ARA

3 Eylül 2016 Cumartesi

Galatasaray'ın 2016-2017 Sezonu Öncesi Genel Bir Bakış



GALATASARAY’IN 2016-2017 SEZONU ÖNCESİ GENEL BİR BAKIŞ

Geçtiğimiz sezona 3 kupa ve 4.yıldızın sarhoşluğu eşliğinde Hamza Hamzaoğlu yönetiminde başlayan Galatasaray, Kasım ayında Hamzaoğlu ile yolları ayırmış ve göreve veteran teknik adam Mustafa Denizli’yi getirmişti. Denizli kara bulutları dağıtma konusunda yeterli olmayınca 2016’nın Şubat ayında istifasını yönetime sundu. Kalan sürede ise sezonu tamamlaması için U21 takımının teknik direktörü Orhan Atik ile anlaşıldı. Ancak Orhan Atik’in lisansları takım yönetmeye yeterli olmayınca çare altyapıya bir devrim yaratması için Hollanda’dan, Wesley Sneijder’in tavsiyesi ile takıma kazandırılan Jan Olde Riekerink’te aranmaya başlandı. Nitekim, Galatasaray adına facia olarak adlandırılan sezonu bir nebze kurtarması adına ve de o sırada UEFA’dan gelen Avrupa cezasının uzamaması adına, kariyerinde elle tutulur bir takımda dahi çalışmamış bir isim ateşten gömlek giyerek sezonu kurtarmaya çalıştı. Sonucunda da başardı da. Sezonun sonlarına doğru JOR, takıma futbolu tekrardan hatırlattı. Takımı ligi 6.sırada bitirdi. Ama bundan daha da önemlisi hayati derecede olan Türkiye Kupası ezeli rakip Fenerbahçe karşısında kazanıldı ve Avrupa’dan gelen men cezası bir yıla indi.

2016’nın Mayıs ayında takıma baktığımızda durum bu şekildeydi. Yapılan yanlış transferler, verilen sözlerin tutulmaması, facia ile geçen bir sezon, toplam 4 farklı hoca, Grosskreutz transferinde yaşanan skandal, Avrupa’dan gelen men cezası derken yönetim ve Galatasaray kupanın kazanılmasıyla hiç değilse rahat bir nefes alıyordu.  Artık şimdi yeni sezonu düşünme zamanıydı. Ama daha takımın bir teknik direktörü dahi yoktu. Ortaya birçok isim çıktı. Lakin, biliyorsunuz Galatasaray ve Fatih Terim arasında çok farklı bir bağ bulunuyor. Şartlar, 2011 yazına benzerken, Fatih Terim yönetiminde Milli Takım Euro 2016’da umduğunu bulamazken, çoğu kişinin aklına neden bir daha Terim olmasın sorusu gelmişti. Belki çok yaklaşıldı ama Terim’in istifası TFF’den yanıtsız kalınca, Galatasaray daha fazla maceraya gerek duymadan geçtiğimiz sezonun kurtarıcısı Hollandalı Jan Olde Riekerink ile devam edeceğini 30 Haziran 2016 tarihinde duyurdu. Yardımcıları olarak ise Orhan Atik’in yanına Ayhan Akman geldi. Ayrıca Taffarel, takımdan ayrıldı ve yerine Hollandalı ünlü çalıştırıcı Frans Hoek getirildi.




JOR, İstanbul’a geldiğinde hiç kuşku yok ki önüne böyle bir fırsatın geçeceğini düşünmüyordu. Önünde büyük bir hikaye yazmak için harika bir fırsat var. Sezona, Beşiktaş’ı yenerek Süper Kupa ile başladı takımı. Ayrıca ligde de 2/2 yaparak güzel bir başlangıç yapmış oldu.
Şimdi mevki mevki Galatasaray’ın nasıl bir transfer dönemi işlediğine bir göz atalım.

KALECİLER

Ligimizde hangi takımın kalecisi size güven veriyor diye bir soru sorarsak, herhalde herkesin vereceği cevap aynı olacaktır. Bu sezon yine Galatasaray’ın bayrak adamlarından birisi Fernando Nestor Muslera olacak. Arkasında ise geçtiğimiz sezon Beşiktaş’tan transfer edilen Cenk var. O da kupada ve Muslera’nın oynayamadığı dönemlerde kaleyi koruyacak güveni veren bir kaleci.




Üçüncü kaleci olarak Eray İşcan bulunuyor. Senelerdir takımda olmasına rağmen bir türlü istenilen gelişimi gösteremeyen Eray, diğer takımların üçüncü kalecilerine nazaran bir hayli fazla maaş alıyor. Onun takımdan gönderilip yerine Alperen’in veya İsmail’in takımda tutulması daha mantıklı olabilirdi.

Geçtiğimiz sezonu Gaziantepspor’da geçiren genç file bekçi Alperen Uysal ise bonservisiyle Rizespor’un yolunu tuttu. Bir başka genç kaleci İsmail Çipe ise sözleşmesi uzatılarak Bugsaşspor’a kiralandı.


STOPERLER

2016-2017 transfer sezonunun ilk Galatasaray adına ilk hamlesi Serdar Aziz ile stoper mevkisine olmuştu.  Teknik Direktör henüz belli olmadan yapılan bu hamleyi ben olası Fatih Terim ihtimaline karşı Galatasaray yönetiminin elini güçlendirmesi olarak yorumluyorum. Çünkü Fatih Terim, Serdar’a güvenen bir isimdi ve son ana kadar Euro 2016 kadrosunda olmasını umuyordu. Ama sakatlığı buna izin vermemişti. Şimdi ise Riekerink’in dediğine göre hala tam olarak hazır değil. Bakalım Serdar maliyetinin altında ezilen bir isim mi olacak? Ama kişisel görüşüm milli aradan sonra ufak ufak 11’e monte edileceğidir.  Umarım aksayan savunmaya çare olabilir.



Yapılan Serdar hamlesinin dışında, Chedjou hala takımın en önemli isimlerinden bir tanesi. Sezona yine hatalarıyla başladı, güven veren bir hali yoktu lakin Karabükspor maçında yaptığı asist ile üç puanı getiren isimlerdendi. Ligimizde, hangi takımda böylesine ekstra işler yapabilecek bir stoper var bilmiyorum doğrusu. Kendisi özel bir oyuncu ama gerçekten ciddi anlamda bir konsantrasyon sıkıntısı var.

Bu sezonki üç resmi maçın üçüne de Riekerink, Chedjou-Hakan Balta ikilisiyle başlamıştı. Kişisel görüşüm sezonun ilerleyen dönemlerinde Hakan Balta ve Chedjou birbirlerinin yedekleri olacaklardır. Yani hangisi iyi ise bir tanesi oynayacaktır. Dördüncü stoper olarak ise her sezon bir tık geriye düşen Semih Kaya bulunuyor.

Sezonun başında Thun ile oynanan hazırlık maçında sakatlanan genç stoper Koray Günter ise 6 ay sahalardan uzak kalacak. Ayrıca Salih Dursun’da 5.stoper olarak takımda kaldı diyebiliriz.
Hepimizin bildiği gibi aslında Riekerink bu bölgeye, hızı dolayısıyla ve de oyunu rakip sahaya yığmak için geçtiğimiz sezonu kiralık olarak geçiren Denayer ismini çok istedi. Son ana kadar da Denayer kovalandı ancak işin City tarafından izin gelmeyince transfer gerçekleşmedi.  Genç stoper Emre Can Coşkun ise 50bin Euro gibi komik bir ücretle Göztepe’nin yolunu tuttu.

Sonuç olarak Galatasaray’ın sıkıntılı bölgelerinden biri olarak görünüyor. Serdar Aziz’in performansı bu konuda önemli bir etken olacak.


BEKLER

Öncelikle sağ bek konusuna bakarsak, Riekerink elde olan Linnes’e geçtiğimiz sezonda pek güvenmemişti.  Çok tecrübeli bir isim olmaması ve de Norveç gibi bir yerden Türkiye’ye gelmesi nedeniyle uyum sorunu yaşadığı da aşikardı. Gerçi kendisini hiç birkaç maç üst üste 11’de görmedik. Ama Karabükspor maçında Riekerink’i çileden çıkartmasıyla sanırım daha çok yedek kulübesinde olacak.




Nitekim bu güvensizlik oraya bir transfer isteği yarattı. Trabzonspor’dan uygun şartlarla Cavanda transfer edildi. O da sakatlığı ve Trabzonspor’da takımdan ayrı çalıştığı için hazır olmaması nedeniyle sezonun ilk maçlarında kadroda yer almadı. Ama sanırım Riekerink’in sağ beke yazacağı ilk isim Cavanda olacak. Çok atletik bir isim, takıma şüphesiz inanılmaz hız katacaktır. Ayrıca Linnes ile gireceği bir rekabet söz konusu olacak. Hangisi iyiyse o oynayacak.

Bir de Sabri gerçeğini unutmamak lazım. Son 10 yılda kim transfer edilirse edilsin Sabri bir şekilde forma giymeyi başardı. Bu sezonda sağ bek ve de sağ ön için bir alternatif olacak tecrübeli isim.
Sol bek mevkisinde ise elde her geçen Riekerink’in elinde büyüyen bir Lionel Carole bulunuyor. Çok daha iyi olacaktır kendisi. Çünkü JOR’un onu geliştirdiğini görebiliyoruz. Ama alternatif konusunda bir noksanlık söz konusu. Hakan Balta’nın artık temposu çok düştü ve sol beki kaldıramayacak düzeyde olduğu açık. Keşke Alex Telles kalsaydı diyorum çünkü Telles & Carole ikilisi harika bir rotasyon olabilirdi. Ancak Porto’dan gelen 6.5M euro’luk teklif de gerçekten bu şartlarla reddedilemezdi.

Muhtemelen Riekerink var olan sağ bek rotasyonuna güvenerek sol beki de o isimlerle tamamlayacak. Ayrıca geçtiğimiz sezonlarda kanat diye transfer edilen ama aldığı maaşa karşılık bekleneni yerine getirmeyen Olcan Adın ise önce kadro dışı bırakıldı daha sonra da sözleşmesi feshedildi.  Olcan ile beraber kadro dışı kalan bir diğer isim ise 4.5M Euro’luk Tarık Çamdal’dı. Kendisi, zararın neresinden dönersek kardır mantelitesi ile Eskişehirspor’a kiralandı.

ORTA SAHA

Geçtiğimiz sezon Galatasaray’ın en büyük sıkıntısı şüphesiz Felipe Melo’nun boşluğunun doldurulamayışıydı. Evet kendisinin gerçekten gitmesi gerekiyordu, yaşı ilerlemiş, temposu düşmüş ve deyim yerindeyse misyonunu tamamlamıştı. Ama yerine oynatılması düşünülen isimlerin hiçbiri onun boşluğunu doldurmaya yetmedi ve hepsi de takımdan bu sene başı ayrıldı.

Bilal Kısa, Serdar Aziz transferinde takas yoluyla Bursa’ya giden isimlerdendi. Kaldığı bir senede, ilk olarak taraftarın gözünde kötü gözükse de değeri sonradan anlaşıldı. Sessiz geldi sessiz ayrıldı takımdan. Ama ondan daha sessizi varsa o da şüphesiz Furkan Özçal’dı.  12/13 sezonunun transfer döneminin son gününde transfer olmuştu takıma ama hiç doğru düzgün oynayamadı ve sürekli kiralandı. Nitekim bu sene de Bursa’ya yine Serdar Aziz transferi doğrultusunda gönderildi.

Jem Paul Karacan ise resmen kayıp. Temmuz ayının başında sözleşmesinin feshedildiği yönünde haberler çıktı ama ondan kendisine dair bir haber alamadık. Zannedersem hala Galatasaray’da. Öte yandan takımın yüksek maaş alan isimlerinden olan Dzemali’de takımdan ayrılarak Bologna’ya transfer oldu. Geçtiğimiz sezonki orta saha rotasyonunda, en berbat şartlarla takımdan gönderilmişti hatırlarsanız. JOR’da sezon başı kendisine şans verdi ancak sözleşme uzatma talebi yerine getirilmeyince almış olduğu yüksek maaştan vazgeçerek, örnek bir şekilde takımdan ayrıldı. Jose Rodriguez ise iyi bir paraya Mainz’e transfer oldu.

Geçtiğimiz sezon Melo’nun yerini doldursun diye Kasımpaşa’dan 2.5M Euro’ya transfer edilen Donk ise transfer sezonunun son gününde gayet güzel şartlarla Betis’e kiralandı.





Bölgeye alınan isimlere bakarsak, her ne kadar maliyeti tartışılsa da oynadığı 3 maçta da göz dolduran bir Tolga Ciğerci var. Gerçekten 90 dakika boyunca her yere koşuyor. Tam bir iki yönlü orta saha izlenimi verdi bizlere ve de bu formuyla Milli Takıma’da çağrıldı.

Ama asıl hamle, yani ikili orta sahadan defansif yükü çekecek bir isim arayışı bütün yaz dönemi boyunca sürdü. Aslında ilk yapılması gerekilen işti bu. Çünkü, dile kolay tam bir senedir burası bir kara delikti. İlk olarak Leiva’da sona yaklaşıldı ama Klopp transfere engel oldu. Daha sonra Lassana Diarra için tüm şartlar zorlandı ama artık maliyeti uçunca ve de FFP düşünülünce transferinden vazgeçildi. Tiote ile anlaşıldı ancak sakatlığından ötürü sözleşme imzalanmadı. Transferin son gününde ise Riekerink’in elinin değdiği isimlerden Hollandalı Nigel De Jong ile anlaşıldı. Kendisi çok tecrübeli bir isim, kariyeri de gayet iyi. Ancak fiziksel olarak ne durumda bilemiyorum. Eğer iyiyse, sertliği, top kapma yeteneği ve de çok da kötü olmayan tekniği ile aranan isim olabilir. Umarım, sertliğini çok fazla abartmaz, hafızalarımızda kötü deneyimleri mevcut.

Bunun dışında kaptan Selçuk İnan sezona kötü başlayan isimlerden. Dolayısıyla Tolga ve De Jong’un arkasında bekleyebilir. Hamit Altıntop ise yine sakatlığından ötürü bir senenin ardından takıma döndü, geçtiğimiz sezonki alacağının yarısı ile sözleşmesi uzatıldı. Takımdaki rolü abilik yapmak olacak çünkü takımın en yaşlı ismi(34.) Onun dışında pek mevkisi orası olmasa da yeni transfer Josue’de orta sahaya yazılabilir. Ayrıca JOR’un  geçtiğimiz sezonu Bergama’da kiralık geçiren genç oyuncu Birhan Vatansever’in de üzerinde durduğu konuşuluyor. Umarım kendisi bir şekilde rotasyona dahil olur.

Genel olarak baktığımızda tabi ki de geçtiğimiz sezona göre daha sağlam orta saha isimleri mevcut. Ama artık temposu düşen ve de yaşlanan Selçuk İnan’ın yerine de genç bir oyun kurucu bakmak gerekiyor. Ama sadece ligde mücadele edeceğimizi düşünürsek, orta saha rotasyonu yeterli olacaktır.

KANATLAR

Geçtiğimiz sezonu Real Sociedad’da kiralık geçiren Bruma, deyim yerindeyse oradan fırtına gibi döndü. Kesinlikle çok daha özgüvenli. Sezona hazırlık maçlarında da iyi başlayacağını gösterdi ve Akhisar maçında kalitesini göstererek bir gol bir de asist yaptı. Bu sezon takımın en önemli kozu olacak. Zira, yapılan bütün tekliflere rağmen Riekerink kendisini takımda tutmayı başardı.




Kanadın bir diğer kısmına ise yazacağımız ilk isim geçtiğimiz sezon takımın gol yükünü çeken Podolski olacaktır. Daha Galatasaray bu sezon kendisini sakatlığından ötürü tam kullanamadı. Özellikle bu sezon asıl mevkisi olan sol kanatta oynayacağını düşünüyorum. Bir nevi ikinci forvet gibi olacaktır ama temposunu yükseltip, biraz daha defansif aksiyona katılırsa daha faydalı olabilir. Çünkü yere çok sağlam basıyor ve de çok güçlü.

Rotasyonda ise yine çok şeyler beklenen Sinan Gümüş ve Yasin Öztekin bulunuyor. Kanatlar için sahiden de doyurucu isimler var. Kulübenin eli artık bu konuda daha da güçlü.

Öte yandan hatırlarsanız Emrah Başsan, bedelsiz bir şekilde Galatasaray’a transfer olmuştu. Ancak JOR, kendisini yeterli bulmayarak kiralık gönderilmesini istedi ve de Emrah Rizespor’a kiralandı. Ayrıca Sercan Yıldırım’ın da nihayet Galatasaray ile bağı koptu ve Bilal ve Furkan ile birlikte Bursa’nın yolunu tuttu. Endoğan Adilli’nin de keza yine akıbeti bilinmiyor.


OFANSİF ORTA SAHA

Wesley Sneijder, geçtiğimiz sezon kariyerinin en kötü sezonlarından birini geçirmişti. Bu sezon ise, kilolarından arınmış bir şekilde ve de kendisinin bu günlere gelmesinde çok yardımcı olan JOR’un güvenini boşa çıkartmayacak bir şekilde hazırlanmış duruyor. Geçtiğimiz sezona göre çok daha diri. Akhisar maçında da gerçekten çok istedi ve de asistini de yaptı. Onun performansı yine bu sezon Galatasaray’ın kaderini belirleyecek.



Arkasında ise Porto’dan Josue kiralandı. Josue duruma göre 10 numara mevkisinde, kanatlarda ve de 8 numarada da oynayabilecek bir oyuncu. İkinci yarı oyuna girip çok fazla kilit açacaktır zira çok harika bir sol ayağı var.

Emre Çolak ise aslında bu sezon gitmesine en çok üzüldüğüm isimlerden. JOR daha takımla anlaşmadan önce sözleşmesi bittiği için Deportivo yolunu tuttu. Eminim ki JOR ile daha önce anlaşılsaydı, takımda kalırdı. Çünkü Riekerink yönetiminde zannedersem tüm maçlarda 11 başlamıştı. Bizim için de çok iyi bir rotasyon oyuncusu olabilirdi. Ayrıca, genç oyuncu Oğuzhan Kayar’da Aydınspor’a kiralandı.  Umut Gündoğan ise kendini takımda unutturdu ve zannedersem hala Galatasaray’ın sözleşmeli futbolcusu.

FORVET

Geçtiğimiz sezon Galatasaray’ın kanayan yaralarından bir tanesi de forvet mevkisiydi. Sezona Burak Yılmaz ile başlanmıştı ancak golcü oyuncu devre arasında iyi bir paraya Çin’e satılmıştı. Elde ise son derece yetersiz olan Umut Bulut kalmıştı. Riekerink ise forvet mevkisinde direk Podolski’yi yazmıştı.




Bu sezona ise iki tane forvet takviyesi ile sezona başlandı. Öncelikle yine maliyeti tartışılsa da Kasımpaşa’dan Eren Derdiyok transfer edildi. Eren oynadığı 3 maçta 2 güzel kafa golü atarak ve de oyuna çok fazla katkıda bulunarak aranan kan olabileceğinin sinyallerini verdi. Ama sorun sadece Eren’le çözülmüyordu. Çünkü Akhisar maçında sakatlanınca kulübe de yerine girecek bir oyuncu yoktu. Nitekim Galatasaray onsuz çok zorlanmıştı.

Bunun sonucunda Galatasaray forvet mevkisine ikinci transferini İzlanda’lı Kolbeinn Sighthorsson ile yapmış oldu. Kendisinden çok fazla bir şey beklenmiyor zira geçtiğimiz sezonu da kötü geçmişti. Milli Takım performansı ise harika. Kendisinden beklenen, Eren’in olası oynayamama durumlarında 
var olan sistemi bozmayıp, oyuna pres gücüyle katkı vermesi.

Tabi bu mevki de Podolski ve Sinan Gümüş’ü de unutmayalım. Onlar oyuna bu mevkide girdiği veya başladığı zaman ise sistem değişecek ve duvar olan pivot santrafordan ziyade, aralara kaçan, gol koklayan santraforlu bir düzene geçilecek.

Genç oyuncu Berk İsmail’de bu rotasyonun parçası, geçtiğimiz A2 maçında hattrick yapmıştı. Umarım o da kendisini gösterir.

Kadro dışı kalmış futbolculardan Umut Bulut ise uzun bir süre gitmemekte diretti. Aldığı yüksek maaşı tabi ki yönetimin elini kolunu bağlıyordu. Sonunda belli bir miktara sözleşmesi feshedildi ve Kayserispor’un yolunu tuttu. Geçtiğimiz sezon ara ara şans bulan Volkan Pala ise Rizespor’a kiralandı.

Forvet mevkisi tabi ki de gayet yeterli duruyor. Eren bu sezonun yıldızı olmaya aday isimlerden.


SON SÖZ

Şöyle bir baktığımız zaman ortada FFP şartlarını yerine getiremediği için Avrupa’dan men cezası yemiş bir Galatasaray mevcut. Ama her krizde olduğu gibi yine krizi fırsata çevirme şansı var. Bu sezon tek kulvarda mücadele ediniliyor. Bu doğrultuda bol alternatifli, rotasyon olması durumunda en azından kağıt üstünde sorun yaratmayacak bir kadro kuruldu. 65Milyon Euro’luk sınırın ise aşılmamasını görmek mutluluk verici.

Geçtiğimiz sezona göre her şey pozitif. Hamzaoğlu’nun Galatasaray dönemi kesinlikle çok başarılıydı lakin, teknik direktörlük bütün bir iştir. Kendisinin de iletişim konusunda zaafları vardı. Tabi bunda yönetimin de katkısı vardı, zira her kafadan farklı bir ses çıkıyordu. Ama bu sezon, Levent Nazifoğlu gibi bir gerçek var ve kendisi takım adına tüm açıklamaları bütün şeffaflığı ile yapan bir isim. Gerçekten güven veriyor. Riekerink ise doğru tespitler koydu, pozitif açıklamalarda bulundu hep. Oyuncuların ve taraftarın sevgisini kazandı. Umarım bu, Riekerink’in hikayesinin başlangıcıdır. Sonu bir peri masalını andırması dileğiyle, takımımıza gönülden başarılar diliyorum. Her zaman olduğu gibi yine arkasındayız…










Hiç yorum yok:

Yorum Gönder