımızı gösteriyor.
Son derece kısıtlı olan kadınlar main eventer potasına artık kalıcı bir şekilde
demir atan Ripley, bundan sonrasında güçlü bir şampiyon izlenimi vererek uzun
bir süre title reign yapacak gibi duruyor. Wrestlemania sonrasındaki ilk Raw’da
diğer şampiyon Bianca’yla da yüz yüze gelmiş ve tıpkı onun yaptığı gibi uzun
bir koruma içerisine girebileceğinin mesajını vermişti.
Bu feudun çıkış noktasına değinmek gerekirse Dominik’in etkisiyle
Judgment Day’in Rey Mysterio feuduna iyice kanalize olmasıyla beraber Rey’in de
yeniden yorumladığı LWO stable’ının kurulmasından söz edebiliriz. LWO’un bu
yeni versiyonunda Legado Del Fantasma stable’ını baskın olarak görürken
stable’ın erkek üyelerinin yanında yer alan Zelina Vega da doğal olarak
Judgment Day’in kadın üyesi Ripley’le feuda girmeye başladı. 7 Nisan
Smackdown’da gerçekleşen Rey & Escobar vs Dominik & Priest maçında ring
dışında yer alan Vega, maça karışmaya çalışan Ripley’e saldırmış ancak
sonrasında onun korkusundan kaçmıştı. 14 Nisan Smackdown’da gerçekleşen Escobar
ve Priest maçına karışmaya çalışan Ripley’i Vega durdurmuş ve resmen Ripley’e
mesajı göndermişti. Zaten hemen ertesi hafta da Adam Pearce’a giderek
Ripley’den kemer maçı istediğini söylemişti. Bunun üzerine maç resmileşmişti. 28
Nisan Smackdown’da Vega, Sonya Deville’e maç yaparken Vega maçı bir roll-up ile
kazanmayı başarmıştı. Maç sonunda Ripley ringe gelerek iki ismi de püskürtürken
Vega counter’lamayı başararak ringden çıkmayı başarmıştı. Aynı gece drafttan NXT
Women’s şampiyonunun (Indi Hartwell) ana kadroya yükseldiğini gördük. Zayıf
olan kadınlar division’ı için güzel bir hamle olarak yorumlamak gerekir diye
düşünüyorum. Tabii Raw’da Becky ve Trish gibi isimler de kalırken belki Hartwell’i
de bu isimlerin yanına koyarak Ripley’in olası yeni rakiplerinden biri olarak
görebiliriz ki Raw Kadınlar Şampiyonu Bianca Smackdown’a geçerken, Smackdown
Kadınlar Şampiyonu Ripley’se 1 Mayıs Raw’da yapılan draft seçimlerinin ilk tur
ilk seçiminde Raw’a geçmişti. Muhtemelen kemerleri takas edecekler ya da
isimlerini değiştirecekler gibi gözüküyor. Ayrıca Vega’nın da Smackdown’da
kalması da zaten sonucu çok net olan bu maç için iyice bir netlik kazandırıyor.
Öte yandan Vega’nın bu maça çıkmasının üzerinde aslında üç tane etmen var
gibi gözüküyor. İlki, çok büyük bir feuddan çıkarak kariyerinin zirvesini gören
Ripley’i tekrardan büyük feudlara hazırlamak ve bu esnada title reign’ini
uzatmayı sağlamak. Yani Vega’nın buradaki ilk misyonu Ripley’e bir geçiş rakibi
olmak gibi gözüküyor. İkincisi, biraz üstte bahsettiğim gibi zaten stable
feudlarının oldukça yaygın olduğu bir ortamda Judgment Day ve LWO birbirlerine
girerlerken bunu işin kadınlar tarafına da taşımak. Üçüncüsüyse Vega’nın Porto
Riko kökenli bir isim olması. WWE Amerika içerisindeki şovlarında dahi homeboy
veya homegirl olarak birçok güreşçiyi maçlara sokarken özellikle Amerika
dışındaki şovlarda bu işi hiç ihmal etmiyor. Elbette ki ev sahibi seyircilerin
desteğini almak ve maça olan ilgilerini arttırabilmek için bu tarz hemşericilik
yapmak oldukça doğal bir durum. Her ne kadar Porto Rikolular memleketlileri
olan Vega’yı destekleyecek olsalar da gecenin en net tahminlerinden biri olarak
Rhea Ripley burada kemerini koruyacaktır.
Tahmin: Rhea Ripley
San Juan Street Fight
Damien Priest vs Bad Bunny
Match card’ın şüphesiz en ilgi çekici ve en sıra dışı olan maçında Damien
Priest ile listeleri alt üst eden şarkıcı Bad Bunny karşı karşıya geliyorlar.
Aslında feudun ilk çıkış noktasına dönmemiz gerektiğinde yine Wrestlemania’yla
karşı karşıya geliyoruz. Wrestlemania döneminde Judgment Day stable olarak üç
farklı kola bölünmüş; grubun kadın üyesi Ripley, Royal Rumble’ı kazanarak
Smackdown Kadınlar Kemeri’nin peşinden gitmişti. Grubun lideri Finn Balor’sa
Edge’le bire bir maça çıkmış ve maçı kaybederek Edge ile stable arasındaki
husumeti yenik olarak kapatmıştı. Grubun en son üyesi olan Dominik’se, öz
babası Rey Mysterio ile maça çıkmış ve ondan dersini almıştı. Ripley grup
içerisinde biraz da cinsiyetinden ötürü daha rahat hareket eme imkanı bulurken
grubun diğer erkek üyeleri WM döneminde ilk olarak Edge feudu üzerinde
yoğunlaşmışlar ancak bu feud esnasında Edge’e yardımcı olan Dominik ve Rey’in
kopuşuyla bireysel feudlara geçmişlerdi. Edge feudundan doğan Rey ve Dominik
feudu, WWE’nin son dönemde işlediği en güzel şeylerden bir tanesiydi gerçekten.
Babasına ve Edge’e ihanet eden Dominik, WM döneminde birçok kez babası Rey’in
sabrını zorlamış ve onunla maç yapmak istediğini söylemişti. Bu süreçte Hall of
Fame olan Rey Mysterio da Dominik’in bu tahriklerine dayanamamış ve nihayetinde
Wrestlemania’da onunla maç yapmayı kabul etmişti.
Wrestlemania’daki maçın hemen öncesinde Legado Del Fantasma’yla Rey’in
bir yakınlık kurduklarına şahit olmuştuk. WM öncesi son Raw’da Rey, Priest ile
maça çıkarken Dominik maça karışmış ve Rey’in yardımına da Legado Del Fantasma stable’ı
gelmişti. WM öncesi en son Smackdown’daysa Rey, Legado Del Fantasma üyeleriyle
konuşurken onlara LWO tişörtü vermişti. Biraz LWO’dan bahsetmemiz gerekirse
aslında kökeni WCW dönemine dayanan bir stable olduğunu söylememiz gerekiyor.
nWo’dan (New World Order) esinlenerek 1998 yılında kurulmuş olan LWO (Latino
World Order) 1999 yılına kadar WCW’da faaliyet göstermişti. Adından da
anlaşılabileceği üzere Latin kökenli bir stable’ı temsil eden bu grup, Eddie
Guerrero tarafından kurulmuştu. Eddie o dönem WCW’nun başında bulunan Eric
Bischoff ile feuda girmiş ve buna istinaden Meksikalı güreşçileri yanına almaya
başlamıştı. Grup o dönem bünyesinde Psychosis, La Parka, Hector Garza ve
Juvetud Guerrara gibi isimleri barındırırken gruba katılmayı reddeden Rey
Mysterio’yla da feud içerisindeydiler. Rey, Eddie’yle olan maçını kaybettikten
sonra gruba katılmak zorunda kalırken 1999 yılına geldiğimizde bu stable
dağılma noktasına gelmişti. Güreş tarihinin en facia hikaye kararlarından biri
olan meşhur Fingerpoke of Doom olayının yaşandığı gece LWO üyeleri de arka alanda
saldırıya uğramışlardı. Bilmeyenler için Fingerpoke of Doom olayı, 4 Ocak 1999
WCW Nitro şovunda yaşanan ve WCW’unun batışını oldukça hızlandıran bir olaya
atıfta bulunulan bir isim. Güreş tarihinin en büyük hikayesine sahip stable’ı
nWo kurulduğu 1996 yılından sonra Kevin Nash önderliğinde nWo Wolfpack ve Hogan
önderliğinde nWo Hollywood önderliğinde iki ayrı gruba bölünmüşlerdi. WCW ana
kemerini elinde tutan Kevin Nash, kemeri aldığı Golderg ile rövanş maçına
çıkacağı açıklanmış ancak keyfabe olarak Goldberg’in tutuklanmasıyla maç iptal
edilmişti. Bu esnada Nash’e sinirlenen ve bir süredir bu sebeple emekli olan
Hogan ringlere geri dönmüş ve Nash tarafından kemer maçı için meydan okumayla
karşı karşıya gelmişti. Seyircilerin oldukça uzun zamandır beklediği bu iki
ikonun karşılaşmasında herkes nefeslerini tutarken, Hogan parmağıyla Nash’e
dokunmuş ve Nash’in yere düşmesini sağlamıştı. Arenadaki herkes şok yaşarken
Hogan tuşa gitmiş ve Nash hiçbir şey yapmayarak kemeri resmen Hogan’a hediye
etmişti. Yani yıllardır o dönem güreşle ilgilenen herkes bu iki dev ismin
maçını beklerlerken, bu ikili keyfabe olarak herkese oyun oynayıp ucuz bir
barışma süreci içerisine girmişlerdi. Maçtan sonra Nash ve Hogan birbirlerine
sarılıp gülme krizine girerlerken ikiye ayrılan grup üyelerinin hepsi ringlere
gelerek bu barışmayı ve birleşmeyi kutlamaya başlamışlardı. Bu kocaman hayal
kırıklığının etkisiyle de WCW’nun batışı hızlanmış ve LWO da bu birleşmenin
etkisiyle etkisiz bir grup haline gelmişti. Bu sürecin etkisiyle bir kez daha
nWo vs WCW feudu başlayacakken WCW tarafının liderliğini yapan Ric Flair tüm
LWO üyelerini yanına almayı ikna etmiş ancak bir tek Rey’i ikna edememişti. Tek
kalan Rey, nWo ile feuda girmek durumunda kalmış ve sonrasında nWo’dan atılan
Konnan’la beraber Filthy Animals stable’ını kurmuşlardı.
Rey’in Legado Del Fantasma üyeleri Santos Escobar, Joaquin Wilde, Cruz
Del Toro ve Zelina Vega’ya LWO tişörtünü vermesinin ardından LWO tam 24 sene
sonra yeniden dirilmiş oldu. Zamanında LWO orijinli olmamasına rağmen grubun en
sadık ismi olan Rey, bir kez daha sadakatini göstermiş oldu. İşlerin bu şekilde
evirilmesinin oldukça güzel yanları var bence. İlk olarak Rey gerçekten
Dominik’le olan feudunda Edge’in de potadan çıkmasıyla beraber tek başına
kalmıştı. Bunun dışında kariyerinin son demlerinde böylesine anlamlı bir
yeniden canlandırma içerisinde yer alması güzel bir atıf. Ek olarak oğluyla
olan feudunda birçok kez Eddie ekseninde olaylar yaşanırken, Eddie’nin kurucusu
olduğu bu grubu yeniden diriltmesi de bence atıfların en güzelini oluşturuyor.
Baba oğul savaşı içerisinde geçen bu Wrestlemania hikayesinde Dominik
biraz da ekibine güvenerek babasına defalarca kez saygısızlık yapmıştı. Wrestlemania’da
gerçekleşen maçta da yine ekibine olan güveniyle ringe gelen Dominik, ekip
arkadaşları Damien Priest ve Balor’ın yardımıyla maçı kazanmayı hedeflemişti.
Bu esnada yeni LWO üyeleri olan Legado Del Fantasma ringe gelerek Priest ve
Balor’ı püskürtürlerken Priest, ceketini ringin kenarına koymuştu. Maçı genel
anlamıyla geride götüren ve hatta babası tarafından kıçına yediği kemer
darbeleriyle oldukça küçük düşen Dominik ise Priest ile yaptıkları bu küçük
oyun sayesinde maçı kazanmaya çok yaklaşmıştı. Priest’in bıraktığı ceketin
altında duran kalın zinciri alan Dominik, maçı bitirmek için Rey’in kalkmasını
beklemişti. Ancak o esnada bu maça özel olarak İspanyol spiker masasında
yorumculuk yapan Bad Bunny, bir zamanlar yakın dostu olan Priest’in Dominik
için hazırladığı kalın zinciri Dominik’in elinden alırken onun dikkatini
dağıtmış ve Rey’in maçı kazanmasını sağlamıştı.
Wrestlemania sonrasında Edge’in Balor’ı yenmesiyle Judgment Day feudu sonlanırken,
Judgment Day’in Rey Mysterio feuduna yöneldiğini gördük. Roman’ın yokluğunda
bir yandan Bloodline, Owens ve Sami’ye Riddle’ın katılmasıyla kalabalık bir
feud içerisinde yer almaya devam ederlerken işin bu tarafında yine farklı bir
stable feudu izlemekteyiz. Wrestlemania sonrasında ilk Raw’da Rey Mysterio,
Theory’le maç yaparken Dominik ring kenarına gelmiş ve Rey’in maçı kaybetmesini
sağlamıştı. Aynı gece seyircilerin arasında yer alan Bad Bunny’e de salça olan
Dominik, bir önceki gece maçı kaybetmesini sağlayan isimle yüz yüze gelmişti.
Bu esnada Bunny’i savunmasız yakalayan Damien Priest Bunny’e saldırmış ve
spiker masasına doğru ona Chokeslam çekmişti. Hikayenin devamına geçmeden önce
yine bir dipnot vermek gerekiyor. Bu feudu zenginleştiren isimlerden birisi
olan Bad Bunny, damdan düşer gibi alakasız bir şekilde bu feud içerisinde yer
alan bir isim değil. Öncelikle tabi ki de şovun memleketi olan Porto Riko’da
gerçekleşecek olması ve şovun sunucusu olmasının da bir etkisi var tabi ki.
Veya elbette isminin getirdiği bir ün ve reklam amacı da mevcut. Bununla birlikte
WWE’nin veya birçok tarihten birçok federasyonun zaten defalarca kez güreş
orijinli olmayan isimleri güreştirdiğine şahit olmuştuk. Bad Bunny de aslında
WWE ekranlarında daha öncesinde de sık sık görünen bir isim. Royal Rumble
2021’de ilk olarak ekranlara gelen Bunny sonrasında da birçok kez haftalık
şovlara katılmış ve hatta bir ara kısa süreliğine de olsa 24/7 Championship’i
elinde tutmayı başarmıştı. Kemeri aldığı dönemde kendisine yardımcı olan isim
ise Damien Priest’ten başkası değildi. Tıpkı Bunny gibi Porto Riko kökenli olan
Priest, Wrestlemania 37’de Bunny’le takım dahi olmuştu. İkili Miz ve Morrison
ikilisiyle karşı karşıya gelip maçı kazanırlarken Bunny ise ring içerisinde
debut’ını gerçekleştirmişti. Royal Rumble 2022’de maça giren Bunny maç sonunda
Rey’in maskesini alarak onun tarafından onurlandırılmıştı.
Dominik-Rey olayları ekseninde birbirlerine düşman olan iki Porto Riko’lu
dost böylece iki ayrı uç olarak birbirleriyle feuda girmeye başlamışlardı.
Priest dışında Judgment Day’in tüm üyeleri tekil anlamda bir WM senaryosuna
dahil olurlarken, Priest’ın WM sonrasında böyle bir olayın içerisinde yer
alması da ayrı bir detay olarak karşımıza çıkıyor. 7 Nisan Smackdown’da Priest
ve Dominik ikilisi ve Rey ve Escobar’ı yenerlerken 10 Nisan Raw’da bu sefer de
Balor Rey’i yenmeyi başarmıştı. Maçı Balor’a kazandıran Dominik maç sonunda
eline mikrofonu alarak Bad Bunny’e laflar söylemişti. Karşılığında Rey ise
Bunny’yle konuştuğunu ve geri döneceğinden bahsettiğini belirtmişti. 14 Nisan
Smackdown’da Priest ve Escobar karşılaşmış ve ring kenarında iki stable
birbirlerine girmişlerdi. Bu esnada Vega da Ripley’e saldırmıştı. Ring
içerisindeyse Priest bu hengamede Escobar’a karşı üstün gelmişti. 17 Nisan
Raw’da iki heel stable olan Bloodline ve Judgment Day düşmanlarına karşı
işbirliği yaparlarken face isimler de benzer bir ittifak kurmuşlardı. Aynı gece
Rey, Sikoa’ya kaybederken Bloodline maç sonunda LWO’ya üstün gelmişti. Gecenin sonunda Owens & Sami ve Riddle üçlüsü Judgment Day’e karşı
maça çıkarlarken face ekip maçı kazanmayı başarmışlardı. Maçtan sonra tüm
stable’lar birbirlerine girerlerken face taraf üstün kapatmayı başarmıştı. 21
Nisan Smackdown’da Rey & Escobar ikilisi Balor ve Priest’le maçı kazanırken
Priest maçı takımına kazandırmayı başarmıştı. 24 Nisan Raw’da Bloodline,
LWO’yla karşılaşırken maçı da kazanmayı bilmişlerdi. Gecenin sonunda Priest’le
Rey karşı karşıya gelirlerken maçı üstün götüremeyen Priest turnbackle’a çıkan
Rey’e sandalye fırlatarak maçı DQ’yla kaybetmişti. Maç sonunda Rey’e saldırmaya
devam edecekken Bad Bunny spiker masasına devrilmesinin ardından elinde kendo
sopasıyla return yapmış ve Priest’i kovalamıştı. Spiker masasına çıktıktan
sonra Backlash’te sadece sunucu olmayacağını aynı zamanda da güreşçi olarak yer
alacağını açıklayarak maçı resmileştirmişti.
1 Mayıs Raw’da Judgment Day; Ripley dahil Raw’a draft edilirlerken LWO
ise Smackdown’da kaldılar. Dolayısıyla bu feud üzerinde bir brand ayrımı olması
nedeniyle bir devamlılık olmayacak gibi düşünebiliriz sanki. Gerçi Rey vs
Dominik feudu sanki yarım kalmış gibi hissediyorum ama Judgment Day’in Tag Team
kemer mücadelesine girme ihtimalini de çok yok saymıyorum. Aynı gece Priest bu
sefer de Rey’le karşı karşıya gelirken kenardaki kaosunu ve Balor’ın etkisiyle
maçı kazanmayı başarmıştı. Priest’in bu süreçte tek kullanılarak iyi
galibiyetler aldığını görmüş olduk. 5 Mayıs Smackdown’da da Rey ve Vega
ikilisi, Ripley ve Dominik ikilisini yenmeyi başarmışlardı. Bu şov öncesi
yapılan son Smackdown olan bu şovda seyirci müthiş bir reaksiyon göstermiş ve
benzerini Backlash’te de yapabileceklerini kanıtlamışlardı.
Bir nevi Latin Amerika açılımı çerçevesinde değerlendireceğimiz bu feud
içerisinde bolca Latin Amerika kökenli güreşçi olduğunu görüyoruz. LWO’un yeniden
kurulması ve birden fazlaca Latin güreşçinin televizyonda yer alması, Rey ve
Judgment Day-Dominik feudunun bununla birleştirilmesi ve de Bad Bunny’nin
olaylara alınması tam olarak bu stratejiyle oluşturulmuş şeyler. Ek olarak
maçın Street Fight olması da bir nevi izlenebilirliği arttırabilecek bir unsur.
Porto Riko’nun başkenti olan San Juan’ın bu maç türünün başına eklenmesinin ne
gibi bir farklılık yaratabileceğini kestiremiyorum ama maçın Street Fight
çerçevesinde planlanmasının da belirli sebepleri var. Neticesinde Priest
oldukça güçlü bir güreşçi izlenimini veriyor. Bu feudda da fazlasıyla maç
kazandı şu ana kadar. Doğal olarak bire bir normal bir maçta müzisyen Bad
Bunny’e karşı üstün gelmesi çok muhtemel. Yani Bunny’nin maçı kazanması oldukça
mantık dışı olabilecek bir şey. Ama bu maçı DQ’suz yaptığınız zaman Bunny’nin
saldırı opsiyonunu arttırmış oluyorsunuz. Bunun dışında Judgment Day ve LWO
stabe’larının da maça karışmasını ve izlenebilirliği arttırmalarına davetiye
çıkarıyorsunuz. Ben de bu yüzden sayısal üstünlüğe sahip LWO’nun Judgment Day’i
ve Priest’i süpürüp maçı Bunny’e kazandırarak arenada bulunan Porto Riko’luları
keyiflendirmelerini bekliyorum. Hem de böylece Zelina’dan gelecek bir
mağlubiyet sonrasında da bu feudda durumlar eşitlenmiş bir şekilde devam etmiş
olur. Zaten belli ki bu feuda dair bir süre daha bir şeyler izliyor olacağız.
Gün sonunda Rey vs Dominik’in rövanş maçını da mutlaka izleyeceğiz ama Night of
Champions’ta mı olur veya yaz aylarına mı sarkıtırlar onu kestiremiyorum.
Tahmin: Bad Bunny
Singles Match
Cody Rhodes vs Brock Lesnar
Cody Rhodes, WWE’ye dönüş
yaptığı tarihten bu yana üçüncü büyük feudu içerisine dahil olmuş durumda. Ben
zaten bir main eventer ismin return veya debut yapmasının ardından mevcut
roster’daki main eventler’larla olan feud kombinasyonlarını düşünerek olası gidişatı
kurgulamaya çalışıyorum. Bu noktada Cody ilk olarak Seth ile feuda girerek
bizlere muazzam maçlar izletmişti. Ardındaki sakatlık sürecinden sonrasında da
bu yılın başından itibaren ana kemer senaryosu içerisine dahil oldu. Gerçekten
ben de mevcut gidişatı göz önünde bulundurarak Wrestelmania’da oldukça şüpheli
yaklaşsam da Cody’nin kemeri Roman’dan alarak 2,5 yıllık title reign’i
bitirebileceğini düşünmüştüm. Bunun bana göre birçok sebebi vardı. İlk olarak
Cody WWE’ye geldiğinden bu yana namağluptu. İkincisi mevcut roster’da Roman’a
rakip olabilecek kimse kalmamıştı. Üçüncüsü Bloodline’ın iç çatışmaları gün
yüzüne çıkmaya başlamıştı. Ama tüm bunların yanında kafaya yatmayan bazı şeyler
de bulunmaktaydı. İlk olarak Cody, WWE orijinli bir isim olmasına ve babası bir
WWE efsanesi olmasına rağmen, WWE bünyesinde bireysel olarak hiçbir zaman main
event potasında olan bir isim olmamıştı. 2000’li yılların sonundan 2010’ların
ortalarına kadar genellikle mid carder seviyesinde bir isim olmuştu. Zaten
WWE’den ayrıldığı dönemde de Stardust gimmick’iyle jobber olan bir isimdi. Cody’nin
main event seviyelerine çıkışı WWE sonrasındaki AEW zamanında olduğunu
düşünürsek şirketin 2,5 yılda yarattığı bir canavardan kemeri alması henüz
erken mi sorusunu da beraberinde getirebilecek durumdu. Ayrıca AEW
kurucularından olması da yine kemerin şu aşamada ona verilmesinin önünde set
çekebilecek bir konuydu.
Tüm bunlar bir yana WM 39 main
eventi bence heyecanı inanılmaz yansıtan bir main event oldu. Zaten tahmin
edilebilirliği oldukça düşük bir maç olmasından kaynaklı olarak da hali hazırda
bir heyecanı vardı zaten ama maçın genel havası da gerçekten öyle bir işlendi
ki son ana kadar maçın kim tarafından kazanılacağı hiçbir zaman aksettirilmedi.
Cody’nin ringe gelişi ve bu esnada aldığı muazzam reaksiyon, eşinin ve
çocuğunun ring kenarında olması, kıyafetindeki kemeri Luke Harper’ın oğluna
vermesi, Uso’ların bir gece önceden kemer kaybı, Sikoa’nın hakem tarafından
arka alana yollanması derken cidden bir an hepimize Cody’nin bizlere uzun bir
süredir beklediğimiz tarihi ana tanıklık etmemizi sağlayacağını düşünmüştük.
Velhasıl önce Uso’ların maça karışması sonrasında da Sikoa’nın gizlice maça
tekrardan dahil olması ve Roman’a maça kazandırmasıyla gerçek dünyaya geri
dönmüş olduk.
Cody her ne kadar kemeri
alamasa da bu feud bünyesinde iyice büyüdüğünü düşünüyorum. Biraz üstte
bahsetmiş olduğum soru işaretlerini bir nebze olsun giderebilecek düzeyde
harika bir maç çıkardı. Ek olarak da kemeri gerçekten alabileceğini hissettirdi
ve bunun karşı tepkisini de seyircilerden harika bir şekilde aldı. Başka bir
değişle hazır olmaya bir adım daha attı diyebiliriz. Şimdi bu hazırlanma süreci
içerisinde de önünde kocaman bir engel var gibi gözüküyor. Brock Lesnar, WM
dönemini oldukça sönük bir Omos feuduyla geçirirken beklendiği gibi maçı
kazanarak yoluna devam etmişti. WWE’ye tekrardan döndüğü 2021 yılından itibaren
face bir gimmick’le ilerleyen Brock, Roman’la defalarca kez feuda girmiş ancak
en sonunda Summerslam 2022’de bir kez daha Roman’a yenilerek ana kemer şansını
yitirmişti. Ardından Lashley’le bir feuda girmiş ve feud sonunda net bir sonuç
olmasa da Lashley’e diş geçirememişti. Bunun üzerine girdiği WM feudundan galip
ayrılması da en azından bir nebze kendisi açısından bir teselli olmuştu.
Wrestlemania sonrası ilk Raw’da
daha öncesinde Bloodline’a karşı feuda giren ve sayı dezavantajı sebebiyle
Roman’a diş geçiremeyen iki isim Cody ve Brock, birlik olarak Roman ve
Sikoa’nın karşısına çıkmaya karar vermişlerdi. Hazırlanan maç öncesinde Cody,
Roman’dan kemer için rövanş maçı isterken Roman bunu reddetmiş ardından Cody de
Roman ve Sikoa ikilisini bir Tag Team maçına davet etmişti. Roman,
Wrestlemania’da maça çıkmış birisi olması ve de kendisi şampiyon olduğu
müddetçe kemer için challanger olamayacak bir isim olması şartıyla bunu kabul
etmişti. Lesnar, Cody’nin tag team partnerı olmayı kabul ederken tam maçın
başlayacağı ve anonsçunun isimleri anons edeceği sırada, Lesnar tam da Cody’nin
isim anonsu sonrasında hamlesini yaparak Cody’e bir F5 çekmiş ve resmen bir
heel turn geçirmişti. Uzun bir süredir face takılan Lesnar, 2023’ün en kritik
anlarından birisi olarak hatırlanacak bir olaya imza atarak tekrardan heel
olmuştu. F5 çektikten sonra Cody’i iyice squashlayan Lesnar, bu iki isim
arasındaki feudun da fitilini yakmıştı. 17 Nisan Raw’da Lesnar ile ısrarlı bir
şekilde bir maç isteyen Cody amacına ulaşmış ve Adam Pearce tarafından maç
Backlash için resmileştirilmişti. Bu durum aynı zamanda Cody ve Roman feudunun
da belki de şimdilik resmen sona erdiğini göstermişti. Böylece Roman da
rakipsiz kalmış ve bu PPV’i es geçmiş oldu.
Cody’nin kemeri alamamasının
olası sebeplerinden bahsederken Cody’nin WWE bünyesindeki main event’lik
döneminin kısalığına dem vurmuştuk hatırlarsanız. Tekrardan bir kemer maçına
çıkmadan önce WWE’de biraz daha etki yaratması ve bu etkiyi de büyük maçlar ve
büyük feudlarla yapması gerekiyor. Bu feud da tam olarak böyle bir şeye hizmet
edebilecek bir konu. Bu şekilde düşünülmesinin temel sebeplerinden bir tanesi,
daha öncesinde tarihte benzer örnekleri çokça yaşamış olmamız. Wrestlemania
28’e gittiğimiz zaman The Rock, yıllar sonra WWE ringlerine bir güreşçi olarak
geri dönmüş ve o dönemin en büyük superstar’ı olan John Cena’yla main event
maçına çıkmıştı. The Rock, bu endüstrinin yarattığı en büyük 2-3 isimden bir
tanesi. Hatta belki de kimilerine göre en büyüğü. O dönem John Cena, her ne
kadar WWE’yi yıllardır taşısa da benzer bir seviyede henüz görülmediği için The
Rock’a maçı kaybetmişti. 1 sene sonra yapılacak rövanşa kadar da öyle bir
feudun içerisine dahil olup galip ayrılmıştı ki artık herkes Wrestelmania 29
için onun The Rock’ı yenip tarihi bir an yaşatmasına emin olmuştu. 2 Nisan
2012’de WWE’ye geri dönüş yapan Lesnar, ilk kurban olarak Cena’yı seçmiş ona o
gece ona F5 çekmişti. Lesnar 2004 yılında WWE’den ayrılmış ve tam 8 senedir WWE
ekranlarında gözükmemişti. 2004 yılına kadar da WWE’de inanılmaz dominant bir
performans ortaya koymuş ve hatta tarihin en genç şampiyonu olma unvanını ele
geçirmişti. Cena’nın tarihin en iyilerinden birini yenerek onunla kıyaslanma
ihtimalinin ortaya çıkabilmesi için öncelikle Brock Lesnar engelini aşması
gerekmekteydi. Nitekim Extreme Rules 2012’de Cena, Lesnar’ı yenerek feudun
kazananı olmuştu. Wrestlemania 29’da da 1 sene önce kaybettiği The Rock’ı
yenerek G.O.A.T tartışmalarına resmen dahil olmuştu.
Benzer bir senaryo şu anda Cody
için de işleniyor gibi gözüküyor. Roman’ın kaybetmesi WWE tarihinin en ikonik 5
anından biri olacak ve bunu gerçekleştiren kişi de yıllar boyu hatırlanacak. Bu
sebeple gerçekten buna değecek bir isim olması çok önemli bir konu. Cody’nin
Bloodline senaryosuna Royal Rumble döneminden itibaren girmesi ve Royal
Rumble’da return yapacağının önceden bildirilmesi bence çok yavan bir şeydi. Ek
olarak zaten AEW bağlantısı sebebiyle de bir soru işareti mevcuttu. Tüm bunları
elemine edebilmesi için de kendisine zaman gerekliydi. Belki 6 ay ya da 1 sene
sonra tekrardan Roman’ın karşısına çıkması bence oldukça makul bir durum. Bu
sürede Cody iyice güçlenecek, belki de tıpkı Cena’nın 2012’de yaptığı gibi
Lesnar gibi çok büyük bir ismi geçecek ve kendini iyice kabul ettirebilme şansı
olacak. Roman da reign’ini 3-3,5 yıla çıkartacak ve rekorunu iyice
geliştirebilecek. Hem de Bloodline’ın iç çatırdamaları da çok daha güzel bir
şekilde işlenme şansı olacak. Bence oldukça güzel bir geleceğe yatırım oldu
Lesnar vs Cody feudu.
Lesnar’ın varlığı kim ne derse
desin başlı başına çok güzel bir durum. Sahip olduğu imajıyla gerçek bir dövüş
izlediğimiz hissini veren Lesnar, feudlarının çoğunda bizlere kaliteyi
aktarabilen birisi. Bu noktada heel olması da oldukça heyecan verici bir konu. Belki
bu feud sayesinde bire bir olmasa da Triple Threat olarak kemer feudunun
içerisine tekrardan dahil olabilir diye de düşünmüyor değilim. Yani Cody’i
güçlendirme sürecinden bahsederken aslında diğer bir ihtimali olarak bu feudun
Night of Champions’a taşınıp taşınmayacağını da düşünmek gerekiyor. Yeni ana
kemer duyurulmadan ve draft yapılmadan önce Roman’a şu an için hali hazırda
bireyselde bir rakip neredeyse yokken, daha öncesinde feuda girmiş isimlerle
tekrardan feuda sokmaktansa Triple Threat bir aksiyon sanki uygun olabilir gibi
duruyordu. Yani hem Cody vs Lesnar feudu devam edecek hem de Roman için bir
kemer koruma maçı ortaya çıkmış olacaktı. Ama Cody’nin Raw’a geçmesi ve
Roman’ın Smackdown’da kalması bir ayrım yolunu da bizlere gösteriyor. Zaten
Smackdown’da da Bobby Lashley ve AJ Styles gibi daha öncesinde Roman’la kemer
feuduna girmemiş isimler mevcut. O sebeple ben Cody’i Roman’ı yenmek için
hazırlıyorlar diye düşünürken bu kısa vadede gerçekleşmez ve de bir bakarsınız
ki Cody World Heavyweight kemerinin sahibi olur ve ikili bambaşka yollardan
devam ederler. Tabii Brock Lesnar da muhtemelen kemer mücadelesinin içerisine
girecektir. Burada da nasıl bir senaryo izleyecekler merak ediyorum doğrusu.
Roman’ın bu dominasyonunda birçok main eventer geri planda kalırken bu yeni ana
kemeri kim alırsa alsın yeni bir heyecan katacak gibi duruyor. Raw’ın bu yeni
ana kemerinin sahibini Night of Champions’ta öğreniyor olacağız ama nasıl bir
maç içerisinde olacağını bilmiyoruz. Tüm bunlar için muhtemelen Backlash
sonrasını yani Night of Champions’a giden yolu beklememiz gerekiyor. Gerçekten
yeni ana kemerin gelişi ve draftın yapılması birçok dengeyi değiştirmiş gibi
gözüküyor.
Tahmine geçersek gerçekten de
tahmini çok bir maç. Böylesine ara bir PPV için oldukça büyük bir main eventte,
iki isim de belirli açılardan ön plana çıkıyorlar. İlki Lesnar, Omos’a kadar
çıktığı iki büyük feudda da başarısız oldu. Özellikle Lashley karşısında çok
fazla güçsüz göründü. Bu feudda da heel rolü oynadığı için biraz daha geri
planda olan isim oldu. Cody’se Wrestlemania’ya kadar müthiş ilerlerken
Wrestlemania’da kötü bir mağlubiyet aldı. Yani iki ismin de galibiyete ihtiyacı
olduğunu ve iki ismin de World Heavyweight kemeri için ön plana çıkan isimler
olduğunu görüyoruz. Ben Cody’nin yükseltilmesi için bu feuddan galip çıkmasını bekliyorum
ancak feud sadece bu maçta biter mi pek zannetmiyorum. Bu sebeple ben Brock
Lesnar’ın kazanacağını ve sonrasında Cody’nin bu feudun peşini bırakmayacağını
düşünüyorum. Night of Champions’a sarkabilecek bir şeyler görebiliriz sanki.
Tahmin: Brock Lesnar
--
Bir geçiş PPV’i olmasından kaynaklı
olarak rölantide geçen bu bir ay sonucunda Backlash’ten beklentileri çok yüksek
tutmamak gerekir diye düşünüyorum. Zira Road to Wrestlemania dönemi tüm şirket
için oldukça yoğun ve yorucu bir dönemdi. Ek olarak Mayıs ayının sonunda Suudi
Arabistan’da gerçekleşecek Night of Champions’ı da düşündüğümüzde her şeyin
düşük viteste gerçekleşmesinin oldukça olağan karşılanması gerektiğini
düşünüyorum. Bu Roman’ın kemerinin ana hikayelerde olmadığı haftalık şovlar
için ve bu PPV için de geçerli bir durum.
Ayrıca satış sonrasındaki ilk Raw’da
(aynı zamanda Raw After Wrestlemania) Vince McMahon’ın tekrardan işin içerisine
girdiğini ve bu sebeple birçok şeyi değiştirdiğini duymuştuk. Bu sürekli olağan
bir şey haline gelir mi ya da Vince zaten hep bir şeylere karışıyor mu
bilmiyorum ama işleri Triple H ve ekibine devrettikten sonra ilk defa bu kadar
alenen bir şeyler yaşandığını gördük. Bu açıdan bu konuda oldukça merak konusu
olmaya devam ediyor. Raw after Wrestlemania’dan sonraki Raw’da da hava şartları
sebebiyle birçok güreşçinin şov içerisinde yer alamadığını görmüştük. Bununla
birlikte bu yıl içerisinde kontratı sona erecek olan Bayley, Asuka, Drew
McIntyre gibi isimlerin de WWE’den ayrılacağı konuşulmakta. Neyse ki Damage
CTRL ve Bayley’in Smackdown’a, Drew McIntyre’ın da Raw’a draft edildiğini
gördük. Ancak bu drafta kadar bu tarz isimlerin çok fazla ortada
gözükmediklerini gördük. Durumu net olarak açıklanmayan Bray Wyatt’ın ortadan
kayboluşu da gizemini korumakta. Tüm bu eksilere rağmen bir de bir süredir
görmediğimiz AJ Styles- The O.C, Riddle ve Nakamura gibi isimlerin yeniden
aksiyon içerisinde yer aldıklarını da gördük.
Gerçekleşen Draft’ın etkisiyle yine
işler Night of Champions sürecinde hararetlenecektir diye düşünüyorum. Bu arada
draft demişken sanki artık Raw ve Smackdown’ın kendilerine özgü GM’lerinin de
olması gerekiyor gibi hissediyorum. İz bırakmış isimlere draftları
açıklattırmaktansa bu GM’lerin fiziksel varlıklarını görerek aralarındaki rekabeti
izlememiz daha güzel olurdu. Öte yandan 24 Nisan Raw’da efsanevi ana kemer
World Heavyweight’in yeniden duyurulmasıyla birlikte çok yakın zamanda yeni bir
ana kemer şampiyonuna daha kavuşacağız. Elbette ki bu hamleyi Roman’ın kemer
süresini uzatmaya yönelik bir hamle olarak yorumlayabiliriz. 1000.kemer koruma
gününde yani Night of Champions’ta bir sürpriz yaşamaması halinde tabi ki. Bir sonraki
PPV olan Night of Champions’ta sahibi belli olacak bu yeni ana kemeri ve
Roman’ın sahip olduğu kemerleri de detaylıca konuşuyor olacağız.
Night of Champions sonrasında Money
in the Bank ve SummerSlam gibi iki büyük PPV daha bizleri bekliyor. Bundan
kaynaklı olarak WM sonrası rahatlama dönemine denk gelen ve üstüne draft ve
yeni ana kemer gibi olgularla çerçevelenen Backlash’i de tüm bunları göz önünde
bulundurarak izlememiz gerekiyor. Yine de şovun Porto Riko’da olması ve Bad
Bunny unsuru da göz önünde bulundurulduğunda özellikle Brock Lesnar vs Cody
Rhodes maçı Match card içerisinde oldukça dikkat çekiyor.








Hiç yorum yok:
Yorum Gönder