ARA

6 Kasım 2022 Pazar

Crown Jewel 2022 Preview'i - Tahminleri - Şov Öncesi Analizleri

 



WWE CROWN JEWEL 2022 – 5 Kasım 2022
Riyad, Suudi Arabistan – Mrsool Park

İki büyük PPV’nin ardından Ekim ayını Extreme Rules ile geçtikten sonra artık büyük bir PPV olarak adlandırılan Suudi Arabistan PPV’lerinden Crown Jewel ile Kasım ayını açıyoruz. Kasım ayını açıyoruz dememin sebebi yılların klasikleşmiş PPV’si olan Survivor Series’i de yine Kasım ayında izleyebileceğiz ancak bugünlük odak noktamız Crown Jewel. Her zaman WWE’nin yıllardır klasikleşmiş PPV’leri olan Royal Rumble, Wrestlemania, Summerslam ve Survivor Series’e özenle hazırlandığını biliyoruz. Crown Jewel’a büyük dememin sebebiyse, WWE’ye tüm bu PPV’lerden bile daha çok para kazandırması. Neticesinde bu bir hayır işi değil; bu bir kar ve para işi. WWE de her şirket gibi kar amaçlı olarak faaliyetlerini sürdürmek istediği için en çok para kazandığı bölgeye doğal olarak ismen büyük maçlar sunarak bu bölgedeki etkinliğine devam etmeyi hedefliyor.

Biraz bu coğrafyanın hoşlanacağı türden bir Match card’ın hazırlandığını görmekteyiz. Örneğin Giant vs Giant olayı aşağı yukarı 30 yıldır gerçekleşen bir konu. Her ne kadar WWE bünyesinde bu olayı çok uzun zamandır görmesek de geeklik düzeyinde güreşi takip etmeyen ancak bu konsepti seven kişilerce çokça tutan bir şey. Uzun süredir görmememizin temel sebebi de zaten artık bu maçların ring içi olarak bizlere pek bir şey vaat etmemelerinin kabullenilmesiydi. Ama tabi açıp Youtube üzerinden Khali vs Big Show maçının izlenme sayısına bakın. Bu bile kağıt üzerinde bu tarz maçların ne kadar ilgi çekici olabileceğini gösteriyor. Geeklik seviyesinde olmayıp, güreş kültürüne sonradan adapte olmaya çalışan Arap seyirciler içinse Strowman vs Omos maçı bir görsel şölen sunuyor. Öte yandan Summerslam sonrasında uzun bir ara vermesini beklediğimiz Lesnar da Arabistan şovuna özel bir geri dönüşte bulunuyor. Bu sefer yarım kalmış bir mevzuyu tamamlamak adına Lashley ile maça çıkıyor.

Main event ise hakikaten çok enteresan. Yine Amerika’da olsa çok ciddi tepkiyle karşı karşıya kalınılabileceğini düşündüğüm bir maç. Youtuber Logan Paul, 2.5 senedir ana kemeri elinde tutan Roman Reigns’e karşı kemer maçına çıkıyor. Olaya her ne kadar biraz sığca yaklaşıyor gibi görünsem de en altta, maç değerlendirmesinde pek de öyle olmayacağını söyleyebilirim.

 

Six-Man Tag Team Match
The O.C (AJ Styles & Luke Gallows & Karl Anderson) vs The Judgment Day (Finn Balor & Damian Priest & Dominik Mysterio) w/Rhea Ripley

Wresltemania döneminden bu yana Edge ekseninde hikayelere devam eden Judgment Day, Extreme Rules sonrasında Edge dışı bir feud ile karşımıza çıkıyor. Hatırlarsanız geçtiğimiz PPV olan Extreme Rules’te, grubun eski lideri ve kurucusu Edge ile yeni lider Finn Balor, “I Quit” maçında karşı karşıya gelmişlerdi. Aslında feudun son maçı olması beklenebilecek türden bir maçtı. Zira I Quit’in anlamı bildiğiniz üzere, birebir olarak “Pes Ediyorum” anlamına geliyor. Bu sebepten dolayı da iki taraftan biri pes edecek ve bu sayede feud bitmiş olacaktı. Ancak maç içerisi pek de öyle geçmedi diyebiliriz. Maç doğal olarak No DQ şeklinde olduğu için Judgment Day’in tüm üyeleri maça dahil oldular. Rey elbette ki Dominik’in heel turn yapması sebebiyle bu feudun bir parçası olarak Edge’e yardıma geldi ancak sayı dezavantajı sebebiyle yeterli olmadı. Velhasıl en son Edge tüm olanaksızlığa rağmen maçı kazanabilecek noktaya gelirken, Ripley bir kez daha kadınlığını kullanarak Edge’in kendisine vuramayacağını bilerek kendisini ortaya attı. Bunun üzerine Edge’in eşi Beth Phoenix yardıma geldi ancak işler bir kez daha Judgment Day’in lehine dönüştü. Tüm bu kaostan yine sayı avantajıyla üstün gelen Judgment Day, Beth Phoenix üzerinden oynayarak Edge’i çok zor duruma düşürdü. Balor; Edge’i pes ettirmek için her şeyi denerken en sonunda pes etmemesi halinde yüz üstü yatan Phoenix’in kafasına sandalye yerleştirip başka bir sandalyeyle ona vurmayı tehdit ettiler. Çaresiz kalan Edge eşini kurtarmak adına pes ettiğini mikrofona söylemiş ancak Ripley durmayarak Beth’in kafasına sandalyeyle vurmuştu. Bu film gibi senaryo, kağıt üzerinde sona ermiş gibi gözükürken Edge bir kez daha intikam için gelir mi diye de düşünmüyor değilim.

Extreme Rules öncesinde bu Edge ekseninde feud devam ederken, Balor birlikte mazileri olan Styles’ı da Judgment Day’e katılması için ikna çalışmalarına başlamıştı. Hatta bir an Styles, Rey ile takım olup Judgment Day’in karşısına çıkarken Rey ile maç sonrasında bir tartışma yaşamıştı. WM döneminden bu yana Judgment Day senaryosu içerisinde o kadar çok turn gördük ki bir an acaba Styles da heel turn yapar mı diye aklımızdan geçti. Hatta belki Extreme Rules içerisindeki maça dahil olup iyilerin mi yoksa kötülerin mi tarafında yer alacağına karar verebilir diye de düşünceler vardı. Styles o maç için tarafsız olmayı seçerken, 10 Ekim tarihli Raw’da Balor bir kez daha Styles’ı ikna etme çabaları içerisine girmişti. Styles başta bunu kabul etmiş gibi gözükmüş ve hatta “elbette ki kardeşlerimin yanında yer alacağım” diyip Balor’a sarılmıştı. Bu esnada tekrar mikrofonu ağzına götürüp, “ama bahsettiklerim sizler değilsiniz” diyerek entrance noktasına pası atmış ve birden Gallows ve Anderson’ın return’üne şahit olmuştuk.

Gallows, Anderson, Styles ve Balor’ın geçmişini bilmeyenler vardır diye düşünüyorum. Bu dörtlünün Japonya’ya kadar uzanan bir geçmişi bulunmakta. Bu sebeple biraz Bullet Club’tan söz etmek gerekebilir. Bullet Club; Japonya’da bulunan bir güreş federasyonu olan New Japan Pro Wrestling (NJPW) içerisinde bir stable. 2013 yılından bu yana da NJPW içerisinde çeşitli isimlerin liderlikleri altında faaliyetlerine devam etmekte. Tabi bu bizlerin alıştığı Amerikan güreş endüstrisi bünyesi için çok alışık olmadığımız bir durum ancak nWo’nun bile çıkış fikrinin Japonya’dan alındığını atlamamak gerek.

2013 yılının Mayıs ayında Prince Devitt yani Finn Balor, o dönemki takım arkadaşı Taguchi’ye ihanet ederek Karl Anderson ve birkaç Japon olmayan güreşçiyi de yanına alarak bir stable kurdu. Yılın sonlarına doğru gruba Young Bucks ve Doc Gallows (Luke Gallows) da eklendi. Böylelikle Anderson ve Gallows, Balor’ın önderliğinde 2013-2014 yıllarında Bullet Club içerisinde Japonya’da güreştiler. 2014’te stable’ın liderliğin AJ Styles aldı ve 2016’daki WWE debut’una kadar buradaki liderliğini devam ettirdi. Styles 2 senenin ardından ayrılıp liderliği Kenny Omega’ya bırakırken, 2016 Royal Rumble’da WWE debutunu gerçekleştirdi. Hemen birkaç ay sonra Nisan ayında Gallows ve Anderson da bir takım olarak WWE debutlarını gerçekleştirdiler (Takım debut’u diyorum çünkü Gallows zaten WWE içerisinde yıllar öncesinde de bulunuyordu.). Çok süre geçmeden bu üçlü Bullet Club’a referans ederek Club ismi altında birleştiler ve bir süre birlikte senaryolarda yer aldılar. Balor’ın ise o dönem sakat olduğunu hatırlatmakta yarar var.

2018 yılında Styles; Gallows ve Anderson ile yolları ayırsa da 2019 yılında bir Reunion gerçekleşti. Bu sefer Club ismi bir kenara bırakıldı ve O.C ismini kullanmayı tercih ettiler. Gallows ve Anderson ikilisi bu dönemde takım kemerlerini kazandılar ve Styles da U.S kemerini kaptı. Ancak pandeminin 2020 yılına olan etkisiyle beraber Gallows ve Anderson’ın şirket ile ilişiği kesildi. 2 sene sonrasındaysa Triple H döneminde bu feud neticesinde geri dönüşlerini gerçekleştirdiler.

Oldukça uzun mazileri olan bu dört ismin hep birlikte feudlarda yer almaları oldukça güçlü referans noktalarını oluşturuyor. Ben Judgment Day’in Extreme Rules sonrasında bir kez daha gelip gelebileceğini düşünmüyorum. Gallows ve Anderson da return yapmışken maçı face takım kazanacaktır.

Tahmin: The O.C (AJ Styles & Luke Gallows & Karl Anderson)

 

Singles Match
Brock Lesnar vs Bobby Lashley

Summerslam’de gerçekleşen Last Man Standing maçında Roman’dan kemeri alamayan Brock Lesnar’ın WWE’ye ve güreşe uzun bir süre ara vereceğini düşünüyorduk. Zira Roman ile yaptığı “tarihin en büyük maçları” adıyla reklamlanan maçlardan üst üste yenilgilerle ayrılınca, en azından bir süre ekranlardan uzak kalmasının uygun olacağını düşünüyorduk. Ancak Lesnar, 2, 2.5 aylık bir ortalama aranın ardından bu sefer yarım kalan bir feudu devam ettirebilmek adına Lashley’in karşısına çıkmak için geri döndü. Yazının başında da belirttiğim gibi artık Suudi Arabistan PPV’leri de büyük isimlerin ve büyük maçların olması gerektiği bir olgu. Bu sebeple Lesnar’ın dönüşünü de bu anlamda değerlendirmenin uygun olduğunu düşünüyorum.

Her iki isim de 2000’li yıllarda WWE bünyesindeki ilk dönemlerinde önemli etkilerde bulunmuşlardı. Tabi Lesnar’ın WWE’de yaptıkları elbette ki Lashley ile kıyaslanamayacak derecede büyük ancak her iki ismin WWE sonrasında MMA yetenekleriyle de ne kadar da ciddi ve dominant isimler olduklarını görebiliyoruz. Ayrıca Lashley’in yine ilk WWE dönemi sonrasında özellikle TNA’de yaptıkları da yine Lesnar seviyesine yakın şeylerdi.

Lesnar 2012 yılında yaptığı return’ün ardından tarihte çok az kıyaslanabilecek kişiler listesine girdi. Lashley ise 2018 yılında return gerçekleştirdikten sonra Lesnar’a yakın olan dominantlık seviyesini sürdürdü. Elbette ki Lesnar çıtayı arşa yükselttikçe Lashley ise biraz daha gölgesinde mücadele etti. Ama her ne olursa olsun bu ikilinin feudları ve olası maçları bir nevi Titan vs Titan klasmanında değerlendirilebilecek türdendi.

Bu feudun çıkış noktasına bakarsak Şubat 2021 tarihine kadar dönmemiz gerekiyor. Elimination Chamber 2021’de Drew McIntyre WWE kemerini Elimination Chamber maçında koruduktan sonra Lashley kendisine saldırmıştı. Bunu fırsat bilen o zamanın Mr.Money in the Bank’i Miz; cash in yaparak Drew’dan WWE kemerini almayı başarmıştı. 1 Mart 2021 tarihli Raw’da Lashley, Miz’i yenerek de kemeri kendisinden almış ve 196 gün sürecek olan title reign’ini başlatmıştı. Bu 196 gün içerisinde kemerini Miz, Drew McIntyre, Braun Strowman, Kofi, Goldberg ve Randy Orton gibi isimlere karşı korumayı başarmıştı. Ancak 13 Eylül tarihli Raw’da kemerini Randy Orton’a karşı korumayı başardıktan sonra Big E kendisine cash in yapmış ve WWE kemerinin yeni sahibi olmuştu. Ardından kemerini geri almaya çalışmış ancak başaramamıştı.

1 Ocak 2022’de planlanan Day 1 PPV’inde ise WWE kemeri şampiyonu Big E’nin kemerini Seth Rollins, Kevin Owens ve Lashley’e karşı koruması planlanmıştı. Aynı gece Universal kemeri için yapılması planlanan Roman Reigns vs Brock Lesnar maçıysa Roman’ın Covid-19 protokollerine girmesi sebebiyle iptal edilmiş ve bu sebeple Lesnar, WWE kemeri için yapılması planlanan fatal 4-way maçına eklenmişti. Maça sonradan eklenen Lesnar, şampiyon Big E’yi pinleyerek WWE kemerinin yeni sahibi olmuştu.

Ocak ayının sonunda Royal Rumble’da ise bu iki isim nihayet WWE tarihinde ilk kez karşı karşıya gelmişlerdi. Ortada WWE kemerinin de olduğu bu maçı Roman Reigns ve Paul Heyman’ın da etkisiyle Lashley kazanmış ve kemeri Lesnar’dan almayı başarmıştı. Ancak aynı gece Royal Rumble maçına dahil olan Lesnar, Royal Rumble maçını kazanarak Wrestlemania’da ana kemer maçına çıkma hakkı elde etmişti. Bu şovdan bir ay sonra 19 Şubat 2022 Elimination Chamber’da ise Lesnar, Lashley’in kemerini koruyacağı Elimination Chamber maçına dahil olmuş ve kemeri yeniden kazanmıştı. Maç içerisinde Seth Rollins’in Theory’e çektiği Buckle Bomb, Lashley’in içinde durduğu fanusa doğru yapılınca fanus kırılmış ve Lashley’in üzerine gelmişti. Bunun üzerine de Lashley herhangi bir şekilde aksiyona girmeden kemerini kaybetmişti. Tabi burada WM için planlanan Roman vs Lesnar maçının önemini iyice arttırmak için kemerin bir şekilde Lashley’e de zararı olmadan Lesnar’a geçirilmesi planlanmıştı. Bu olaydan yaklaşık 1 ay kadar sonra Lashley return yapmış ancak hiçbir şekilde aksiyona girmeden kaybettiği ana kemeri için aksiyona girmemişti. Roman vs Lesnar feudunda ve Road to WM senaryosunda kafamda oturtamadığım tek detay da buydu doğrusu. Zira Lashley WM dönemini sakat geçirmemiş, return yaparak Omos ile maça çıkmıştı ve hatta onu yenmeyi başarmıştı. Lesnar ise beklendiği gibi Roman’a kaybederek kemerlerin Roman’da birleşmesine sebep olmuştu. Belki ileride Lashley bu olayları da hatırlayarak Roman’ın elinde tuttuğu iki ana kemer için de hak iddia edebilir diye düşünüyorum. Zaten Roman’ın maç yapmadığı tek tük main eventer’lardan bir tanesi de Lashley. Tüm bu olanları hatırlatarak Royal Rumble döneminde Roman’dan bir maç isteyebilir diye düşünüyorum.

WM sonrasında Lesnar Summerslam dönemine kadar WWE’de gözükmezken Lashley ise yaz aylarını Theory’den aldığı United States kemeriyle geçirdi. Summerslam’de Lashley kemerini Theory’e karşı rövanş maçında korurken Lesnar ise bir kez daha Roman’ın karşısına çıktı ancak mükemmel geçen maçın sonucunda yine Uso’ların etkisiyle Roman kendisini yenmeyi başardı. Lesnar bir kez daha ekranlara ara verirken Lashley ise bir süreliğine Ciampa ve Miz gibi isimelerle feud’a girerek kemerini korudu. Clash at the Castle sonrası Raw’da Seth Rollins ile ortada kemerin olduğu bir maça çıktı ve Riddle’ın Seth Rollins’e olan müdahalesiyle tittle reign’ini sürdürdü.

10 Ekim tarihli Raw’da Seth Rollins’in bir kez daha Lashley ile kemer maçına çıkacağı açıklandı. Maç öncesinde Lashley, WWE içerisinde yendiği isimleri sayarken Lesnar’dan da bahsetti. Bunun üzerine Lesnar oldukça sürpriz bir return yaparak ringe geldi ve Lashley’i sakatlayarak kemerin Rollins’e geçmesine vesile oldu. Böylece bu iki büyük ismin de maçı Crown Jewel için duyurulmuş oldu. Daha öncesinde de belirttiğim üzere bu isim bizlere aktarılan güçleri bakımından birbirlerine yakın isimler. Daha öncesinde WWE’de sadece bir kez maça çıktılar ve onda da Lashley temiz olmadan Lesnar’ı yenmeyi başardı. Zaten bu feud süreci boyunca da oldukça güç gösterisi şeklinde geçen kaotik süreçler de bizlere yaşattılar.

Ben keşke bu feudun çok daha dengeli bir şekilde işlenseydi diye düşünmüyor değilim. Baktığınız zaman Lesnar, WM ve Summerslam olmak üzere Roman Reigns’e üst üste iki kez kaybetti. Hatta Crown Jewel 2021’i de sayarsak üst üste üç kere Roman’a maç kaybetti. Bu süre zarfında kemerini kaybetti ve iki kemerin Roman’a geçmesini sağlayarak onun büyüklüğüne büyüklük kattı. Yani Lesnar’ın kesinlikle bir galibiyete ihtiyacı var diye düşünüyorum. Burada da Lesnar’ı kaybettirirseniz bir kez daha kaybetmiş olacak. Bu başka birisi için sorun olmayabilir ancak Lesnar klasmanında birisinin bu kadar üst üste maç kaybettirilmemesi gereklidir. Çünkü buradaki dengeyi çok iyi tutturmak gerekiyor. Normalde Lashley elbette ki Lesnar’ı yenebilecek bir isim. Zaten Lesnar’ı yenme ihtimali olan birisini Lesnar’ın yenmesi, onun karizmayı da kurtarabilmesi için oldukça ideal gözüküyor. Ben bu sebeple Lesnar’ın maçı kazanacağını düşünüyorum. Bu feud uzar mı bilemiyorum ama biraz da yukarıda bahsettiğim gibi Lashley’in ben Roman’ın karşısına yeni yıldaki ilk rakibi olarak çıkacağını düşünüyorum. Yeni yıla kadar da girdiği feudlardan galibiyetle ayrılacaktır. Lesnar’ın ise bundan sonraki yolunu merak etmekteyim.

Tahmin: Brock Lesnar

 

Steel Cage Match
Drew McIntyre vs Karrion Kross w/Scarlett

Yaz aylarından bu yana devam eden bu iki ismin feudunun ilk maçı geçtiğimiz ay Extreme Rules’da yapılmıştı. Strap Match olarak planlanan mücadeleyi Scarlett’ın da yardımıyla Karrion Kross kazanmayı başarmıştı. Maç başlamadan önce iki isim de birbirlerine girmişler ve maç içi aksiyon oldukça geç başlamıştı. Maçı da genel olarak Drew üstün götürmüş ancak Scarlett’ın maça dahil olup Drew’un yüzüne biber gazı sıkmasıyla avantajı elde eden Kross, maçı kazanmayı başarmıştı. Ortalama bir maçtı ve özellikle NXT takip etmeyip Kross’a çok hype’lanamayan seyircilerin de maçın içerisine çok giremediğini düşünmekteyim.

Kross’un WWE’ye gelişinden itibaren izlenen senaryo zaten bizlere Extreme Rules’ta maçın Kross tarafından kazanılacağını gösteriyordu. Öte yandan Drew ise bu maçın ardından Kross’un peşini bırakmadı ve kendisiyle olan feudunu devam ettirircesine ona arka alanda saldırdı. Zaten böylesine bir maç sonunun ardından feudun devam etmesi kadar da normal bir şey bulunmuyor. Üstüne üstlük bu sefer de maç Steel Cage olarak duyurulmuş durumda. Bu belki bir nebze Scarlett’ın etkisini azaltabilir. Bununla beraber Drew’un Clash at the Castle’daki mağlubiyetinin ardından Extreme Rules’ta da mağlup geldiğini görüyoruz. Bence bu feudun son bir maça taşınabilmesi için bu maçı Drew McIntyre’ın kazanması gerekiyor. Face bir ismin Suudi Arabistan’da galip gelmesini de oldukça makul görüyorum. O sebeple tahminimi Drew’dan yana yapacağım.

Tahmin: Drew McIntyre

 

Singles Match
Braun Strowman vs Omos w/MVP

Dev güreşçilerin kapışmalarını seven arkadaşlarımız için altın bir fırsatla karşı karşıyayız. Great Khali, Big Show, Kane, Big Daddy V ve daha aklıma gelmeyen nice uzun boylu, dev ve dominant isimleri WWE bünyesinde yıllarca izledik. Bu isimlerin aralarındaki maçlar görsel açıdan her zaman da ilgi çekici gelmiştir. Kağıt üzerinde en azından sonucu merakla beklenen ve de gerçek bir güç gösterisine dönmesi beklenen maçlardır. Ring içi olarak ne kadar kısıtlı olsa da veya ne kadar sıkıcı anlar izletebilseler de yine de bunlar da güreşin içerisinde var. Profesyonel güreş öyle bir şey ki ring içerisinde bizlere fazlasıyla esneklik ve çeşitlilik sağlayabiliyor.

Bu tarz maçların 2022 versiyonunda WWE’ye geri dönen Braun Strowman ile Strowman’dan bile uzun ve iri olan Omos karşı karşıya geliyorlar. Haziran 2021’de WWE’den ayrılan Strowman, bu yılın Eylül ayında geri dönüş gerçekleştirdi. Her ne kadar geri dönüş yaptığı süre boyunca çok ciddi bir feudun içerisinde yer almayıp daha çok tag team bazında Alpha Academy ile uğraşan Strowman, halen bir main eventer bir isim. WWE’nin 2010’lu yılların ortalarından itibaren Shield üçlüsü, Bray Wyatt, K.O ve Strowman gibi isimleri eski dönemin main eventer’ları ile harmanlayarak ilerleme stratejisi sergilediğini görmüştük. Bu kapsamda Strowman, WWE içerisinde gerçekten önemli işler başardı. Bu sebeple geri dönüş gerçekleştirmesi, kısıtlı olan main eventer klasmanında artı bir unsur oldu.

Omos ise Strowman’ın yokluğunda WWE içerisindeki dev isim boşluğunu doldurmaya çalıştı. Fakat Omos’un birçok dev güreşçide olan kronik problemlere sahip olduğunu görüyoruz. Bir kere ring içi fazlasıyla kısıtlı. İkincisi oldukça yavaş. Üçüncüsüyse mikrofon yeteneği çok kötü. Bu sebeple yanında MVP gibi bir menejere ihtiyaç duyuyor. Gerçi MVP’nin Lashley’in tarafından Omos’un tarafına geçmesi çok da bir şeye etki etmemiş gibi gözüküyor. Zira Omos, Wrestlemania dönemi ve sonrasında Baclash’te Lashley ile olan feudunu ve maçlarını kaybetti. Bu kayıplardan sonra da bir süredir ciddi bir feud içerisinde görev almıyor. Ancak tabi ki Suudi Arabistan şovu olduğu için ve de hazır Strowman da geri dönüş yapmışken bu iki dev ismi aynı ringin içerisine sokmak da mantıklı bir hareketti. Zaten feudun çıkış noktası da “Monster of all Monster”ın kim olduğunu belirlemek. Bu noktada Strowman’ın Omos’a ve hatta tarihteki diğer birçok dev isme göre avantajlı ve kendine has bazı özellikleri var. Strowman, boyuna göre gerçekten hızlı bir ve çabuk bir isim. Bu da onun ring içi yapabileceklerini çeşitlendirebiliyor. Öte yandan mikrofon yeteneği süper olmasa da karizması sayesinde hem heel hem face rolleri iyi oynayabiliyor. Bu sebeple de zaten geçici bir main eventer olarak görülmemesi gereken bir isim. Tabi Roman’ın title reign’in ilk döneminde Strowman ile olaylara girmesi belki kısa vadede ana kemer mücadelesine veya main event maçlarına girmesine bir engel olabilir ancak orta vadede mutlaka Strowman bu tarz mücadelelerin içerisinde yer alacaktır. Tüm bu sebeplerden ötürü ben maçı Strowman’ın kazanacağını düşünüyorum. Bir ring çökmesi olayı da görebiliriz gibi geliyor.

Tahmin: Braun Strowman

 


Tag Team Match for the Undisputed WWE Tag Team Championship
The Usos (Jey Uso & Jimmy Uso)(c) w/Solo Sikoa & Sami Zayn vs The Brawling Brutes (Ridge Holland & Butch)

En son kemerlerini bir PPV’de Ağustos ayında Summerslam’de koruyan Uso’lar Clash at the Castle’ı ve Extreme Rules’u boş geçmişlerdi. Bu süre zarfı içerisinde Sami Zayn’in ve en küçük kardeşleri Solo Sikoa’nın da Bloodline’a katılmasıyla iyice güçlenmişlerdi. Gerçi Sami ile Jey’in arasının en başından beri Roman’a rağmen iyi olmadığı ortada. Zaten olayın bir yerde patlayacağı belli oluyor. Özellikle Sami’nin onursal üye olması Jey’in sinirini en çok bozan şeylerden biri. Ancak bu patlamadan önce Sami’nin Bloodline hikayesine getirdiği muziplik ve komiklik unsuru çok ciddi derecede izlenebilirliği ve işin eğlence boyutunu arttırıyor. Bu seyirci reaksiyonlarına da yansıyan bir durum. Özellikle 28 Ekim Smackdown’da aslında oldukça ciddi geçmesi gereken bir segment, inanılmaz boyutlara ulaştı. The Brawling Brutes; Sikoa ve Sami ikilisini Bloodline içerisinde yaşanan iç karmaşadan yararlanarak yenmeyi başarmıştı. Bunun üzerine Jey, Sami’ye iyice sinirlenmişti. Sami de Tribal Chief’in de barış istediğinden bahsedince, Jey; Tribal Cheif’in dedikleri umurumda bile değil demişti. Ortalık tam gerilecekken Sami araya girmiş ve Jey’in bu aralar kendisini “Ucey” hissetmediğini söylemişti. Bunun üzerine Jey gülme krizine girerek oynaması gerektiği karakteri fazlasıyla bozmak durumunda kaldı. Bir yandan ciddi durmaya çalışırken bir yandan da gülmesini tutamadı. Tabi Roman ve Sami olayı toparlamaya çalışıp segment’i daha da komik hale getirmeyi başardılar. Zaten seyirciler de Sami’nin etkisiyle tüm bu olanlara çok güzel tepkiler verdi. Bunun sonucunda da Sami bir onursal üyeden çok bir Uso olmaya çok yaklaştı. Jey zaten ondan önceki hafta Logan’ın Smackdown’a gelmesi üzerine yine Roman’ın sözünü yıkarak Logan’a saldırmıştı. Roman’ın ilk title reign döneminde Jey ile olan feudunu zaten hatırlamaktayız. Jey’in bir kez daha Roman’ın liderliğine karşı gelip gelmeyeceğini ve bu Bloodline olaylarının nereye bağlanacağını oldukça merak etmekteyim.

Brawling Brutes ise bir süredir Sheamus’un Gunther ve Imperium ile girdiği feud’un bir parçası olarak karşımıza çıkmaktaydı. Gunther’in Sheamus’u yenerek Intercontinental kemerini koruduğu Clash at the Castle’ın ardından geçtiğimiz ay Extreme Rules’ta bu iki takım mükemmel bir Good Old Fashioned Donnybrook maçı izletmişlerdi bizlere. Bu maçı kazanan Brawling Brutes aslında feudun devamı açısından önemli bir galibiyet almıştı. Doğrusu ben hem takım bazında hem de Sheamus ve Gunther arasında oldukça sert geçen bu feudun bir sonraki PPV’ye de sarkmasını bekliyordum. Zaten 23 Eylül Smackdown’da Holland ve Butch ikilisi Uso’lara karşı kemer maçına çıkmış ancak Imperium’un ring kenarında yer alan Sheamus’a saldırmasının da etkisiyle Uso’lar kemerlerini korumayı başarmışlardı. Zaten sonrasında Rey’in IC kemeri için #1 contender olmasıyla Imperium vs Brawling Brutes feudu rafa kalkmış ve senaryo Bloodline’a doğru kaymıştı.

21 Ekim Smackdown’da Sikoa’nın Sami’nin yardımıyla Sheamus’u yendiği maçın ardından Sami, Sikoa, Jimmy ve Jey; Sheamus’a 4’e 1 saldırarak onu sakatlamışlardı. Ertesi hafta da biraz üstte bahsettiğim olaylar yaşanmış ve Butch galibiyeti kaptıktan sonra da her iki takımın rövanş maçı Crown Jewel için duyurulmuştu. Tahmini çok zor bir maç gibi gözükmeyen bu maç için Uso’ların kemerlerini koruyacaklarını düşünmenin zor olmaması gerek diye düşünüyorum. Bu maçtan ziyade Sami ve Jey çerçevesinde gelişen olayların bir iç kargaşaya dönüşmesi muhtemel. Gerçi Sami Suudi Arabistan’da güreşmeyi reddetmesinden dolayı hiçbir Suudi Arabistan şovunda yer almadı. Bu şovda da bulunmayacağını düşünürsek en azından işin o tarafında pek de bir gelişme görmeyebiliriz.

Tahmin: The Usos (Jey Uso & Jimmy Uso)

 

Bray Wyatt brings mystical energy to WWE Crown Jewel

Uzun süren QR code’ların, White Rabbit şarkısının yankılarının ve de gizemli mesajların sonunda Bray Wyatt şanına yaraşır bir şekilde Extreme Rules’ta return’ünü gerçekleştirdi. Bu geri dönüşle alakalı olarak fikirlerimi Crown Jewel PPV’inde belirtmek uygunmuş. Anladığımız kadarıyla geri dönüşünden bu yana yine mesajlar ve yine QR Code’lar içerisinde kaldığımız bu ortamda Bray Wyatt, yine “mistik bir enerji” getiriyor olacak.

Husky Harris zamanlarından Bray Wyatt’a evirilme süreciyle bir güreşçinin nasıl doğru bir planlamayla kariyerini toparlayabileceğine şahit olmuştuk hepimiz. Gerçek şu ki Bray Wyatt, rol yapma yeteneği üst düzey olan ve mikrofon konusunda oldukça yetenekli olan bir isim. Tüm bunların yanında ring içi olarak da fiziğinin yettiği unsurda oldukça iyi işler yapıyor. Böyle bir yeteneğin 2021 yılında release edilmesi hakikaten facia bir karardı. Neyse ki Triple H son derece doğru bir hamle yaparak önemli bir main eventer’ı WWE’ye geri döndürdü. Main eventer diyorum çünkü 2015 yılından itibaren Bray Wyatt karakteri birçok farklı döngüde ilmik ilmik işlenerek bir main eventer statüsüne yerleştirildi. Undertaker sonrasında mistik karakter tekelini elinde bulundurabilecek yegane isim boyutunda şu anda. Zaten artık mistik olayların çok fazla olmadığı bir ortam içerisinde bulunsak da sonuçta bu tarz olaylar da bu işin bir parçası. Tüm bunlarla özdeşleşen ve Post-Undertaker sürecini götürebilecek tek ismin de kaybedilmesi gerçekten çok kötü bir işti. Ancak bu kötü işten dönüş de gerçekten Wyatt’ın ve Fiend’in tüm karakterini yansıtan mükemmel bir dönüştü. QR Code’ların kullanımı ve içerdiği mesajlarla onları çözümlemek isteyen kişiler için olağanüstü bir keyif yaşattılar. Öylesine güzel işlendi ki; Bir PPV’in son anları yani bir PPV’yi kapatan isim tüm bu gizemli mesajların arkasındaki isim olan Bray Wyatt’tı.

Geri dönüş yaptığından bu yana herhangi bir aksiyon içerisinde görmedik kendisini. Zaten tek bir ana kemerin olduğu ve bu ana kemer içerisinde bambaşka bir senaryonun olduğu bir ortamda direkt bir aksiyona sokmak kendisini oldukça haksızlık olurdu. Zaten Roman’dan bir önceki Universal şampiyonu olan bir isim olarak Roman ile bir feudu bulunmaktaydı. Bunun dışında bu kadar iyi işlenen gizemli olay örüntüsünün ardından bunun yine aynı güzellikte devam etmesi de beni çok sevindirmekte. Şunu gördük ki Fiend karakteri artık anladığımız kadarıyla yok. Ya da şimdilik yok belki bir Return gerçekleştirecek. Bununla beraber tüm bu WWE serüveninde birilerinin hizmetkarı olan bir Bray Wyatt izlenimini almaktayız. Şu ana kadar aslında gerek Wyatt Family gerekse de Fiend dönemlerinden bağımsız olarak normal bir insan olan Bray Wyatt’ı izlemekteyiz. Ancak arkasında kendisini yönlendiren veya kendisini manipüle edip kötü yollara sürükleyen bir isim var gibi. Bu Bray Wyatt’ın kendisi olabilir. Yani Wyatt akıl hastası bir karakter olabilir ki QR Code’ların birinde böyle de bir mesaj bulunmaktaydı. Ya da bu isim Uncle Howdy adında ilk defa gördüğümüz ve duyduğumuz bir karakter de olabilir. 28 Ekim Smackdown’da maskeli bir şekilde Wyatt’ın promosunu keserken kendisini görmüştük. Ve burada Wyatt’ın meşhur “Dünyayı ben öldürmedim” sözüne karşılık “Dünyayı sen öldürdün” dediğini duymaktaydık. Bu kişinin Wyatt’ın kendisi olabileceği gibi gerçek hayatta kardeşi olan Bo Dallas olabileceği de konuşuluyor. Zira Uncle Howdy’nin kulağındaki küpeyle Bo Dallas’ın taktığı küpeler birebir aynı.

 Hakikaten muazzam şekilde işleniyor her şey. Her şovda farklı detaylar ve farklı ipuçları yakalamamıza imkan veriyorlar. Bunun sonucunda Wyatt’ın aksiyona gireceği anı da sabırsızlıkla beklemeye devam ediyoruz. Burada da yine bir ipuçları göreceğiz gibi gözüküyor. Zira esas olayın patlama anı büyük ihtimalle Survivor Series içerisinde olacak. Zaten buna dair yine QR Code’larda bir mesaj bulunmaktaydı. Survivor Series’teyse nasıl bir şeyler olabileceği konusunda oldukça heyecanlıyım. Wyatt; bu Uncle Howdy’le nasıl bir ilişki içerisinde? Onunla feuda mı girecek yoksa takım mı olacak? Takım olursa başkaları da katılım sağlayacak mı? Belki Erick Rowan’ın da geri dönüşünü görür müyüz? (Bu arada Luke Harper da huzur içinde uyusun.) Alexa Bliss’in herhangi bir rolü olacak mı? Ya da rolü son dönemde bir villain’ı oynayan Liv Morgan mı üstlenecek?

Akla gelebilecek çok fazla soru var. Bakalım Crown Jewel bizlere bu sorularla alakalı olarak ne gibi şeyler sunacak.


Tag Team Match for the WWE Women’s Tag Team Championship
Alexa Bliss & Asuka (c) vs Damage CTRL (Dakota Kai & Iyo Sky)

Bayley’in Summerslam’deki return’uyle birlikte ana kadro içerisinde görmeye başladığımız Dakota Kai ve Iyo Sky ikilisi, Bayley önderliğinde Damage CTRL adı atlında güreşmeye devam ediyorlar. Dakota ve Sky ikilisi bu feud içerisinde Bianca’nın yanında duran face ikili Alexa ve Asuka ile daha çok feuda girmişlerdi. Clash at the Castle’da Bayley’in de takımda olduğu üçlü maçta Asuka & Bliss & Bianca üçlüsünü yenmişlerdi. Ardından Dakota ve Sky boşta olan takım kemerlerini gerçekleştirilen turnuvada kazanmayı başarmışlardı. Velhasıl Crown Jewel öncesi son Raw’da ani gelişen maç sonucu Asuka ve Bliss gibi takım kemerlerini onlardan almayı başarmışlardı.

Bir sonraki maçın da bu maçla ilintili bir feud olduğunu düşünürsek orada çok daha detaylı bir şekilde Damage CTRL ekseninde feudun gidişatına değindim. Burada da aslında çok kısa bir değinirsem, Bayley’in kemeri bir türlü Bianca’dan alamadığını söylemek gerekiyor. Aslında geçtiğimiz PPV olan Extreme Rules öncesinde Damage CTRL hem bir PPV galibiyetine hem de boşta olan takım kemerlerine sahipti. Ben de bunun etkisiyle Bayley’in de kadınlar kemerini Bianca’dan alıp Damage CTRL’un Bloodline benzeri bir olay içerisine bürünmesini bekliyordum. Zira tüm göstergeler buna işaret ediyordu. Fakat önce Bayley; Extreme Rules’ta Dakota ve Sky’ın yardımlarına rağmen Bianca’yı yenmeyi başaramadı. Sonrasında da en son Raw’da takım kemerleri Alexa ve Asuka ikilisine geçti. O sebeple artık Bloodline benzeri bir dominasyon olmayacağını da bir nevi kabullenmiş oldum. Burada da bence Dakota ve Sky ikilisi Bayley uğruna feda edilecekler. Aynı gecede Bayley’in kadınlar şampiyonu olmasını ancak takım kemerlerini çok yeni kazanan Alexa ve Asuka ikilisinin ise bu maçı kazanarak kemerlerini koruyacaklarını düşünüyorum.

Tahmin: Alexa Bliss & Asuka

 

 

Last Woman Standing Match for the WWE Raw Women’s Championship
Bianca Belair (c) vs Bayley

Ağustos ayındaki Summerslam’den bu yana devam eden Bianca vs Bayley feudu, Suudi Arabistan’a da taşınıyor. Hatırlarsanız Summerslam’de gerçekleşen Bianca vs Becky maçının ardından 9 aylık bir aradan sonra Bayley geri dönüş yapmış ve Dakota Kai ve Iyo Sky’ı da alarak Bianca’nın karşısına çıkmıştı. O günden bu yana Damage CTRL ismini alan stable ile Bianca feud içerisinde devam etmekteler. Bu süre zarfı içerisinde Eylül ayında Clash at the Castle’da Damage CTRL; Bianca, Alexa ve Asuka’dan oluşan takımı yenmeyi başarmıştı. Hatta maçı bitiren Bayley’in Bianca üzerindeki tuşu olmuştu. Daha sonrasında Damage CTRL boşta olan kadınlar takım kemerlerini kazanmayı başarmışlar ve Bayley’de kadınlar kemeri için #1 contender olmuştu. Ekim ayında Extreme Rules’ta gerçekleşen ladder maçındaysa Belair mükemmel bir performans sergileyerek kemerini korumayı başarmıştı. Adeta tek başına tüm Damage CTRL’ı defetmeyi başarmıştı.

24 Ekim tarihli Raw’da Bayley, ortada kemerin olmadığı maçta Bianca’yı yenmeyi başararak kemer için bir şans daha elde etti. Nikki A.S.H’in veya geri döndüğü adı olan Nikki Cross’un maça karışmasının da bir etkisi vardı elbette. Maç içerisinde Bianca’ya saldıran Cross, maçı Bayley’e kazandırdıktan sonra da Bayley’e saldırmıştı. Dolayısıyla maçın Last Woman Standing olduğunu düşünürsek de Dakota Kai’nin ve Iyo Sky’ın yanında Cross’un da maça bir etkisi olabilir. Belki de bu sefer Bianca’nın yardımına koşarak Bayley’in kaybetmesine sebebiyet verecek şeyler yapabilir zira Damage CTRL her ne kadar Extreme Rules’ta Bianca’ya karşı sayı avantajını kullanamasa da yine burada çok ciddi bir avantaja sahipler. Ben zaten normal şartlarda Ekim ayında kemerin Bayley’e geçeceğini düşünmüştüm ve hatta sonuca şaşırmıştım. Şimdi yine Cross’un benim yapacağım tahmini patlatabilme olasılığı var. Ben yine Bayley diyeceğim ancak Cross’un maça etkisini de merak etmekteyim. Ek olarak Damage CTRL kemerleri son Raw’da Alexa ve Asuka ikilisine kaybetti. Bu da kemerin Bayley’e gitmesine sebebiyet verebilir. Belki tam push vermektense parçalı bir şekilde ilerlenmek isteniyor veya Bloodline benzeri bir hikayeyi kadınlara da uyarlanmak istenmiyor olabilir. Tüm bunların sonucunda ben Bayley diyorum

Tahmin: Bayley

 

Singles Match for the Undisputed WWE Universal Championship
Roman Reigns (c) w/Paul Heyman vs Logan Paul

Bu maçı hangi yerden okumaya başlamamız gerektiğini kestiremiyorum doğrusu. 2.5 senenin ardından Roman’a doğal olarak rakip bulunamamasından mı, bir ünlünün WWE bünyesinde çıktığı en büyük noktadan mı, bu maçın neden Suudi Arabistan’da yapıldığından mı bilemiyorum doğrusu. Sonuç olarak Youtuber Logan Paul, bir WWE PPV’inde Roman Reigns ile ana kemer main event maçına çıkıyor.

Olayın en azından nasıl başladığıyla ilgili bir giriş yapabiliriz belki. Geçtiğimiz yıldan bu yana ara ara WWE’de maçlara gözüken Logan Paul, ilk maçına WM 38’de Miz’in takım arkadaşı olarak Mysterio’lara karşı çıkmıştı. WWE kariyerine heel olarak giriş yapan Paul, maç sonrasında Miz’in kendisine Skull Crushing Finale çekmesiyle Mize’e düşman olmuş ve bu sebeple bir face turn gerçekleştirmişti. Yaz aylarında WWE ile uzun dönemli bir kontrat yaptıktan sonra da Summerslam’de Miz’le maça çıkmış ve maçı kazanmayı başarmıştı. Böylelikle WWE kariyerine iki galibiyet üst üste başlamıştı. Tüm bu maçlar içerisinde Logan’ın gerçekten iyi bir performans ortaya koyduğunu söylemek yalan olmayacaktır. Sporcu geçmişinin de etkisiyle gerçekten güreş dünyasında daha önce görmüş olduğumuz ünlü performanslarına nazaran çok daha iyi bir performans ortaya koymuştu. Bu da zaten Logan’ın önemli PPV’lerde zaten adının getirdiği bir reytingin yanında iyi de bir maç içi performansıyla; pastanın üzerindeki çilek tadı vermesini sağlıyor.

Roman ise Summerslam’de Brock Lesnar, hemen 1 ay sonra da Clash at the Castle’da Drew McIntyre’a karşı kemerlerini korumayı başardı. Eylül ayındaki Clash at the Castle sonrasındaysa Extreme Rules’u boş geçmişti. Bu dönemde Roman, Logan Paul’un podcast’ine katılmış ve burada ikili trash talk’a girişmişlerdi. 16 Eylül Smackdown’da Logan, Summerslam sonrasında WWE ekranlarında ilk kez gözükmüş ve Roman’ı basının önünde meydan okumaya davet etmişti. Ertesi gün Las Vegas’ta Roman ve Logan Paul yüzleşmişler ve bunun üzerine Triple H de bu iki ismin Crown Jewel’da kemer için main event maçına çıkacaklarını açıklamıştı.

Roman Reigns’in karşısına çıkabilecek main event isimlerin azlığı artık aşina bir durum. 2,5 yıl boyunca hakikaten maça çıkmadığı main eventer çok az kaldı. Bu süre zarfında baktığımız zaman elde Randy Orton, Cody Rhodes ve Bobby Lashley’nin kaldığını görüyoruz. Randy’nin ve Cody’nin sakatlıklarını düşünürsek elimizde bir tek Lashley kalıyor. WWE’nin Roman’ın karşısına çıkabilecek isimleri çabucak tüketmeme isteğini de anlayışla karşılayabiliyorum. Çünkü Roman’ın artık kemerini sürekli korumasına gerek yok. İlk senesinde zaten her PPV’de bunu başardı ve artık “istediği zaman, istediği yerde, istediği kişiyle” maça çıkabilme özgürlüğüne de sahip bir hikayenin içerisinde. Bu durum Roman’ın maça çıkmadan title reign’ini arttırmasına da sebebiyet veriyor. 2,5 yılın ardından her push alan ismin de Roman’ın karşısına çıkıp push’unun kesilmesine ve zaten Roman’ın kazanacağını bildiğimiz maçların izlenmesine de engel oluyor. O sebeple ben az ama öz maçlara çıkmasından memnunum. En azından bu sayede kemeri acaba kaybeder mi hissiyatına daha fazla girebiliyoruz.

Tabi bu feud ekseninde bu da Roman’ın title reign’ini uzatacak maçlardan biri olarak görmek gerekiyor. Zaten büyük ihtimalle 2022 yılı içerisinde Roman’ı son kez bir kemer koruması yaparken izleyeceğiz. Ben Survivor Series’i boş geçeceğini düşünüyorum. Zaten Aralık ayı için de bir PPV duyurulmamış durumda ki hatta 1 Ocak’ta yapılması planlanan Day 1’ının da iptali konuşuluyor. Belki bu PPV’in adı Crown Jewel olmasaydı ve Suudi Arabistan’da yapılıyor olmasaydı Roman yine maça çıkmayacaktı. Tüm bu koşullar altında ring içi olarak iyi performans gösteren ve yeni medyanın yüzlerinden biri olan Logan ile Suudi Arabistan’da maça çıkması yadsınabilecek bir durum değil bence. Bu maç elbette Amerika’da yapılabilecek türden bir maç değildi. Zaten Logan halen seyircilerden boo alıyor. Güreşin dışında zaten sevmeyeni çok da olan bir isim. Güreş dünyasına da sahip olduğu ünü sayesinde girmesinden ötürü bir popüler kültür ögesi olarak başka bir türlü benimsenebilecek durumda bir isim değil. O sebeple Suudi Arabistan şovu için, Roman’sız bir şov olmayacağı için en büyük reyting unsurlarından birini maça çıkarmak parasal anlamda doğru bir karar olabilir. Zaten Logan’ın maçı götürebilecek seviyede bir yeteneği olduğu da ortada. Ama maçın tahmin edilebilirliği ve doğal olarak maç içi ve olası senaryolar açısından bizlere ne yazık ki heyecan verici şeyler vaat etmiyor.

Maç içerisinde Blodline’ın etkisini de muhtemelen görürüz diye tahmin ediyorum. Logan’ın kardeşi Jake de belki bu maça dahil olabilir. Ancak Roman kazanacaktır zaten. Bloodline’ın gidişatı da bundan sonrasında Sami Zayn senaryosu çerçevesinde ilerleyecek gibi gözüküyor. Sami şu anda gerçekten mükemmel bir performans ortaya koyuyor. En sonunda nasıl bir etkisi olacağını göreceğiz. Öte yandan Uso’ların en çok kardeşi Solo Sikoa da push alan isimlerden birisi. Bundan sonrasında WM yolunda bir çatırdama görecek miyiz merak ediyorum.

Son olarak biraz üstte dediğim gibi Roman 2022 yılı içerisinde muhtemelen bir maça çıkmayacağını tahmin ediyorum. Royal Rumble dönemini de Lashley ile geçirmesini olası görüyorum. Royal Rumble sonrasında Elimination Chamber da zaten toplu bir kemer koruma yapacağı için muhtemelen bire bir bir feud içerisinde yer almayacak. Daha öncesinde de bahsettiğim gibi Summerslam’den, Clash at the Castle’dan ve cash in’den kurtulursa artık The Rock’tan başkasının kendisinden kemeri alabileceğine ben inanmıyorum demiştim. Summerslam’de Lesnar’ı yenerek feudu sonlandırdı. Clash at the Castle’da ise Drew’i kendi memleketinde yendi. Geriye bir tek cash in ihtimali kaldı ki Theory’nin çantayı NXT şampiyonluğu için kullanacağı yazılmaya başlandı. Artık bundan sonrası için WM döneminde The Rock ihtimali haricinde bir şey çok fazla tatminkar olmayacak gibi gözüküyor. Tüm bu “Head of the Table” unvanı bir şekilde dönüp dolaşıp The Rock’a bağlanmak zorunda. Ek olarak senaryo olarak da Bloodline’ın yenilebilmesi için Roman’dan da büyük olabilecek bir isme itaat etmeleri gerekiyor sanki. Belki de The Rock WM 39’da Roman’dan kemerleri alacak ve sonrasında onları boşa çıkartacak. Yani The Rock’ın full time güreşmeyeceğini düşünürsek olası bir Roman vs The Rock mücadelesinden böyle bir sonuç çıkması çok da mantıksız olmayacaktır. Bu sayede kemerler iki ayrı brand’e gidecekler ve yine normale dönmüş olacağız. Roman da bir süre ringlere ara verme şansı bulacak.

Tahmin: Roman Reigns

--

Kasım ayının ilk PPV’inde artık büyük bir PPV olarak karşımıza çıkarılan Crown Jewel için çok da heyecanlı olduğum söylenemez. Özellikle main event normal bir PPV’de olsa çok ciddi isyan edebileceğim bir maçtan oluşuyor. Öte yandan seyircilerin tepkisizlikleri ve güreş kültürüne olan uzaklıkları da şovun izlenebilirliğini düşürüyor. Bununla beraber neredeyse her Suudi Arabistan şovu öncesinde yaşamaya alışık olduğumuz politik krizler de baş gösterdi. Bu sebeple şovun iptal bile olabileceği konuşuldu ancak işin ucunda bu kadar para varken şovun her halükarda gerçekleşmeyeceğini bilmeyen de yoktu. Zaten bu kadar kritik bir politik kriz de pek yok gibi gözüküyor.

Yine de her şeye rağmen 3 hafta sonra War Games temasıyla izleyeceğimiz Survivor Series’i düşünerek mutlu olmaya çalışacağım.

Herkese iyi seyirler.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder