GALATASARAY’IN
2016-2017 SEZONU ÖNCESİ GENEL BİR BAKIŞ
Geçtiğimiz sezona 3 kupa ve 4.yıldızın sarhoşluğu eşliğinde
Hamza Hamzaoğlu yönetiminde başlayan Galatasaray, Kasım ayında Hamzaoğlu ile
yolları ayırmış ve göreve veteran teknik adam Mustafa Denizli’yi getirmişti.
Denizli kara bulutları dağıtma konusunda yeterli olmayınca 2016’nın Şubat
ayında istifasını yönetime sundu. Kalan sürede ise sezonu tamamlaması için U21
takımının teknik direktörü Orhan Atik ile anlaşıldı. Ancak Orhan Atik’in
lisansları takım yönetmeye yeterli olmayınca çare altyapıya bir devrim
yaratması için Hollanda’dan, Wesley Sneijder’in tavsiyesi ile takıma
kazandırılan Jan Olde Riekerink’te aranmaya başlandı. Nitekim, Galatasaray
adına facia olarak adlandırılan sezonu bir nebze kurtarması adına ve de o
sırada UEFA’dan gelen Avrupa cezasının uzamaması adına, kariyerinde elle
tutulur bir takımda dahi çalışmamış bir isim ateşten gömlek giyerek sezonu
kurtarmaya çalıştı. Sonucunda da başardı da. Sezonun sonlarına doğru JOR,
takıma futbolu tekrardan hatırlattı. Takımı ligi 6.sırada bitirdi. Ama bundan
daha da önemlisi hayati derecede olan Türkiye Kupası ezeli rakip Fenerbahçe
karşısında kazanıldı ve Avrupa’dan gelen men cezası bir yıla indi.
2016’nın Mayıs ayında takıma baktığımızda durum bu
şekildeydi. Yapılan yanlış transferler, verilen sözlerin tutulmaması, facia ile
geçen bir sezon, toplam 4 farklı hoca, Grosskreutz transferinde yaşanan
skandal, Avrupa’dan gelen men cezası derken yönetim ve Galatasaray kupanın
kazanılmasıyla hiç değilse rahat bir nefes alıyordu. Artık şimdi yeni sezonu düşünme zamanıydı. Ama
daha takımın bir teknik direktörü dahi yoktu. Ortaya birçok isim çıktı. Lakin,
biliyorsunuz Galatasaray ve Fatih Terim arasında çok farklı bir bağ bulunuyor.
Şartlar, 2011 yazına benzerken, Fatih Terim yönetiminde Milli Takım Euro
2016’da umduğunu bulamazken, çoğu kişinin aklına neden bir daha Terim olmasın
sorusu gelmişti. Belki çok yaklaşıldı ama Terim’in istifası TFF’den yanıtsız
kalınca, Galatasaray daha fazla maceraya gerek duymadan geçtiğimiz sezonun
kurtarıcısı Hollandalı Jan Olde
Riekerink ile devam edeceğini 30 Haziran 2016 tarihinde duyurdu.
Yardımcıları olarak ise Orhan Atik’in
yanına Ayhan Akman geldi. Ayrıca Taffarel,
takımdan ayrıldı ve yerine Hollandalı ünlü çalıştırıcı Frans Hoek getirildi.
JOR, İstanbul’a geldiğinde hiç kuşku yok ki önüne böyle bir
fırsatın geçeceğini düşünmüyordu. Önünde büyük bir hikaye yazmak için harika
bir fırsat var. Sezona, Beşiktaş’ı yenerek Süper Kupa ile başladı takımı.
Ayrıca ligde de 2/2 yaparak güzel bir başlangıç yapmış oldu.
Şimdi mevki mevki Galatasaray’ın nasıl bir transfer dönemi
işlediğine bir göz atalım.
KALECİLER
Ligimizde hangi takımın kalecisi size güven veriyor diye bir
soru sorarsak, herhalde herkesin vereceği cevap aynı olacaktır. Bu sezon yine
Galatasaray’ın bayrak adamlarından birisi Fernando
Nestor Muslera olacak. Arkasında ise geçtiğimiz sezon Beşiktaş’tan transfer
edilen Cenk var. O da kupada ve Muslera’nın oynayamadığı dönemlerde kaleyi
koruyacak güveni veren bir kaleci.
Üçüncü kaleci olarak Eray İşcan bulunuyor. Senelerdir
takımda olmasına rağmen bir türlü istenilen gelişimi gösteremeyen Eray, diğer takımların
üçüncü kalecilerine nazaran bir hayli fazla maaş alıyor. Onun takımdan
gönderilip yerine Alperen’in veya İsmail’in takımda tutulması daha mantıklı
olabilirdi.
Geçtiğimiz sezonu Gaziantepspor’da geçiren genç file bekçi
Alperen Uysal ise bonservisiyle Rizespor’un yolunu tuttu. Bir başka genç kaleci
İsmail Çipe ise sözleşmesi uzatılarak Bugsaşspor’a kiralandı.
STOPERLER
2016-2017 transfer sezonunun ilk Galatasaray adına ilk
hamlesi Serdar Aziz ile stoper
mevkisine olmuştu. Teknik Direktör henüz
belli olmadan yapılan bu hamleyi ben olası Fatih Terim ihtimaline karşı
Galatasaray yönetiminin elini güçlendirmesi olarak yorumluyorum. Çünkü Fatih
Terim, Serdar’a güvenen bir isimdi ve son ana kadar Euro 2016 kadrosunda
olmasını umuyordu. Ama sakatlığı buna izin vermemişti. Şimdi ise Riekerink’in
dediğine göre hala tam olarak hazır değil. Bakalım Serdar maliyetinin altında
ezilen bir isim mi olacak? Ama kişisel görüşüm milli aradan sonra ufak ufak
11’e monte edileceğidir. Umarım aksayan
savunmaya çare olabilir.
Yapılan Serdar hamlesinin dışında, Chedjou hala takımın en önemli isimlerinden bir tanesi. Sezona
yine hatalarıyla başladı, güven veren bir hali yoktu lakin Karabükspor maçında
yaptığı asist ile üç puanı getiren isimlerdendi. Ligimizde, hangi takımda
böylesine ekstra işler yapabilecek bir stoper var bilmiyorum doğrusu. Kendisi
özel bir oyuncu ama gerçekten ciddi anlamda bir konsantrasyon sıkıntısı var.
Bu sezonki üç resmi maçın üçüne de Riekerink, Chedjou-Hakan
Balta ikilisiyle başlamıştı. Kişisel görüşüm sezonun ilerleyen dönemlerinde
Hakan Balta ve Chedjou birbirlerinin yedekleri olacaklardır. Yani hangisi iyi
ise bir tanesi oynayacaktır. Dördüncü stoper olarak ise her sezon bir tık
geriye düşen Semih Kaya bulunuyor.
Sezonun başında Thun ile oynanan hazırlık maçında sakatlanan
genç stoper Koray Günter ise 6 ay sahalardan uzak kalacak. Ayrıca Salih
Dursun’da 5.stoper olarak takımda kaldı diyebiliriz.
Hepimizin bildiği gibi aslında Riekerink bu bölgeye, hızı
dolayısıyla ve de oyunu rakip sahaya yığmak için geçtiğimiz sezonu kiralık
olarak geçiren Denayer ismini çok istedi. Son ana kadar da Denayer kovalandı
ancak işin City tarafından izin gelmeyince transfer gerçekleşmedi. Genç stoper Emre Can Coşkun ise 50bin Euro
gibi komik bir ücretle Göztepe’nin yolunu tuttu.
Sonuç olarak Galatasaray’ın sıkıntılı bölgelerinden biri
olarak görünüyor. Serdar Aziz’in performansı bu konuda önemli bir etken olacak.
BEKLER
Öncelikle sağ bek konusuna bakarsak, Riekerink elde olan Linnes’e geçtiğimiz sezonda pek
güvenmemişti. Çok tecrübeli bir isim
olmaması ve de Norveç gibi bir yerden Türkiye’ye gelmesi nedeniyle uyum sorunu
yaşadığı da aşikardı. Gerçi kendisini hiç birkaç maç üst üste 11’de görmedik.
Ama Karabükspor maçında Riekerink’i çileden çıkartmasıyla sanırım daha çok
yedek kulübesinde olacak.
Nitekim bu güvensizlik oraya bir transfer isteği yarattı. Trabzonspor’dan
uygun şartlarla Cavanda transfer
edildi. O da sakatlığı ve Trabzonspor’da takımdan ayrı çalıştığı için hazır
olmaması nedeniyle sezonun ilk maçlarında kadroda yer almadı. Ama sanırım
Riekerink’in sağ beke yazacağı ilk isim Cavanda olacak. Çok atletik bir isim,
takıma şüphesiz inanılmaz hız katacaktır. Ayrıca Linnes ile gireceği bir
rekabet söz konusu olacak. Hangisi iyiyse o oynayacak.
Bir de Sabri gerçeğini unutmamak lazım. Son 10 yılda kim
transfer edilirse edilsin Sabri bir şekilde forma giymeyi başardı. Bu sezonda
sağ bek ve de sağ ön için bir alternatif olacak tecrübeli isim.
Sol bek mevkisinde ise elde her geçen Riekerink’in elinde
büyüyen bir Lionel Carole bulunuyor.
Çok daha iyi olacaktır kendisi. Çünkü JOR’un onu geliştirdiğini görebiliyoruz.
Ama alternatif konusunda bir noksanlık söz konusu. Hakan Balta’nın artık
temposu çok düştü ve sol beki kaldıramayacak düzeyde olduğu açık. Keşke Alex
Telles kalsaydı diyorum çünkü Telles & Carole ikilisi harika bir rotasyon
olabilirdi. Ancak Porto’dan gelen 6.5M euro’luk teklif de gerçekten bu
şartlarla reddedilemezdi.
Muhtemelen Riekerink var olan sağ bek rotasyonuna güvenerek sol
beki de o isimlerle tamamlayacak. Ayrıca geçtiğimiz sezonlarda kanat diye
transfer edilen ama aldığı maaşa karşılık bekleneni yerine getirmeyen Olcan
Adın ise önce kadro dışı bırakıldı daha sonra da sözleşmesi feshedildi. Olcan ile beraber kadro dışı kalan bir diğer
isim ise 4.5M Euro’luk Tarık Çamdal’dı. Kendisi, zararın neresinden dönersek
kardır mantelitesi ile Eskişehirspor’a kiralandı.
ORTA SAHA
Geçtiğimiz sezon Galatasaray’ın en büyük sıkıntısı şüphesiz
Felipe Melo’nun boşluğunun doldurulamayışıydı. Evet kendisinin gerçekten
gitmesi gerekiyordu, yaşı ilerlemiş, temposu düşmüş ve deyim yerindeyse misyonunu
tamamlamıştı. Ama yerine oynatılması düşünülen isimlerin hiçbiri onun boşluğunu
doldurmaya yetmedi ve hepsi de takımdan bu sene başı ayrıldı.
Bilal Kısa, Serdar Aziz transferinde takas yoluyla Bursa’ya
giden isimlerdendi. Kaldığı bir senede, ilk olarak taraftarın gözünde kötü
gözükse de değeri sonradan anlaşıldı. Sessiz geldi sessiz ayrıldı takımdan. Ama
ondan daha sessizi varsa o da şüphesiz Furkan Özçal’dı. 12/13 sezonunun transfer döneminin son gününde
transfer olmuştu takıma ama hiç doğru düzgün oynayamadı ve sürekli kiralandı.
Nitekim bu sene de Bursa’ya yine Serdar Aziz transferi doğrultusunda
gönderildi.
Jem Paul Karacan ise resmen kayıp. Temmuz ayının başında
sözleşmesinin feshedildiği yönünde haberler çıktı ama ondan kendisine dair bir
haber alamadık. Zannedersem hala Galatasaray’da. Öte yandan takımın yüksek maaş
alan isimlerinden olan Dzemali’de takımdan ayrılarak Bologna’ya transfer oldu. Geçtiğimiz
sezonki orta saha rotasyonunda, en berbat şartlarla takımdan gönderilmişti
hatırlarsanız. JOR’da sezon başı kendisine şans verdi ancak sözleşme uzatma
talebi yerine getirilmeyince almış olduğu yüksek maaştan vazgeçerek, örnek bir
şekilde takımdan ayrıldı. Jose Rodriguez ise iyi bir paraya Mainz’e transfer
oldu.
Geçtiğimiz sezon Melo’nun yerini doldursun diye
Kasımpaşa’dan 2.5M Euro’ya transfer edilen Donk ise transfer sezonunun son
gününde gayet güzel şartlarla Betis’e kiralandı.
Bölgeye alınan isimlere bakarsak, her ne kadar maliyeti
tartışılsa da oynadığı 3 maçta da göz dolduran bir Tolga Ciğerci var. Gerçekten 90 dakika boyunca her yere koşuyor. Tam
bir iki yönlü orta saha izlenimi verdi bizlere ve de bu formuyla Milli
Takıma’da çağrıldı.
Ama asıl hamle, yani ikili orta sahadan defansif yükü
çekecek bir isim arayışı bütün yaz dönemi boyunca sürdü. Aslında ilk yapılması
gerekilen işti bu. Çünkü, dile kolay tam bir senedir burası bir kara delikti. İlk
olarak Leiva’da sona yaklaşıldı ama Klopp transfere engel oldu. Daha sonra
Lassana Diarra için tüm şartlar zorlandı ama artık maliyeti uçunca ve de FFP
düşünülünce transferinden vazgeçildi. Tiote ile anlaşıldı ancak sakatlığından
ötürü sözleşme imzalanmadı. Transferin son gününde ise Riekerink’in elinin
değdiği isimlerden Hollandalı Nigel De
Jong ile anlaşıldı. Kendisi çok tecrübeli bir isim, kariyeri de gayet iyi.
Ancak fiziksel olarak ne durumda bilemiyorum. Eğer iyiyse, sertliği, top kapma
yeteneği ve de çok da kötü olmayan tekniği ile aranan isim olabilir. Umarım,
sertliğini çok fazla abartmaz, hafızalarımızda kötü deneyimleri mevcut.
Bunun dışında kaptan Selçuk İnan sezona kötü başlayan
isimlerden. Dolayısıyla Tolga ve De Jong’un arkasında bekleyebilir. Hamit
Altıntop ise yine sakatlığından ötürü bir senenin ardından takıma döndü,
geçtiğimiz sezonki alacağının yarısı ile sözleşmesi uzatıldı. Takımdaki rolü
abilik yapmak olacak çünkü takımın en yaşlı ismi(34.) Onun dışında pek mevkisi
orası olmasa da yeni transfer Josue’de orta sahaya yazılabilir. Ayrıca
JOR’un geçtiğimiz sezonu Bergama’da
kiralık geçiren genç oyuncu Birhan Vatansever’in de üzerinde durduğu
konuşuluyor. Umarım kendisi bir şekilde rotasyona dahil olur.
Genel olarak baktığımızda tabi ki de geçtiğimiz sezona göre
daha sağlam orta saha isimleri mevcut. Ama artık temposu düşen ve de yaşlanan
Selçuk İnan’ın yerine de genç bir oyun kurucu bakmak gerekiyor. Ama sadece
ligde mücadele edeceğimizi düşünürsek, orta saha rotasyonu yeterli olacaktır.
KANATLAR
Geçtiğimiz sezonu Real Sociedad’da kiralık geçiren Bruma, deyim yerindeyse oradan fırtına
gibi döndü. Kesinlikle çok daha özgüvenli. Sezona hazırlık maçlarında da iyi
başlayacağını gösterdi ve Akhisar maçında kalitesini göstererek bir gol bir de
asist yaptı. Bu sezon takımın en önemli kozu olacak. Zira, yapılan bütün
tekliflere rağmen Riekerink kendisini takımda tutmayı başardı.
Kanadın bir diğer kısmına ise yazacağımız ilk isim
geçtiğimiz sezon takımın gol yükünü çeken Podolski olacaktır. Daha Galatasaray
bu sezon kendisini sakatlığından ötürü tam kullanamadı. Özellikle bu sezon asıl
mevkisi olan sol kanatta oynayacağını düşünüyorum. Bir nevi ikinci forvet gibi
olacaktır ama temposunu yükseltip, biraz daha defansif aksiyona katılırsa daha
faydalı olabilir. Çünkü yere çok sağlam basıyor ve de çok güçlü.
Rotasyonda ise yine çok şeyler beklenen Sinan Gümüş ve Yasin
Öztekin bulunuyor. Kanatlar için sahiden de doyurucu isimler var. Kulübenin eli
artık bu konuda daha da güçlü.
Öte yandan hatırlarsanız Emrah Başsan, bedelsiz bir şekilde
Galatasaray’a transfer olmuştu. Ancak JOR, kendisini yeterli bulmayarak kiralık
gönderilmesini istedi ve de Emrah Rizespor’a kiralandı. Ayrıca Sercan
Yıldırım’ın da nihayet Galatasaray ile bağı koptu ve Bilal ve Furkan ile
birlikte Bursa’nın yolunu tuttu. Endoğan Adilli’nin de keza yine akıbeti
bilinmiyor.
OFANSİF ORTA SAHA
Wesley Sneijder, geçtiğimiz sezon kariyerinin en kötü
sezonlarından birini geçirmişti. Bu sezon ise, kilolarından arınmış bir şekilde
ve de kendisinin bu günlere gelmesinde çok yardımcı olan JOR’un güvenini boşa
çıkartmayacak bir şekilde hazırlanmış duruyor. Geçtiğimiz sezona göre çok daha
diri. Akhisar maçında da gerçekten çok istedi ve de asistini de yaptı. Onun
performansı yine bu sezon Galatasaray’ın kaderini belirleyecek.
Arkasında ise Porto’dan Josue kiralandı. Josue duruma göre
10 numara mevkisinde, kanatlarda ve de 8 numarada da oynayabilecek bir oyuncu. İkinci
yarı oyuna girip çok fazla kilit açacaktır zira çok harika bir sol ayağı var.
Emre Çolak ise aslında bu sezon gitmesine en çok üzüldüğüm
isimlerden. JOR daha takımla anlaşmadan önce sözleşmesi bittiği için Deportivo
yolunu tuttu. Eminim ki JOR ile daha önce anlaşılsaydı, takımda kalırdı. Çünkü
Riekerink yönetiminde zannedersem tüm maçlarda 11 başlamıştı. Bizim için de çok
iyi bir rotasyon oyuncusu olabilirdi. Ayrıca, genç oyuncu Oğuzhan Kayar’da Aydınspor’a
kiralandı. Umut Gündoğan ise kendini
takımda unutturdu ve zannedersem hala Galatasaray’ın sözleşmeli futbolcusu.
FORVET
Geçtiğimiz sezon Galatasaray’ın kanayan yaralarından bir
tanesi de forvet mevkisiydi. Sezona Burak Yılmaz ile başlanmıştı ancak golcü
oyuncu devre arasında iyi bir paraya Çin’e satılmıştı. Elde ise son derece
yetersiz olan Umut Bulut kalmıştı. Riekerink ise forvet mevkisinde direk
Podolski’yi yazmıştı.
Bu sezona ise iki tane forvet takviyesi ile sezona başlandı.
Öncelikle yine maliyeti tartışılsa da Kasımpaşa’dan Eren Derdiyok transfer
edildi. Eren oynadığı 3 maçta 2 güzel kafa golü atarak ve de oyuna çok fazla
katkıda bulunarak aranan kan olabileceğinin sinyallerini verdi. Ama sorun sadece
Eren’le çözülmüyordu. Çünkü Akhisar maçında sakatlanınca kulübe de yerine
girecek bir oyuncu yoktu. Nitekim Galatasaray onsuz çok zorlanmıştı.
Bunun sonucunda Galatasaray forvet mevkisine ikinci
transferini İzlanda’lı Kolbeinn Sighthorsson ile yapmış oldu. Kendisinden çok
fazla bir şey beklenmiyor zira geçtiğimiz sezonu da kötü geçmişti. Milli Takım
performansı ise harika. Kendisinden beklenen, Eren’in olası oynayamama
durumlarında
var olan sistemi bozmayıp, oyuna pres gücüyle katkı vermesi.
Tabi bu mevki de Podolski ve Sinan Gümüş’ü de unutmayalım.
Onlar oyuna bu mevkide girdiği veya başladığı zaman ise sistem değişecek ve
duvar olan pivot santrafordan ziyade, aralara kaçan, gol koklayan santraforlu
bir düzene geçilecek.
Genç oyuncu Berk İsmail’de bu rotasyonun parçası, geçtiğimiz
A2 maçında hattrick yapmıştı. Umarım o da kendisini gösterir.
Kadro dışı kalmış futbolculardan Umut Bulut ise uzun bir
süre gitmemekte diretti. Aldığı yüksek maaşı tabi ki yönetimin elini kolunu
bağlıyordu. Sonunda belli bir miktara sözleşmesi feshedildi ve Kayserispor’un
yolunu tuttu. Geçtiğimiz sezon ara ara şans bulan Volkan Pala ise Rizespor’a
kiralandı.
Forvet mevkisi tabi ki de gayet yeterli duruyor. Eren bu
sezonun yıldızı olmaya aday isimlerden.
SON SÖZ
Şöyle bir baktığımız zaman ortada FFP şartlarını yerine
getiremediği için Avrupa’dan men cezası yemiş bir Galatasaray mevcut. Ama her
krizde olduğu gibi yine krizi fırsata çevirme şansı var. Bu sezon tek kulvarda
mücadele ediniliyor. Bu doğrultuda bol alternatifli, rotasyon olması durumunda
en azından kağıt üstünde sorun yaratmayacak bir kadro kuruldu. 65Milyon
Euro’luk sınırın ise aşılmamasını görmek mutluluk verici.
Geçtiğimiz sezona göre her şey pozitif. Hamzaoğlu’nun
Galatasaray dönemi kesinlikle çok başarılıydı lakin, teknik direktörlük bütün
bir iştir. Kendisinin de iletişim konusunda zaafları vardı. Tabi bunda
yönetimin de katkısı vardı, zira her kafadan farklı bir ses çıkıyordu. Ama bu
sezon, Levent Nazifoğlu gibi bir gerçek var ve kendisi takım adına tüm açıklamaları
bütün şeffaflığı ile yapan bir isim. Gerçekten güven veriyor. Riekerink ise
doğru tespitler koydu, pozitif açıklamalarda bulundu hep. Oyuncuların ve
taraftarın sevgisini kazandı. Umarım bu, Riekerink’in hikayesinin
başlangıcıdır. Sonu bir peri masalını andırması dileğiyle, takımımıza gönülden
başarılar diliyorum. Her zaman olduğu gibi yine arkasındayız…












Hiç yorum yok:
Yorum Gönder